Connect with us

Genel

ÇYDD: HALK ÇOCUKLARI “DİNİ EĞİTİM” ALTINDA TACİZ VE TECAVÜZE UĞRADI

Published

on

blank
ÇYDD, 2015- 2016 Eğitim – Öğretim yılı biterken Türkiye’deki eğitim sistemini eleştiren yazılı bir açıklama yaptı.
ÇYDD açıklamasında, “2015- 2016 Eğitim – Öğretim yılı biterken bilim dışı, akıl dışı, çağ dışı uygulamalarıyla Milli Eğitim Bakanlığı ve siyasi iktidar sınıfta kaldı. Birtakım vakıflar aracılığıyla devşirilen yoksul halk çocukları, “dini eğitim” adı altında taciz ve tecavüze uğradı. Doğru dürüst bir eğitim vermediği halde “TEOG’da başarı gösteremedi.” gerekçesiyle, bir çeşit ceza gibi, öğrencilere açık lise ile imam hatip liseleri dışında seçenek bırakmadı. Siyasi iktidar “dindar ve kindar nesiller” yetiştirme amacı doğrultusunda düz liseleri yok etti. Dindar ve kindar nesil yetiştirme” projesi ters tepti. İmam hatip liselerinin de olduğu pek çok lisenin öğrencisi “Sırtımızı karanlığa, yüzümüzü aydınlığa döndük” diyor” dedi.

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYD) Genel Merkezi tarafından yapılan yazılı açıklamada şu ifadelere yer verdi: “2015- 2016 Eğitim – Öğretim yılı biterken bilim dışı, akıl dışı, çağ dışı uygulamalarıyla Milli Eğitim Bakanlığı ve siyasi iktidar sınıfta kaldı. İktidar, ne yazık ki, bu karneyi düzeltmenin yollarını aramak, ilgili bütün tarafların düşüncesini almak, beklentilerini öğrenmek yerine eğitim sistemini toptan alabora edecek yasa tasarılarını, uygulamaları, sözde reform paketlerini hayata geçirmeye çalışıyor. 2012’de Meclis’te ve kamuoyundaki büyük tartışmalara, karşı çıkmalara rağmen kavga dövüşle kabul ettirilen, “4+4+4” olarak bilinen 12 Yıllık Zorunlu Eğitim Sistemi’yle, değil 12 yıllık zorunlu eğitime erişimi sağlamak, var olan durumu korumak bile mümkün olamadı. Geçen yıl ilkokul öğrencilerinin yüzde beşi, ortaokul öğrencilerinin yüzde yirmi biri eğitim sisteminin dışındayken, 20 günden fazla okula devam edemeyen ilk ve ortaokul öğrencilerinin sayısı üç milyonken bu yıl hiç okula gidemeyenlerin sayısına en az beş yüz bin çocuk eklendi. Devamsızlık o kadar ürkütücü ve saklanamaz boyutta ki Milli Eğitim Bakanlığı dört il ve dokuz ilçenin müdürlüklerine öğrencilerin devamsızlığını yok saydığını resmi bir yazıyla bildirmek zorunda kaldı; “terör mağduru” olarak adlandırdığı bu çocukların telafi eğitiminin yaz tatilinde ya da gelecek yıl yapılacağını söyleyerek inandırıcılıktan uzak bir kandırmacaya sığındı.

SİYASİ İKTİDAR “DİNDAR VE KİNDAR NESİLLER” YETİŞTİRME AMACI DOĞRULTUSUNDA DÜZ LİSELERİ YOK ETTİ

Yasa dışı çalıştırılan çocuklara Suriyeli çocuklar eklendi. Devlet, bu çocukların eğitimi ile ilgili hiçbir ciddi önlem almadı. Bu ağır tabloya karşılık birtakım vakıflar aracılığıyla devşirilen yoksul halk çocukları, “dini eğitim” adı altında taciz ve tecavüze uğradı. İktidar, bu kuruluşlardan hesap sormadı; tersine bu kuruluşlar ülkenin her yerinde devletin okullarında “yaz okulları” adı altında hurafelerle çocukların kafalarını doldurmaya hazırlanıyor. Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı PISA’da çocuklarımız 65 ülke arasında matematik, fen ve okuma alanlarında ilk 40 ülke arasında bile yer alamazken, çocuklarımızın nitelikli bir eğitime kavuşmasını sağlamakla yükümlü MEB buna çare aramazken, AİHM kararlarına rağmen ders programlarını zorunlu ve seçtirmeli -din hakkında değil- dinî derslerle doldurmuşken Diyanet İşleri Başkanlığı da 15 milyon ortaöğretim öğrencisini Kuran ve camiyle buluşturmayı hedefliyor. Erzurum Vuslat Derneği’ne bağlı Sıbyan Mektebi gibi sayısı belirsiz kuruluş, yaşları 4 ile 6 arasında değişen çocuklara hafızlık eğitimi veriyor. Ezberle çocukların yaratıcılığını yok ediyor. Eğitimde cinsiyet ayrımcılığı bütün hızıyla sürüyor. 2014’te ortaokulu bitiren 36 bin 401 kız çocuğunun açık liseler dahil hiçbir yerde adı yok. Son iki yılda örgün eğitime devam etmeyen kız öğrenci sayısı, açık lisede okuyan öğrenci sayısına oranla 458 bin kişi arttı. Siyasi iktidar “dindar ve kindar nesiller” yetiştirme amacı doğrultusunda düz liseleri yok etti. Doğru dürüst bir eğitim vermediği halde “TEOG’da başarı gösteremedi.” gerekçesiyle, bir çeşit ceza gibi, öğrencilere açık lise ile imam hatip liseleri dışında seçenek bırakmadı. TEOG’da üstün başarı gösterenlerin okullarını da “proje okulu” adı altında yöneticilerini genel kurallara uymayan, siyasi ölçütlere göre seçerek dönüştürmeyi, kıskaca almayı, baskı ve zor yöntemiyle özgürlüklerini kısıtlayarak sindirmeyi amaçladı.
DİNDAR VE KİNDAR NESİL YETİŞTİRME PROJESİ TERS TEPTİ

“Dindar ve kindar nesil yetiştirme” projesi ters tepti.Bugün aralarında imam hatip liselerinin de olduğu pek çok lisenin öğrencisi “Sırtımızı karanlığa, yüzümüzü aydınlığa döndük” diyor. Liselilerin bu çığlığını duyuyoruz. Onları desteklemek, korumak; hakları olan laik, demokratik, bilimsel, çağdaş bir eğitime kavuşmalarını sağlamak için mücadele etmek baş görevimizdir. 13 yılda 6 Bakan değiştirerek eğitimi yapboza çeviren, daha doğrusu bozan ama yapmayan iktidar, Maarif Vakfı Kanunu tasarısıyla bu kez de devlete ait yetkileri, kuracağı bir vakfa devretmeye hazırlanıyor. Türkiye ve yurt dışında örgün ve yaygın eğitim hizmetleri vermek, geliştirmek; okul öncesi eğitimden üniversiteye kadar burs vermek, okul yurt gibi tesisler açmak; bu kurumlarda görev alacak eğitmenleri yetiştirmek, araştırmalar ve toplantılar yapmak, yayınlar ve metotlar geliştirmek… gibi akıl almaz yetkilerle donatılacak Vakıf’a devletin yurt içinde ve dışındaki taşınmazları bedelsiz devredilebilecek, üstüne bir de devlet hazinesinden para verilecek. Mütevelli Heyetinin çoğunluğu Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından seçilecek; bu kişiler, iktidar değişse de görevlerinden alınamayacak. Bu tasarı, eğitim fakültelerinin kapatılacağı, yerlerine “muallim mektepleri” açılacağı; “3+3+3+4” diye adlandırılan yeni bir sözde reform paketiyle okul öncesi eğitiminin yok edilerek ilk üç yılın özel kurumlar aracılığıyla “sıbyan mektepleri” adı altında yapılandırılacağı söylentilerini doğrular niteliktedir. Çocuklarımızın, gençlerimizin, ülkemizin geleceğini karartacak bu uygulamalar karşısında sessiz kalırsak tarih bizi bağışlamaz. Tüm toplumu, sesimizi liseli gençlerimizin sesine katarak yükseltmeye, birlikte hareket etmeye çağırıyoruz.”

 

Click to comment

Bir Cevap Yazın

Genel

DSP’nin Sarıyer Belediye Başkan Adayı Alaaddin Pınarbaşı

Published

on

blank

Demokratik Sol Parti’nin Sarıyer Belediye Başkan Adayı, partinin mevcut ilçe başkanı Alaaddin Pınarbaşı oldu.

31 Mart 2024 yerel seçimleri öncesinde DSP’nin Sarıyer Belediye Başkan Adayı belli oldu. 5 yıldır DSP’nin Sarıyer İlçe Başkanlığı görevini yürüten Alaaddin Pınarbaşı, DSP Sarıyer Belediye Başkan Adayı oldu. Pınarbaşı, “Sarıyer’e hizmet için yola çıktık. Sarıyer için çalışacağız.” dedi.

Continue Reading

Genel

İstinye’de trafik kazası: 2 yaralı

Published

on

blank

İstinye’de seyir halindeki otomobil yolun karşısına geçen yayaya çarptı. Kazayı gören ters istikamete giren İETT otobüsü ise hafif ticari araçla kafa kafa çarpıştı. Kazada yaralanan 2 kişi ambulansla hastaneye kaldırıldı.

Kaza saat 11.45 sıralarında Sarıyer İstinye Bayırı’nda meydana geldi. İddialara göre, sahil istikametinde giden otomobil, yolun karşısına geçen şahsa çarptı. Hızını alamayan araç daha sonra yol kenarındaki ağaçlara vurarak durabildi. Bu sırada kazayı gören 34 HO 2542 plakalı 29S hatlı İETT otobüsü ilerlemek için ters yöne girince kaza da kaçınılmaz oldu. İETT otobüsü Maslak yönüne seyreden Veysel Çınar yönetimindeki 34 AAC 512 plakalı hafif ticari araçla kafa kafaya çarpıştı. Otobüste bulunan yolcular büyük panik yaşarken sürücü Veysel Çınar ise kazayı hafif sıyrıklarla atlattı. İlk kazada otomobil sürücü ve yayanın yaralandıkları ve ambulansla hastaneye kaldırıldıkları öğrenildi.

Continue Reading

Genel

Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç bağımsız aday oldu

Published

on

blank

Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç, Sarıyer Belediyesi Ana Hizmet Binası önünde yerel seçimlere ilişkin kararını açıkladı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile görüşmesini aktaran Genç, seçimlere bağımsız aday olarak katılacağını duyurdu.

Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç, geçtiğimiz günlerde aday belirleme süreci ile ilgili bir basın açıklaması düzenlemiş, CHP yönetimine seslenerek kararın yeniden gözden geçirilmesi için 18 Şubat gece yarısına kadar süre vermişti. Verilen sürenin dolmasının ardından Sarıyer Belediyesi Ana Hizmet Binası önünde Sarıyerlilerin yoğun katılımıyla basın açıklaması düzenleyen Başkan Şükrü Genç, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile yaptığı görüşmeyi aktararak seçimlere bağımsız aday olarak katılacağını söyledi. Genç, açıklamanın ardıdan Sarıyerliler ile birlikte adaylık başvurusu için Sarıyer İlçe Seçim Kurulu’na gitti.

BÜYÜK BİR TEPKİ VAR

Başkan Genç, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Bugüne kadar birlikte konuştuk, birlikte yürüdük, birlikte karar verdik. Yine birlikte karar vereceğimiz bir aşamaya geldik. Sayın Genel Başkanımın telefon görüşmesiyle beraber Sarıyer’de aday belirleme süreciyle ilgili yapılan yanlışlığa karşı partime süreci yeniden değerlendirmeleri için haykırdım. Sarıyer’e yazık oluyor, kaybediyoruz dedim. Bu kararı vermeden önce Sarıyer’de ağırlığı olan 16 aday adayından dördüyle birlikte oturduk konuştuk, değerlendirme yaptık. Kamuoyuna ortak bir açıklama yaptık. Orada da özetle Sarıyer’de bu yanlışlığa karşı giderek yükselen büyük bir tepki var. Genel merkez tarafından partimizin geleneklerine ve liyakat, kazanacak aday söylemlerine ve bir oy bile bizim için çok önemli vurgusuna rağmen saha anketlerine bakmaya gerek duymadan en sonda yer alan bir arkadaş aday yapılmış, Sarıyerliler’in iradesi yok sayılmış, partimize, Sarıyer’e kaybettirecek en zayıf aday atanmıştır dedik! Sadece 16 aday adayı değil Sarıyerliler şaşkındır, öfkelidir, ayaktadır dedik. Partimize gönül veren seçmenlerimiz, kadınlarımız, çocuklarımız, esnaflarımız, balıkçılarımız, mülkiyet ve göç korkusu yaşayan mahallelerimiz endişelidir dedik! Beni aday yapın diye değil, kaybediyoruz diye endişelerimi paylaştım!

SORUMLULUK BİZİM OMUZLARIMIZDA DEĞİL

Partimizi her dönem artan oylarla iktidara taşıyan, 3 dönem bunu başaran bir belediye başkanı ve partili olmamın bir sorumluluğu var üzerimde. Bu açıklamaları Cumhuriyet Halk Partisi’ni düşündüğüm için yaptım. Türkiye siyaseti için yaptım Türkiye siyasetini, demokratik, toplumcu gördüğüm için, bunun bilincinde yaptım. Ve aynı şekilde bunu sessiz çoğunluk için yaptım. Sesini çıkarmaktan korkanlar için yaptım. Siyasetin bu kadar iki dudak arasında karar verildiği bir duruma getirilmesine karşı olduğum için yaptım. Sarıyer’i kaybetmenin sorumluluğu artık bizlerin omzunda değil. Bunu şimdi niçin söylüyorum? Biz bu kaybetmeye izin vermeyeceğiz. Kendisini siyasette sorumlu, önder, bu işin tek sorumlusu, tek karar vericisi olduğunu kendine arz eden insanlara hatırlatma yapıyorum. Bu sorumluluk Sarıyer halkının değil, halkımızın değil, sizlerin olacaktır.

AŞILAMAYAN NEDİR?

Ekip arkadaşlarımla bir araya geldik. Çalışma arkadaşlarımla bir araya geldim. Sivil toplum kuruluşları, önemli temsilcileriyle toplandık. Öğrencilere, çocuklara, kadınlara kısaca halka sorduk. Yaşanan süreci anlattık. Bildiğiniz gibi dün açıklamaya çok kısa bir süre kala Sayın Genel Başkanımız Özgür Özel’den telefon aldığımı ve bugün öğlene kadar süreci yeniden değerlendirileceğini sizlerle paylaştım. Geldiğimiz noktada biraz önce Sayın Genel Başkanım dedi ki ‘Başkanım biz sizi çok seviyoruz. Sizinle hep varız. Partide önemli görevlere sizi arz edelim, görev verelim. Ekrem Başkan da sizi çok seviyor. Bizler de çok seviyoruz ama bunu aşamadık.’ Aşılamayan nedir? Eğer bu partiye bu kadar hizmetim olmuşsa şahsen soruyorum. Bu aşılamayanın ne olduğunu lütfen bu halka açıklayın.

DEMOKRASİ DERSİ VERELİM

Daha önce defalarca paylaştığım gibi sürecin bundan sonrasına birlikte karar vereceğiz. Ve şimdi tam bu noktadayız. Sizden onay almadan karar vermeyeceğim. Karar anındayız şu anda. Şimdi sizlere soruyorum. Bunu önümüzdeki kırk gün içinde her bir nokta, her bir ocakta, her bir köşede ısrarla soracağım. Son anına kadar soracağım. 31 Mart’a kadar soracağım. Var mıyız yok muyuz? Varız Arkadaşlar. Biz şunu biliyoruz. Biz çok güzel konuştuk. Ben bu yaşıma kadar hiç kimseye zarar vermedim. Yine zarar vermeyeceğiz? Ama halkımızın çok güzel bir sözü var. Kısa çöp, uzun çöpten hakkını alacak. Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi ‘Bağımsızlık bizim karakterimizdir’. Gelin demokrasi dersi verelim. Nasıl barış içinde, aslanlar gibi kazanıldığını, kazanılacağını ve de bu işin bir örnek olacağını herkese gösterelim. Yolumuz açık olsun.”

Continue Reading

Popüler