Connect with us

Genel

İBB’nin sunduğu deprem raporu korkuttu! İşte en riskli ilçeler…

Published

on

blank

TBMM’ye sunulan İstanbul’un deprem raporunda olası 7,5 büyüklüğündeki depremde, 48 bin binanın ağır ve çok ağır hasar alması, 150 bine yakın binanın orta hasar alması bekleniyor. Raporda tsunami tehlikesine de dikkat çekiliyor. En riskli ilçelerin ise Silivri, Büyükçekmece, Küçükçekmece, Bakırköy, Zeytinburnu, Fatih, Maltepe, Kadıköy, Kartal, Tuzla, Güngören ve Bayrampaşa olduğu belirtiliyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Daire Başkan Tayfun Kahraman ile Avcılar ve Esenler ilçelerinden bir heyetle TBMM Deprem Araştırma Komisyonu’na İstanbul’un deprem raporunu sundu.

Raporda, İstanbul’da 1999 Marmara depreminden önce yapılmış olan 790 bin binadan 194 bininin risk barındırdığı ve olası 7.5 büyüklüğündeki depremde bu binaların orta ve üstü hasar almaları beklendiği kaydedildi. Kıyı şeridinde bulunan 17 ilçenin de tsunamiden etkilenmesi bekleniyor.

“ÖNÜMÜZDEKİ 25 YILDA 7 VE DAHA BÜYÜK BİR DEPREM OLMA OLASILIĞI YÜZDE 60 DİYORUZ”

İBB Deprem Bilim Kurulu üyesi Jeofizik Mühendisi Prof. Dr. Haluk Eyidoğan, raporu değerlendirerek, “7.5 büyüklüğünde bir deprem eğer İstanbul kıyılarına yakın bir noktada olursa ne olur? 15 bine yakın vatandaşımızın can kaybından bahsediyoruz, 8 bin ağır yaralı, 39 bin hastanede tedavi. Eğer bu olasılıksal modele göre olursa; o zaman can kaybı 53 bine çıkıyor, ağır yaralı 31 bin, hastanede tedavi 139 bine çıkıyor. Çeşitli yöntemler var deprem tehlikesinin hesaplanmasıyla ilgili bir istatistiksel model kuruluyor. Olasılıksal modele göre örneğin 50 yılda yüzde 10 aşılma olasılığı göre bir deprem olursa yani 475 yıl periyodla bir deprem olursa o zaman kayıplarımız 53 bine çıkıyor. Ona 7 ve daha büyük şiddette deprem diyoruz” dedi. “Ne zaman olacağını bilmiyoruz ama İstanbul ve çevresini etkileyecek olası bir deprem önümüzdeki 25 yılda 7 ve daha büyük bir deprem olma olasılığı yüzde 60 diyoruz” diyen Eyidoğan, “Ona göre hesaplamalar yapıyoruz. Eğer 7.5 şiddetinde bir depreme göre yapıyorsak ve şu noktada olacak diyorsak o zaman 15 bin can kaybımız var, ağır yaralı 8 bin, 39 binde hastanede tedavi var. Bina kayıpları ne olacak? Eğer 7.5 büyüklüğünde bir modele göre hesaplarsak 14 bin binada yıkım ve ağır hasar var, ağır hasar 35 bin, orta hasar 146 bin. Bunları bir araya getirdiğimizde 194 bin bina bir anda kullanılamaz hale geliyor çünkü orta hasarlıları da kullanamıyorsunuz. Eğer bunu olasılıksal modele göre yaparsak o zaman çok ağır hasar ve yıkık 57 bin oluyor. Yani 3.5-4 misline yakın bir artış var olasılıksal modelde. İster 7.5 şiddetine göre konuşalım ister olasılıksal modele göre konuşalım çok ciddi kayıplarla karşı karşıyayız. Bunlar şimdi tekrar revize ediliyor. Bu hesaplar tek tek bina bazında değil. Biz 2000 yılından önce yapılmış 1 milyon 116 bin binanın eldeki verilere göre kayıpları bu” diye konuştu.

“SAHİLLERE YAKIN OLAN İLÇELERİMİZDE FAZLA KAYIPLAR ORTAYA ÇIKABİLİYOR”

Eyidoğan, zemin sıvılaşmasına dikkat çekerek sahil şeridi ile Büyükçekmece ile Küçükçekmece havzasının heyelan bölgesi olduğunu belirtti. Eyidoğan, “Acil sinyal veriyor dediğimiz İstanbul’un eski yerleşimleri ve göç nedeniyle denetimsiz yapılmış, mühendislik hizmeti almamış yapılar. Gecekondular, daha sonra çok katlı apartmanlara dönüşenler, bunlar her ilçede var. Büyük bir depreme yakın olmak büyük bir dezavantajdır ama uzak olduğu zamanda çok kötü bir binada yıkım oluyor. Bunun en son örneğini İzmir’de gördük. Deprem 7 büyüklüğünde Sisam’da oldu, 70 kilometre uzakta zemin sorunları ve bina sorunları nedeniyle 500 tane binada ağır ve orta hasar var Bayraklı ve çevresinde. Demek ki bir kentte deprem tehlike ve riskleri hesaplanırken uzaklık önemli ama yapının durumu ve zeminde önemli. Ama depreme yakınlığı itibariyle Silivri, Büyükçekmece, Küçükçekmece, Bakırköy, Zeytinburnu, Fatih böyle gidiyor. Anadolu Yakası’nda da Maltepe, Kadıköy’ün sahilleri, Kartal, Tuzla, buralardaki zemin durumlarına ve bina yapı özelliklerine göre hasar daha az veya daha çok olabiliyor. Sahillere yakın olan ilçelerimizde fazla kayıplar ortaya çıkabiliyor. Mesela Bayrampaşa, Güngören sahil yakın değil ama yapı stokuna bağlı olarak sorunlar çıkıyor. O nedenle çok karmaşık durumla karşı karşıyayız. Buralara kesinlikle yapı yapılmasın denen çoğu da sahil kesiminde Avrupa Yakası’ndaki zeminler toplasanız yüzde 15’tir en kötü zemin. Çok büyük bir rakam değil, ama nüfus ve yapılaşma yoğunluğu oralarda fazla olmuş. Büyükçekmece ve Küçükçekmece göl havzası Sazlıdere Barajına kadar uzanan o havzada, Anadolu Yakası’nda sahillerde çok ciddi zemin sorunları var, sıvılaşma sorunları var” ifadelerini kullandı.

“10 METREYE, 12 METREYE VARAN TSUNAMİ YÜKSEKLİKLERİYLE KARŞILAŞIYORUZ” 

Tsunami beklentiyle ilgili de konuşan Eyidoğan, “Ayrıca tsunami sorunları var. Son yapılan Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nin tsunami analizine göre 10 metreye, 12 metreye varan tsunami yükseklikleriyle karşılaşıyoruz. Yapılan hesaplar bunu gösteriyor. Hem deprem nedeniyle, hem de depremin tetiklediği heyelanlar nedeniyle, deniz içindeki heyelanlar nedeniyle. Bu heyelanlar da tsunamiye ek yapıyor” diye konuştu.

“KIYI BÖLGESİ İSTANBUL’UN EN RİSKLİ ALANLARINI OLUŞTURUYOR”

İBB Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Daire Başkan Tayfun Kahraman ise, “Tamamen hasar tahmin çalışmaları üzerinden yapıyoruz. Bizden önceki dönemde de Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ile birlikte gerçekleştirilmiş olan çalışmalarda bizler İstanbul’da kaç binanın olası deprem senaryosuna göre zararlar görebileceğini biliyoruz. İstanbul’da 48 bin binanın ağır ve çok ağır hasar alması, 150 bine yakın binanın orta hasar alması bekleniyor. Yani İstanbul’da olası bir depremden sonra 200 bin binanın kullanılamaz hale geleceğini bunların bir kısmının çökebileceğini biliyoruz. Bu tabi ki İstanbul’da 3 milyon insanı ilgilendiren bir mesele ve çok büyük bir mesele. 3 milyon insan demek İstanbul nüfusunun neredeyse 5’te biri demek. Şimdi böyle nüfusu etkileyen bir olayla beraber bizim İBB olarak yapmamız gereken şey bu alanları önceliklendirmek. En yüksek risk hangi alanlarda, en yüksek riski barından binalar hangileri? Bunları tespit etmek ve ilk olarak bunlardan başlayarak müdahale haritalarını belirlemek. Şu anda geldiğimiz noktada bu müdahale haritaları belirlendi, alan seçimleri yapıldı. Bu alanlar içerisinde de en riskli binaları şu anda belirliyoruz. Arkadaşlarımız şu anda saha çalışıyorlar. Tek tek binalara giderek, binaların deprem kabiliyetlerini test ediyorlar. Buna göre de bir yol haritası hazırlayarak bu binaların hem devlet desteğiyle, hem İBB ile, hem de vatandaşların kendi öz kaynaklarıyla birlikte dönüşümleri nasıl sağlayacaklarıyla ilgili bir rota hazırlıyoruz. Özellikle fayın kırılması beklenen noktasına da en yakın bölgemi olan Fatih ilçemizden başlayarak Silivri ilçemize kadar kıyı bölgesi İstanbul’un en riskli alanlarını oluşturuyor. Şu anda bu bölgelere özellikle konsantre oluyoruz. Gerçekten de en büyük riskin İstanbul’daki en fazla 1999 depreminde de önce yapılmış binaların da bulunduğu alanlar bunlar. İstanbul’da 790 bin bina var 1999’dan önce yapılan, bu binaların 200 bin tanesinin biz depremde hasar almasını bekliyoruz. Önceliğimiz bunlara müdahale etmek” dedi.

“E-5 KARAYOLU GÜZERGAHINDA BİR SORUN YAŞANACAĞINI DÜŞÜNMÜYORUZ”

Kahraman, deprem durumda acil müdahale yolları konusunda yaptıkları çalışmalarla ilgili de, “Bizim ilk önceliklendirdiğimiz aksımız yani acil müdahale yolumuz E-5 Karayolu aksımız. Bu anlamda E-5 aksımız üzerindeki tüm sanat yapıları dediğimiz köprüler, viyadükler şu anda deprem davranışları açısında inceleniyor. Bunların depremde olası bir hasar alıp almayacaklarına ilişkin incelemeler yapılıyor. Bunların bir hasar alma durumu varsa müdahaleler gerçekleştiriliyor. Bu anlamda E-5 güzergahında bir sorun yaşanacağını düşünmüyoruz. Fakat sahil yollarının olası bir tsunami ile kapanmasını bekliyoruz. Bu yolların acil durumda çok da kullanılır tutmamızın çok da bir anlamı yok çünkü gerçekten bir tsunami etkisiyle bu yollar kullanılamaz hale gelebilirler. Tsunami etkisini giderecek önlemleri de bir yandan konuşuyoruz” dedi.

TOPLANMA VE BARINMA ALANLARI 

İBB’nin deprem raporunun hazırlayan ekipte yer alan Şehir Planlama uzmanı Erhan Demirdizen ise, “Acil toplanma alanları, geçici barınma alanları ağır hasarlı ve yıkıma uğramış olan depremzedelerin, afetzedelerin belirli bir süreyle iskan edildikleri alanlar. Kent içerisinden olması gerekiyor. Belirli alt yapılardan, kanalizasyondan içme suyundan yararlanacak olması gerekiyor. Aslında belediyelerin doğrudan doğruya imar planı yetkileri içerisinden çözmeleri gereken konular. Fakat bu konularla mevzuat arasında irtibat yok, kurulmamış geçmişten beri. Burada bir kötü niyet olduğundan değil, bir şekilde öyle bir ihtiyaç duyulmamış bugüne kadar böyle gelmiş. Biz diyoruz ki bunları belediyenin imar yetkilerinin içerisine de dahil edelim ki belediyeler bu alanları imar planlarında güvence altına alsınlar, buralarda yanlış yapılaşmaları mümkün olduğunda engelleyelim. Depremler halinde bizim en ihtiyacımız olan alanlardan birisi tahliye yolları. Bunlar belli ama yolların üzerinde bir deprem halinde ihtiyacımız olan yol hacmini bulamıyoruz. Neden? Oralardaki ilçe belediyeleri veya farklı idareler çeşitli yöntemlerle kullanıma açmışlar veya otoparka dönüştürmüşler. Buraların tahliye yolu olarak bu niteliğini koruması lazım olası bir deprem anına kadar. Bunlarında belediyenin imar yetkileri içerisine dahil edilmeleri lazım. Bunlara yönelik hazırladığımız çok ayrıntılı bir rapor var” değerlendirmesinde bulundu.

Genel

İmamoğlu’ndan öğrencilere yurt müjdesi: Eylüle kadar 2700, önümüzdeki sene 5000 yatak olacak

Published

on

blank

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Çarşamba mesaisinin büyük bölümünü Bağcılar’a ayırdı. Bağcılar’daki İBB projelerini ve geldikleri aşamaları yerinde inceleyen İmamoğlu, Yenimahalle’deki 510 yataklı öğrenci yurdu inşaatı şantiyesinde açıklamalarda bulundu. “Her yönüyle çok sağlam bir kompleks” diyen İmamoğlu, “Biz, eylülde yurtlarımızda 2 bin 700’e ulaşacağız yatak sayısında. Bu aslında ara dönemde devreye girecek. Bunların da katkısıyla, bir sonraki seneye hedefimiz, 5000 yatakla eğitim sezonuna dahil olmak” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Bağcılar’da 28 Şubat 2022’de açtıkları Sosyal Uyum Destek Merkezi’ne (SUDEM) yaptığı ziyaretin ardından ilçeden ayrılmadı. İlçedeki İBB hizmetlerini yerinde deneyimleyen İmamoğlu, sırasıyla; Ebubekir Otopark Üstü Meydan ve Çevre Düzenlemesi İnşaatı’nda, Bağcılar Otizm Temalı Park’ta, Yenimahalle Yurt İnşaatı’nda incelemelerde bulundu. İmamoğlu, Bağcılar turuyla ilgili değerlendirmesini de önümüzdeki eğitim-öğretim yılında 510 yatakla hizmet vermesi planlanan öğrenci yurdu şantiyesinde yaptı.

“BAĞCILAR BENİM İÇİN DUYGUSAL BAĞI ÇOK YÜKSEK BİR YER”

Bağcılar’ın kendisi için duygusal bağı çok yüksek bir yer olduğunu vurgulayan İmamoğlu, “İstanbul’da, Avrupa yakasında ilk iş yerimiz Güngören sınırlarındaydı. Bağcılar’la, Esenler’le, Bahçelievler’le bu alanla çok ilişkili bir yaşamım oldu. Ama bu 4 ilçe, gerçekten zor bir yaşam alanına dönüştü. Bir kısım adımlar atılmıştı. Şimdi daha zevkli, daha renkli ve daha çevreye uyumlu bir biçimde dönüşümler yapıyoruz. Yaptıkça da bence çok daha iyi sonuçlar alacağız. İşte bulunduğumuz merkezin, bu anlamda hem yurt ihtiyacımıza ilave katkısı var. 510 yatak kapasitesine sahip. Mahalle içinde kapalı otoparkıyla hizmet edecek. Aynı yerde 4 sınıflı kreşimiz var. Aynı yerde e-spor merkezimiz var. Aynı yerde konferans salonumuz var. Çevreye etkisi olacak bir düzenleme kabiliyeti ve kapasitesi olacak” bilgilerini paylaştı.

“SUDEM’LERİN VE KENT LOKANTALARI’NIN SAYILARI ARTACAK”

“Her yönüyle çok sağlam bir kompleks” diyen İmamoğlu, “Bu tür yapılar çevresine hem buluşma şansı fırsatı verir, komşuluğu hissettirir hem de aynı zamanda burada hayatı değiştirir, dönüştürür. Her yönüyle çok etkili bir alan olacağını şimdiden hissedebiliyorum. Zira biz, eylülde 2 bin 700’e ulaşacağız yatak sayısında yurtlarımızda. Bu aslında ara dönemde devreye girecek. Dolayısıyla bunların da katkısıyla, bir sonraki seneye hedefimiz, 5000 yatakla eğitim sezonuna dahil olmak” ifadelerini kullandı. Bağcılar’da gezdiği İBB hizmetlerini sıralayan İmamoğlu, İstanbul’un farklı yerlerindeki alanlara otizm temalı parklar kurma hedefinde olduklarının müjdesini verdi. Bağcılar ve Sultanbeyli’de açtıkları SUDEM’lerin sayısını da artıracakları bilgisini paylaşan İmamoğlu, ikincisini çok yakında Bağcılar’da açacakları Kent Lokantaları için de aynı hedefle yol yürüdüklerinin altını çizdi.

“BÜTÜN ATTIĞIMIZ BU ADIMLAR, DAYANIŞMA AHLAKI SORUMLULUĞU”

Kent Lokantaları’nda yaptıkları işin bugünün ihtiyacına yönelik olduğuna dikkat çeken İmamoğlu, “Yoksa restoranı olan, lokantası olan; onların segmenti, işi başka, bizim yaptığımız şey başka. Bu bağlamda, bu zor günleri aşmanın yolunu hep birlikte bulmak zorundayız. Bütün attığımız bu adımlar, aslında dayanışma ahlakı, dayanışma sorumluluğu. Onu yerine getiriyoruz. Bunları keşke konuşmasak. Konuşmayacağımız günler de gelecek. Yoksulluğu değil, zenginliği, eşit dağılımı, gelirin eşit paylaştırıldığı, insanların mutlu olduğu günleri, inşallah hep birlikte başaracağız. O zaman başka adımları, başka yatırımları, başka atılımları konuşuyor olacağız” dedi.

“TEMEL MESELE: İSTANBUL’UN HER NOKTASINA EŞİT HİZMET”

Gezdikleri hizmetlerin, Bağcılar’da yürüttükleri projelerin tamamı olmadığının altını çizen İmamoğlu, şunları söyledi:

“Burada yürüttüğümüz temel mesele şu: İstanbul’un her noktasına eşit hizmet. Her yaptığımız sadece mimarın kaleminden çıkmıyor. Aynı zamanda yakın çevrede talep edilen ne var? Burada oturan insanların demografisi, yaş grubu, beklentileri, onlara nasıl hizmet edebiliriz? Örneğin burada çocuk sayısı fazlaysa, burada bir kreş ihtiyacı var demektir. Gençler varsa, evet e-sporla ilgili bir talep varsa, onları yine kontrollü bir alanda, iyi bir eğitimle eğitmenlerle buluşturmanın mutlaka zeminini hazırlamanız gerekir. Bütün bu yönleriyle bir değişim yaşattık. Birçok projemizde, ne yazık ki göreve geldiğimizden sonra, tasfiye kararı olan müteahhitler, konkordato ilan eden müteahhitler süreçleri, ihale yapma konusundaki sorumlu süreçler… Bütün bunları aşıp, tekrar burada harekete geçmek ve hızlıca bunları hem 2022’ye hem 2023’ün başına yetiştirme hedefi koyan hem yönetici arkadaşlarıma olsun hem de yüklenici firmalarımıza olsun, Allah kolaylık versin. Öyle ya da böyle bu işi toparlayacağız, hızlıca -başta Bağcılar olmak üzere- bütün ilçelerdeki işlerimizi vatandaşlarımıza hediye edeceğiz. Yolumuz açık olsun. Keyifli bir gün geçirdik. Umuyoruz, Bağcılar’da keyifli bir günü de hatta birkaç günü de bunların açılışlarını yaparken, hep birlikte geçiririz.”

ESNAF VE PAZAR ZİYARETİ

İmamoğlu, ziyaretlerinin ardından Fatih Mahallesi’nde esnaf ziyaretlerinde bulunup, Fevzi Çakmak Mahalesi’nde kurulan semt pazarında vatandaşlarla buluştu. Yaşadıkları ekonomik sıkıntıları İmamoğlu ile paylaşan esnaf ve vatandaşlar, İBB Başkanı ile anı fotoğrafları çektirdi.

Continue Reading

Genel

Kimya Çiftçi Dumlu: Evlilik doyumunu etkileyen faktörler

Published

on

blank

En başarılı ve mutlu ailelerde bile zaman zaman çatışmalar yaşanabilir. Her evlilik ilişkisinde çatışma, tartışma ve ardından çözüm bulma süreci, ilişkinin doğasında yer alır ve süreklilik gösterir. Çiftlerin evlilik ilişkisinde yolunda gitmesini sağlayan faktör; evliliklerinde tartışma ve çatışma yaşamıyor olmaları değil, yaşadıkları tartışmaları çözüme ulaştırabilmeleri ve çatışmalarını çözebilecek beceriye sahip olmalarıdır. Aksi takdirde aile içerisinde sürekli tartışmaların ve çözülemeyen çatışmaların var olması, ailenin stres seviyesini yükselterek evlilik fonksiyonlarında bozulmalara yol açmaktadır.

***

Evlilik ilişkilerinde sürekli çatışma yaşayan ve çatışmaları genellikle hayal kırıklıkları, incinme ve küskünlükle sonuçlanan çiftler zamanla evliliklerinden aldıkları doyumu yitirirler. Eşlerin birbirlerine olan bağlılıkları ve güvenleri azalır. Oysa çiftlerin ve aile üyelerinin aralarındaki sorunları çözümleyerek yaşamdan aldıkları doyumu arttırabilmeleri mümkündür.

***

Uzun süreli beraberlikler, çatışmaları çözme becerisinin bir sonucudur. Evlilik çatışmalarıyla başa çıkabilmek için sahip olunması gereken beceriler bulunmaktadır. Çiftler bu becerileri kazanarak evlilik doyumunu arttırabilir. Açık İletişim Çoğunlukla eşler arasında çatışmaya sebep olan veya çatışmaları alevlendiren en önemli şey, ağızdan çıkan cümlenin eşiniz tarafından, söyleyenin niyetinden farklı bir biçimde algılanmasıdır. Bunun pek çok farklı sebebi olabilir. Örneğin çiftler tartışırken aslında birbirlerinin ne dediğini tam olarak dinlemiyor. Zihinleri birbirlerinin ne dediğini anlamaya çalışmak yerine, karşısındaki susunca kendisinin ne diyeceğini düşünmekle meşgul oluyor. Tartışma esnasında birbirlerinin fikirlerini çürütmeleri gerektiği ya da her tartışmadan birinin galip çıkması gerektiği ön yargısıyla hareket etmektedirler.

Açık iletişimde önemli olan hususlar şunlardır:

• Eşinizin zihnini okumaya çalışmayın, fikirlerini ifade edebilmesi için onu can kulağıyla dinleyin,

• Tartışma esnasında eşinizi suçlama ve eleştiriden uzak durmaya çalışın,

• Tartışırken kendinizin ve eşinizin beden dilinin farkında olun (Örneğin dinlerken kollarını kavuşturmak, göz iletişiminden kaçınmak, yüz buruşturmak gibi davranışlar, karşıdaki kişi tarafından anlattıklarının onaylanmadığı şeklinde algılanır.)

• Aynı fikirde olunmasanız bile eşinizin neden böyle düşünüyor olabileceğini anlamaya çalışın, konuya bir de onun gözünden bakarak aynı fikirde olunmasanız bile eşinizin fikirlerine saygı göstermeye gayret edin.

***

Olumsuz Düşünceleri Kontrol Edebilmek

Tartışmalar esnasında eşlerin birbirlerine duygu ve düşüncelerini çekinmeden aktarabilmeleri ve içlerinden geçenleri ifade edebilmeleri oldukça önemlidir. Ancak eşlerin sürekli olarak birbirlerine olumsuz düşüncelerini ifade etmeleri tartışmaları daha da fazla çözümsüzlüğe sürüklüyor. Tartışma esnasında eşler esas konudan uzaklaşarak birbirlerinin yetersizliklerine ve zayıf yönlerine odaklandığı zaman tartışma gittikçe daha acı verici ve rahatsız edici bir hâl alır. Bu sebeple eşlerin birbirleri hakkındaki düşüncelerini kontrol etmeyi öğrenmeleri gerekir.

***

Olaya Eşinizin Gözünden Bakabilmek

Tartışma esnasında taraflardan biri karşısındakinin haksız olduğunu düşünebilir. Ancak yine de mutlaka olaya bir de eşinizin gözünden bakmaya ve onun bakış açısını anlamaya çalışmalısınız. Eşinizin gözüyle bakmayı denemek, kendini onun yerine koymak size yeni bir ufuk açabilir.

***

Affedicilik

Her evlilikte, yaşanan çatışmalar dolayısıyla zaman zaman eşler arasında incinmişlik ve kırgınlık duyguları meydana gelebilir. Eşler yorgun, meşgul veya öfkeli olduklarında birbirlerine karşı daha az hoşgörülü davranırlar. Hatta birbirlerini daha az çekici olarak bile algılayabilirler. Aslında tüm bu duygular gelip geçicidir. Eğer eşler duygularının zeminine birbirlerine duydukları bağlılığı yerleştirirlerse bu, ilişkilerini güçlü tutar ve birbirlerini affetmelerini kolaylaştırır. Çatışma durumları anlayış ve affedicilikle çözümlenemediği takdirde, ilişkide karşılıklı sevgi bağının gelişmesi mümkün olamaz. Yaşanan tüm olaylar, zamanla geride kalır. Onları zihinde yaşatarak sürdürmek ise kişinin tercihidir. Fakat bu ilişkide doyumu azaltacak en tehlike unsur olacaktır. İlişkinin olumlu yönlerine ve içinde bulunulan ana odaklanmak, her zaman için daha sağlıklı bir yoldur.

Problem Çözme Becerisi

Birbirlerine karşı destekleyici bir tavır sergilemeyen çiftler, problemlerine eleştirel bir tarzda yaklaşır ve “sen ve ben birbirimize karşı” yaklaşımını benimserler. Oysa destekleyici bir ilişki geliştirebilmiş olan çiftler problemlerine “takım ruhu” ile yaklaşırlar. Aslında tüm tartışmalarda her iki tarafın da ortak bir ihtiyacı vardır: Anlaşılmak… Eşine kendisini tam olarak ifade edebildiğini ve eşi tarafından anlaşıldığını hissedebilmek. Burada önemli olan “sen-ben” güç dengesindeki çekişmeden vazgeçerek “biz” olabilmeyi başarmak ve tartışmanın sonunda ortak hedefe ulaşabilmektir.

***

Evlilik ilişkinizde problem ve çatışma çözme becerilerinizi geliştirmeye çalışırken ilişkinizi sağlıklı yollardan desteklemeyi unutmayınız. Bunun için çift ilişkisi danışmanlığı alabilirsiniz.

Continue Reading

Genel

Beyaz Martılar’ın grubu belli oldu

Published

on

blank

2022-2023 sezonu TFF 2. Lig gruplarında yer alacak takımlar, yapılan kura çekimi ile belirlendi. Sarıyer, birbirinden zorlu ekiplerin olduğu Kırmızı Grup’ta yer aldı.

TFF 2. Lig’de gruplar belli oldu. Riva Hasan Doğan Milli Takımlar Kamp ve Eğitim Tesisleri’nde düzenlenen kura çekimiyle birlikte Kırmızı ve Beyaz Grup’ta mücadele edecek olan takımlar belirlendi. Kura çekimine; Türkiye Futbol Federasyonu 2. ve 3. Lig Kulüplerinden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Volkan Can, TFF Genel Sekreter Yardımcısı Özcan Şepik, Maç Planlama Müdürü Besim Yalçın, kulüp başkanları ve temsilcileri katıldı.

2022-2023 sezonunda TFF 2. Lig; Beyaz ve Kırmızı Grup olarak iki gruba ayrılırken, Kırmızı Grup’ta 20, Beyaz Grup’ta 19 takım yer alıyor. TFF 2. Lig’de müsabakalar, 27-28 Ağustos 2022 tarihlerinde oynanacak maçlar ile başlayacak ve normal sezon 29 Nisan 2023’te sona erecek.

İşte gruplarda yer alan takımlar:

Beyaz Grup

Afjet Afyonspor

Amed Sportif

24 Erzincanspor

Ankaraspor

Arnavutköy Belediyespor

Batman Petrolspor

Bayburt Özel İdare

Düzcespor

Bursaspor

Çorum FK

Esenler Erokspor

Nazilli Belediyespor

Ispartaspor

İnegölspor

Menemenspor

Sivas Belediyespor

Somaspor

Şanlıurfaspor

Tarsus İdman Yurdu

Kırmızı Grup

Sarıyer

Kırklarelispor

Zonguldak Kömürspor

Ankara Demirspor

Erimasgut Belediyespor

Pazarspor

1462 Trabzon FK

Silahtaroğlu Vanspor FK

Diyarbekirspor

Adıyaman Futbol Kulübü

İskenderunspor

Serik Belediyespor

Fethiyespor

Uşakspor

Bucaspor 1928

Balıkesirspor

Kocaelispor

Karacabey Belediyespor

GMG Kastamonuspor

 

Continue Reading

Popüler

blank