Connect with us

Genel

Sarıyer’de bir tarih canlanıyor…

Published

on

blank

İBB; Atatürk’ün isteği ile 1928 yılında kurulan, 1936’da kurulan Türkiye’nin ilk Bahçıvan Okulu’na ev sahipliği yapan ve 1997 yılında faaliyetleri duran Büyükdere Fidanlığı’nın eski günlerine döndürecek projeyi başlattı. Fidanlık bölgesinin 2000’li yıllardan bu yana İBB Yol ve Bakım Onarım Müdürlüğü’nün saha garajı olarak kullanıldığı ve metruk bir halde olduğu bilgisini paylaşan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, tarihi bir mirası canlandırma hedefiyle yola çıktıklarının altını çizdi. “Çok değerli bir adım bu, ama bununla sınırlı kalmayacağız” diyen İmamoğlu, “Burada, bir de tohum merkezi kuracağız. Tarihi bir adım atıyoruz. Bu merkezde yerel tohumlar, soğutmalı depolarda uzun süreli olarak muhafaza edilecek bir gen merkezi gibi. Merkeze gelen bu tohumlar, yine aynı alanda üretim parselleri ve seralarda ekilerek üretimleri sağlanarak, çoğaltılacak. Sebze grubundan edilen fideler ve diğer tohumlar, buradan halkımıza ve çiftçilerimize de ayrıca ücretsiz olarak dağıtılacak” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), 1928 yılında Atatürk’ün emriyle kurulan, içinde Türkiye’nin ilk Bahçıvanlık Okulu’nu barındıran tarihi Büyükdere Fidanlığı’nı yeniden canlandıracak projeyi başlattı. Fidanlık için, “150 Günde 150 Proje” maratonu kapsamında temel atma töreni düzenlendi. Törende; İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç ve İBB Park Bahçe ve Yeşil Alanlar Daire Başkanı Prof. Dr. Yasin Çağatay Seçkin birer konuşma yaptı.

“CUMHURİYET’İN DEĞERLERİNE SAHİP ÇIKMAK SORUMLULUĞUMUZ VAR”

Konuşmasında, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun ikinci yüzyılına yaklaştığımızı hatırlatan İmamoğlu, Mustafa Kemal Atatürk’ün, “Cumhuriyet değerlerine, kazanımlarına elbette sahip çıkmak sorumluluğumuz var. Bu yüzyılda neleri başardık, neleri başaramadık noktasında değerlendirme yapma sorumluluğumuz var. Cumhuriyet’imizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü anlayabilmek, hatta onun gibi bu Cumhuriyet’i yüceltebilmek, daha da yukarıya taşımak… Ki Atatürk bunu defalarca ifade etmiştir. Yani aslında, ‘Sizler daha iyisini yapacaksınız’ noktasında bize sorumluluk yüklemiştir. O bakımdan bütün bunları sorgulayıp, neleri yapabildik, neleri yapamadık kısmına bakmak lazım. Sorgulamalıyız. Büyüklere Fidanlığı da aslında sorgulama açısından çok anlamlı bir yerde, çok anlamlı bir noktada duruyor. Buraya bakıp; acaba başımızı öne eğmeli miyiz? Utanmalı mıyız? Gurur mu duymalıyız? Ne yapmalıyız? Türkiye’nin ilk meyve bahçesi ve fidanlığının garaj ve açık otopark haline gelmesine yol açan, tabiri caizse bir depolama alanı gibi karanlık bir hale getirilmesini sağlayan süreci iyi tahlil etmeliyiz” dedi.

“GEÇMİŞİMİZE, MİRASIMIZA NASIL SAHİP ÇIKMIŞIZ?”

1928’de kurulan, 1936’da içerisinde Bahçıvanlık Okulu kurulan alanın, 2000’li yıllarda İBB Yol ve Bakım Onarım Müdürlüğü’nün saha garajı ve açık otopark haline getirildiği bilgilerini paylaşan İmamoğlu, “Geçmişe dönük, ‘Biz maneviyatımızı hassasiyetle korunuz, geliştiririz ve bugünün nesline, geleceğe de iz bırakacak bir şekilde taşırız’ yerli ve milli duygusunun nasıl taşındığına dair bir aynadır Büyükdere’deki bu fidanlık. Ve biz bunu, tarihi yarımadanın her noktasında yaşıyoruz. Fetih yapılmadan önce orada kurulmuş bir dergahı gün yüzüne çıkartırken halini gördüğümüzde, çok affedersiniz çöplük halindeki türbeleri temizlerken -daha niceleri var ortaya çıkaracağımız- bu bağlamda aslında maneviyata, geçmişimize, mirasımıza nasıl sahip çıkmışız? Bence Atatürk emriyle kurulan bu fidanlığın, mutlaka o anlamda değerlendirilmesi, röntgeninin çekilmesi lazım” ifadelerini kullandı.

“İSTANBUL’A ÇOK DEĞERLİ BİR YEŞİL ALANI KAZANDIRACAĞIZ”

“Sadece Büyükdere Fidanlığı bile bir ihmalin ve görmezden gelmenin hikayesini bize sunuyor” diyen İmamoğlu, “Biz; Atatürk’ün mirası, Cumhuriyet’imizin mirası noktasında, Büyükdere Fidanlığı’nın hikayesinde çok güçlü, pırıl pırıl yeni bir sayfanın açıldığını bütün Sarıyer’e, İstanbul’umuza ve hatta Türkiye’mize müjdelemek isterim. Temelini atıp, başlatacağımız bu alan, aynı zamanda pırıl pırıl bir yeşil alan, yeniden aktif üretim yapılan bir alan, bahçıvan yetiştirilen bir merkez haline gelecek. İstanbul’a, içerisinde kentsel üretim fonksiyonlarını da barındıran çok değerli bir yeşil alanı kazandıracağız” şeklinde konuştu. Önceki İBB yönetimi tarafından aktif olarak kullanılmayan Hacıosman’daki Atatürk Kent Ormanı, yenilenecek Büyükdere Fidanlığı ve yapımına başlanan Baltalimanı Yaşam Vadisi ile birlikte, yaklaşık 1 milyon 550 bin metrekarelik bir alanı Sarıyer’e kazandırmış olacaklarının altını çizen İmamoğlu, “2023 yılında tümden aktif bir yeşil alan olarak sunulduğunda, bu dört buçuk yıl içerisinde, neredeyse kişi başı beş metrekareye yakın aktif kullanmayan alanları kullanılır hale getirerek, Sarıyer’e sunmanın keyfini ve onurunu yaşayacağız” dedi.

“TOHUM MERKEZİ KURACAĞIZ”

Büyükdere Fidanlığı’nı, tarihi bir mirası canlandırma hedefiyle yenileyeceklerine dikkat çeken İmamoğlu, şunları söyledi:“Çok değerli bir adım bu. Ama bununla sınırlı kalmayacağız. Bugünün çok ihtiyacı olan burada, bir de tohum merkezi kuracağız. Bu çok önemli bir şey. Tarihi bir adım atıyoruz aslında. Burada, bu merkezde; yerel tohumlar, soğutmalı depolarda uzun süreli olarak muhafaza edilecek. Bir gen merkezi gibi. Merkeze gelen bu tohumlar, yine aynı alanda üretim parselleri ve seralarda ekilerek üretimleri sağlanarak, çoğaltılacak. Sebze grubundan edilen fideler ve diğer tohumlar, buradan halkımıza ve çiftçilerimize de ayrıca ücretsiz olarak dağıtılacak. Büyükdere Fidanlığı’na gelen herkes hem aktif hem kaliteli bir yeşil alandan yararlanma imkanına sahip olacak. Hem de Cumhuriyet’in doğanın, yaşamın, insanlarımızın bu ülke için ne kadar anlamlı ne kadar önemli olduğunu bir kez daha burada hissedecek. Buradaki bahçıvanlık okulu da bu alanda eğitim almak isteyen her vatandaşımıza, çok özel bir eğitim de veriyor olacak. Kütüphanesiyle, etkinlik, spor alanlarıyla, bisiklet ve yaya yollarıyla, kafeteryasıyla, restoranıyla, otoparkıyla, kaykay pistiyle her yaştan İstanbullunun, aynı zamanda buraya gelip çok özel, çok yeşil ve çok tarihi bir alanı yaşamalarına fırsat vermiş olacağız.”

“İLK ETAP 19 MAYIS 2023’TE, TAMAMI 29 EKİM 2023’TE HİZMETE GİRECEK”

Fidanlığı ilk etabının 19 Mayıs 2023’te, tamamının ise 29 Ekim 2023’te halkın kullanımına açılmasının planlandığını belirten İmamoğlu, şöyle konuştu: “Cumhuriyet, bizim için önemli. Yokluktan varlık üretme ve bu ülkeye değer katma davasıdır, Cumhuriyet. Onun için Büyükdere Fidanlığı, aslında bunun bir eğitimi de aynı zamanda. Cumhuriyet’in bu mirasını hep birlikte koruyacağız. Biz, 85 milyon insanımızla Cumhuriyet’in, Atatürk’ün maddi manevi bütün mirasına sahip çıkarak, koruyarak genişletip, ilerleteceğiz. Cumhuriyet’in eşit ve onurlu vatandaşlarımızın, yurttaşlarımızın huzur içerisinde yaşadığı, yöneticilerin de yerini ve haddini bildiği bir mekanizma olduğunu, bir yönetim idaresi olduğunu bütün Türkiye’ye ispat edeceğiz. Haklar ve özgürlükler rejimi olduğunu herkese hatırlatacağız. Çocuklarımızın çok güçlü olmalarını, çok yürekli olmalarını, özgür iradeleriyle seslerini istediği yerde, fikirlerini en yüksek biçimde dile getirmelerinin rejimi olduğunu Cumhuriyet’in onlara hep anlatıp, öğreteceğiz, hatırlatacağız. Bu tür alanlar, onların özgürlük alanları olacak. Yani Cumhuriyet’in ‘hayırsız mirasyedileri’ asla olmayacağız biz. Biz, bu Cumhuriyet’in hayrına, bereketine inanan insanlarız.”

“BEREKET SÖZÜ, 2023’E DAMGA VURACAK”

“Kimsenin bu güzel Cumhuriyet’i farklı yönlere saptırmaya dönük çalışmalarına fırsat vermeyeceğiz” diyen İmamoğlu, “Türkiye’nin ilk fidanlığı ve bahçıvan okulunun harabeden, garajdan, yeşil alana, üretim yerine bir tohum merkezine dönüşmesinin Cumhuriyet’imizin yüzüncü yılına denk gelmesini de yeniden orada topraktan bereket fışkırmasını önemli bir mesaj olarak hissediyorum ve görüyorum. Ve buna inanıyorum. Ben, ülkemizin bereketine inanan bir insanım. Bu ‘bereket’ sözünü unutmayın. Bereket sözü, 2023’e damga vuracak. Çünkü, toprağından da bereket fışkıracak, zihinlerinden de bereket fışkıracak, teknolojide de bereketli üretimler olacak. Sofralarımıza bereket gelecek, hanelerimize bereket gelecek. Bereket sözünü, unutmayın. Tabii ki bereketin yanına; israfı kovan, tasarrufu önceleyen ve yenilikçi olmayı, ilerleyen insanlar olmayı, asla gerilemeyen insanlar olmayı da hep birlikte başardığımız bir dönemi yaşayacağız” diye konuştu.

GENÇ: “BU PROJE, BİZE UMUDUN HER ZAMAN VAR OLDUĞUNU ANLATIYOR”

Geçmiş dönemde Büyükdere Fidanlığı’nın, İl Özel İdaresi tarafından Sarıyer Belediyesi yerine İBB’ye verildiği bilgisini paylaşan Genç, “İsabet olmuş; iyi ki vermişler. Gerçekten başka bir şey de yapabilirlermiş. Şimdi bunun mutluluğunu yaşıyoruz tabii” ifadelerini kullandı. Sarıyer’in hizmet anlamında, Ekrem İmamoğlu ile birlikte İBB ile tanıştığını kaydeden Genç, “Bugün temeli atılan bu proje, bize umudun her zaman var olduğunu, yeşereceğini anlatıyor. O nedenle umutsuz olmaya hiç gerek yoktur. Proje, aynı zamanda İstanbul’un kişi başına düşen yeşil alan miktarını artıran çok önemli bir proje. Atatürk Kent Ormanı alanı gibi, yıllarca atıl bırakılan, Sarıyer ve İstanbullu vatandaşlara ihanetin sonunu getirdik. Emeği geçen herkese ve İBB Başkanı sevgili Ekrem İmamoğlu kardeşime çok teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

ATATÜRK’TEN MİRAS

Prof. Seçkin de konuşmasında, projeyle ilgili detaylı bilgiler verdi. Prof. Seçkin’in paylaştığı bilgilere göre; Atatürk’ün isteği ile 1928 yılında kurulan ve 1997 yılında faaliyetleri duran Büyükdere Fidanlığı ve Bahçıvanlık Okulu, yıllar içinde büyük tahribatlara uğradı ve kullanılamayan bir vaziyete büründü. 2001 yılında İstanbul İl Özel İdaresi tarafından kapatılan, 2013 yılında İBB mülkiyetine geçen Büyükdere Fidanlığı; 2022 yılında bahçıvanlık okulu işlevinin yanı sıra farklı fonksiyonlar da eklenerek projelendirildi. 180.000 metrekare alanda tasarlanmış proje kapsamında, Büyükdere Fidanlığı’nın tarihi değerleri korundu ve İstanbullulara, kentsel üretim fonksiyonlarının da içinde bulunduğu yeni yeşil alan kazandıracak bir tasarım projesi hazırlandı. Doğal yapının korunduğu proje içeriğinde alacak tasarımlar, şunlar olacak:

•             Bahçıvanlık Okulu

•             Kütüphane

•             Tohum Merkezi

•             Kafeterya, Restoran

•             Çocuk Oyun Alanı

•             Etkinlik Alanı

•             Kaykay Pisti

•             Basketbol Sahası

•             Bisiklet- Yaya Yolları

•             Otopark

•             WC

blank

Genel

Sarıyer’in bir değerini daha kaybettik! Atilla Günaltay vefat etti

Published

on

blank

Sarıyer’de yaprak dökümü devam ediyor… Sarıyer’in önemli değerlerinden, eskilerinden, Kilyos Kayıkhane’nin sahibi Atilla Günaltay, geçirdiği kalp krizi sonucu 66 yaşında hayatını kaybetti.

Sarıyer, bir değerini daha kaybetti. Sarıyer’in eski, sevilen isimlerinden, gazetemizin İmtiyaz Sahibi Çetin Ali Aytaç’ın baba dostu, Kilyos’taki Kayıkhane Restoranı’nın sahibi Atilla Günaltay, geçirdiği kalp krizi sonucu 66 yaşında hayatını kaybetti.

Pazar günü akşam saatlerinde Kilyos’taki evine istirahate giden Günaltay’dan uzun süre haber alınamaması üzerine evine girenler cansız bedeni ile karşılaştı. Günaltay’ın kalp krizi sonucu vefat ettiği öğrenildi.

CENAZE TARİHİ BELLİ OLDU

Ani vefatıyla Sarıyerlileri yasa boğan Atilla Günaltay’ın cenaze tarihi belli oldu. Günaltay’ın cenazesi, yarın (7 Aralık 2022 Çarşamba) öğle namazına müteakip Kilyos Camii’nden kaldırılacak ve Ağlamış Dede Mezarlığı’na defnedilecektir.

Tüm Sarıyerliler’in ve Günaltay ailesinin başı sağolsun.

Continue Reading

Genel

İSKİ’den Sarıyer’in bazı mahalleleri için su kesintisi uyarısı

Published

on

blank

İSKİ, Sarıyer’in Rumelihisarı, Baltalimanı, Emirgan, İstinye, Yeniköy, Tarabya ve Kireçburnu mahallelerine 21 saat su verilemeyeceğini açıkladı.

İSKİ’den yapılan açıklamada, “

İsale hattı üzerine su yönetiminin verimliliğini arttırmak amacıyla mekanik ekipmanların montajı yapılacağından Sarıyer İlçesi: Rumelihisarı, Baltalimanı, Emirgan, İstinye, Yeniköy, Tarabya ve Kireçburnu mahallelerine 06.12.2022 Salı 10.00 ile 07.12.2022 Çarşamba 07.00 saatleri arasında 21 saat süreyle su verilemeyecektir. Sabır ve anlayışınız için teşekkür eder, bilgilerinize sunarız.” denildi.

 

Continue Reading

Genel

CHP Sarıyer Kadın Kolları’ndan basın açıklaması

Published

on

blank

CHP Sarıyer Kadın Kolları, 81 ilde eş zamanlı olarak “Kadınlara seçme ve seçilme hakkı”nın tanınmasının 88. yılına ilişkin bir basın açıklaması gerçekleştirdi.

İşte CHP Sarıyer Kadın Kolları’nın basın açıklaması:

Bugün biz kadınlar için hayati öneme sahip olan en onurlu günlerden birisidir. Ülkemizin kurucusu ve kurtarıcısı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde, 5 Aralık 1934 tarihinde seçme ve seçilme hakkını kazandık. Dönemin Başbakanı İsmet İnönü’nün ifadesiyle Atatürk’ün “en ileri devrimlerinden” biri gerçekleşti.

Birçok gelişmiş ülkeden önce kazandığımız bu hak ile eşit yurttaş olma statüsüne kavuştuk. 1935 yılında gerçekleşen seçimlerde, kadınlar büyük bir hevesle haklarına sahip çıktı ve oylarını kullandı. Özellikle büyük şehirlerde, kadınların oy kullanma oranı erkeklere yakındı. Seçim sonucunda 17 kadın milletvekili Meclis’e girdi. 1936 yılında yapılan ara seçimle birlikte, kadın milletvekili sayımız 18’e çıktı. Böylece Meclis’teki kadın milletvekili oranımız yüzde 4,6 oldu. Bu oranla parlamentoda kadın temsilinde dünyada ikinci sırada yer aldık.

Aradan geçen 88 yıla rağmen; ilerlemek bir yana 129’uncu sıraya geriledik. Örneğin bu oran, 2011 yılında kadınların seçme ve seçilme hakkını kazandığı Suudi Arabistan’da yüzde 20, 2006’da aynı hakkın tanındığı Birleşik Arap Emirlikleri’nde ise yüzde 22,5’tur.

Dünya Ekonomik Forumu tarafından hazırlanan 2021 Küresel Cinsiyet Eşitsizliği Raporu’nda yer alan endekste ise Türkiye 156 ülke arasında 133. sıradadır.

Seçmen nüfusunun yarısını kadınlar oluşturmasına rağmen, kadınların karar alma süreçlerinde yeterince yer almamaları ve siyasette ‘eksik temsil’ edilmeleri bir demokrasi sorunudur.

Bu sorun öylesine büyük ki; araştırmalara göreTürkiye’nin tam cinsiyet eşitliğine ulaşma için 152 yıla ihtiya var. Oysaki biz kadınların 152 yıl beklemeye tahammülü yok!

Değerli Basın Mensupları,

Kadın kimliğinin, ulusal meclislerde ve yerel yönetimlerde temsili için belirlenmiş olan kritik eşik yüzde 33’dür. Peki, ülkemizde durum ne?

1934 yılından bu yana 23 Genel Seçim yapıldı. Toplam 11 bin 385 milletvekili Meclis’te görev yaptı. Bu vekillerin sadece yüzde 5’i, yani 598’i kadın. Bugün Meclis’teki 580 milletvekilinin ise yüzde 17,4’ü, yani 101’i kadın.

Ülkemizdeki 17 bakandan sadece biri, yani yüzde 5,8’i kadın.

1930-2019 yılları arasında yapılan 19 yerel seçimde, toplamda sadece 156 kadın belediye başkanı seçildi. Erkeklerde ise bu sayı 32 bin. 31 Mart yerel seçimlerine göre 1389 belediye başkanının sadece 37’si, yani yüzde 3’ü kadın.

2019 sonuçlarına göre, Türkiye’de toplam 50.217 muhtardan sadece 1.119’u kadın. Yani sadece yüzde 2’si. Kadın belediye meclis üyesi oranı en fazla yüzde 11, kadın il genel meclis üyesi oranı ise en fazla yüzde 3 olabildi.

Gördüğünüz gibi bu oranlar, dünyaca kabul edilen kritik eşiğin oldukça altında! Kısacası; Türkiye’de kadınlar siyasette yeterince temsil edilmiyor.

Değerli Basın Mensupları,

Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak tüzüğümüzde de kritik eşik olan yüzde 33 cinsiyet kotasını hayata geçirdik. Elbette asıl hedefimiz tam eşitliktir. Ayrıca partimiz geçen yıl devrim niteliğinde bir adım attı. Kadınların siyasette eşit temsilini sağlayabilmek amacıyla, Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun ilk imzacısı olduğu yasa teklifimizi Türkiye Büyük Millet Meclisine sundu. Siyasi Partiler Yasası’nda değişiklik öngören bu teklifimizle, milletvekilli seçimlerinde, siyasi partilerin aday listelerinde, kadınerkek eşit temsilini sağlamayı hedefledik. Kadınların seçilebilecekleri sıralarda olmasıgaranti altına almak için, listelerin bir kadın bir erkek şeklinde “fermuar yöntemiile yapılmasını istedik. Bu teklifimiz AKP ve MHP oylarıyla reddedilmiş olsa da bizler eşitlik mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz! Eşit bir Türkiye’yi kadın-erkek bir arada yeniden inşa edeceğiz. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılını demokrasi ile taçlandıracağız!

 Değerli Basın Mensupları,

Eşitsizlik sorunumuzun tek nedeni var: ZİHNİYET!

“Ben kadın erkek eşitliğine inanmıyorum”,anneliği reddeden kadın eksiktir, yarımdır“, kadının kariyeri çocuk doğurmak” ifadelerini kullanan zihniyetten eşitlik beklenilemez.

Kadınların en temel hakkı olan yaşam hakkına sahip çıkamayan, koruma altında öldürülmelerine seyirci kalanlardan samimiyet umulamaz. Bu zihniyet; biz kadınların yaşam hakkını savunan İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmemizin tek nedenidir. Bukarar alındığından bu yana, yüzlerce kadın katledildi. Katiller, cinayeti işlemeden önce nasıl ceza indirimi alacaklarına dair internet araması yapıyorlar. Yargılanırken bahanelerin arkasına sığınıyorlar.Önceki yargı kararlarından cesaret alıyorlar

Biz yaşam hakkımızı gasp eden bu hukuksuz kararı asla tanımadık ve tanımayacağız!

İstanbul Sözleşmesi’nin hükümleri artık iç hukukumuzun bir parçasıdır. İktidardan tek talebimiz var: YASALARA DOKUNMA, UYGULA!

Zaten en geç 6 ay sonra iktidara gelip, ilk 24 saat içerisinde İstanbul Sözleşmesi’ni yeniden yürürlüğe koyacağız. 

Değerli Basın Mensupları,

Toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamanın yolu; kadını güçlendirecek eşitlikçi politikalardan geçiyor. Bu amaçla partimiz, kadını güçlendirecek üç önemli projeye imza attı.

 İlki; iki yıl önce bugün İstanbul Sözleşmesi’nin bir maddesini hayata geçiren YAŞAMHAK projemizdir. Bilindiği gibi; 444 82 85 numaralı alo şiddet hattımız üzerinden, şiddet mağduru kadın ve çocuklara 7/24 ücretsiz hukuki ve psikolojik destek hizmeti sunuyoruz. Psikolojik, ekonomik, dijital, cinsel ve fiziksel şiddet mağduru kadınlara mahkemelerde, karakollarda, savcılıklarda, hastanelerde eşlik ediyoruz. Barolar, Sivil Toplum Kuruluşları ve Meslek Odaları ile protokoller imzalıyoruz. Cep telefonu uygulamamız sayesinde, şiddet mağduru kadınların bize tek tuşla ulaşmasını sağlıyoruz. Kendini güvende hissetmeyen kadınlara, yürürken ya da yolculuk ederken gideceği yere varıncaya kadar telefonun diğer ucunda eşlik ediyoruz.

İkincisiyoksulluğu bitirecek olan AİLE DESTEKLERİ SİGORTASI projemizdir. Aile Destekleri Sigortası ile asgari ücret ve altında geliri olan ya da hiç geliri olmayan tüm hanelerin hayatına dokunacağız. Maddi desteğin yanı sıra yaşam koşullarını iyileştireceğiz. Yoksulluğu yöneten AKP zihniyetine inat, bizler yoksulluğu bitiren olacağız! Sosyal devlet olmanın gereğini yerine getireceğiz. Yapılacak maddi katkıları kadının banka hesabına yatırarak, kadını güçlendireceğiz.

ÜçüncüsüKADIN İSTİHDAMI projemizdir. Aile içi bakım hizmetlerini kadınların omzuna yükleyen ve kadını istihdam dışına iten bu düzeni değiştirmek için adım attık. İktidarımızda, 5 yılda 6 milyon kişiye istihdam yaratacağız ve bunun 4 milyonu kadınlardan oluşacak. Bu istihdamı güven veren ve istikrar yaratan dört ayaklı bir stratejiyle hayata geçireceğiz. Birincisi; ülkemize yeniden hukukun üstünlüğünü ve demokrasiyi getireceğiz. İkincisi; üreten bir Türkiye tesis edeceğiz. Üçüncüsü; ürettiklerimizi hakça paylaşacağız. Masanın dördüncü ayağını da kalkınmanın ve sürdürülebilirliğin sağlandığı bir ekonomi oluşturuyor. Hiçbir çocuğun yatağa aç girmediği bir Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz.

 Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması için bütüncül politikaları hızla uygulamaya koyacağız!

Biz Cumhuriyet Halk Partili kadınlar, bugün 81 ilde,973 ilçede tek ses olduk ve haykırıyoruz:

EŞİT TEMSİL HAKTIR!

HAKKIMIZI ALANA KADAR MÜCADELEMİZ SÜRECEK!

Geliyor Gelmekte Olan!

Continue Reading

Popüler

blank