Connect with us

Genel

Türkiye’de koronavirüs aşısı yılan hikayesine döndü

Published

on

blank

Kimi Avrupa ülkeleri ve ABD’de aşılama başlarken, Türkiye hâlâ yerinde sayıyor. Aşılamanın ne zaman başlayacağına dair ise bilinmezlik hâkim. Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Üner, “Bir bilinmezlik içerisindeyiz. Salgını kontrol altına almak için bizim bir adım önde olmamız gerek. Oysa biz hep bir adım geriden geliyoruz” dedi.

İNGİLTERE ve ABD başta olmak üzere bazı ülkeler ilk koronavirüs aşılamalarına başladı. Ancak Türkiye hâlâ yerinde sayıyor. Gelinen noktada aşıların ne zaman geleceğine ve aşılamanın ne zaman başlayacağına dair tam bir bilinmezlik hâkim.

50 milyon dozluk anlaşmaya varılan Sinovac’ın koronavirüs aşısı, hâlâ Türkiye’ye gelmiş değil. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, konu hakkında birçok kez tarih veren veya işaret eden açıklamalarda bulundu, ancak bu açıklamalardaki tarihler de geride kaldı. Aşıların ne zaman geleceğine ve aşılamanın ne zaman başlayabileceğine dair netlik yok.

TARİH HEP ‘ERTELENDİ’

Aşı konusunda şimdiye kadar Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Sağlık Bakanlığı yetkilileri ve Bilim Kurulu kaynaklı birçok açıklama yapıldı. Fakat bu açıklamaların hiçbirinde işaret edilen tarihlerde beklenen gelişmeler yaşanmadı.

Aşı hakkındaki son açıklamayı, Bilim Kurulu Üyesi Tevfik Özlü yaptı. Özlü, aşılama için ilk tarih olarak ilan edilen 11 Aralık’ın yaklaşık 1,5 ay sonrasını işaret etti: “Aşı Türkiye’ye geldikten sonra aşıların bir testten geçme süreci vardı zaten. Bugün aşı gelmiş olsa bile 15-20 günlük süre gerekiyor. Bu ocak ortası ya da sonuna denk geliyor.”

Koca’nın aşılamanın başlaması için verdiği ilk tarih 11 Aralık’tı. Ancak, Koca’nın verdiği bu tarihte aşılamanın başlaması bir yana, aşı sevkiyatı dahi yapılamadı. Bilim Kurulu Üyesi Ateş Kara, henüz 11 Aralık tarihi beklenirken yaptığı 4 Aralık tarihli açıklamada, aralık sonunu işaret etti. Kara, “Bizim aşı 11 Aralık’ta gelince en erken yapılacağı tarih 25-26 Aralık gibi olur” dedi. Kara’nın işaret ettiği tarihler bugün ve yarın olmasına rağmen konu hakkında bir gelişme söz konusu değil.

Bakan Koca, 10 Aralık’ta yaptığı açıklamada da “Aşı 3-4 gün içerisinde ülkemize gelebilir” diye konuştu ve aralık sonunu işaret etti. Koca’nın yaptığı bu açıklamadaki tarihlerde de beklenen gelişmeler olmadı.

Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Deniz Çalışkan, 17 Aralık’ta yaptığı açıklamada ülkede aşılamanın 23 Aralık tarihinde başlayacağını açıkladı. Fakat 23 Aralık tarihi de geride kaldı.

BELİRSİZLİK ARTTI

Aynı gün Habertürk’ten Muharrem Sarıkaya’ya konuşan Sağlık Bakanlığı kaynakları, aşıların bir gün sonra ülkeye geleceğini kaydetti. Sarıkaya, “Dolayısıyla aşının yapılmasına başlanması da ancak ocak ayının ilk haftası mümkün olabilecek” dedi. Ne var ki aşı sevkiyatı bu tarihte de yapılmadı.
Yine aynı gün Hürriyet gazetesinden Abdülkadir Selvi’ye konuşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ise, aşılamanın aralık ayı sonu veya ocak ayının ilk haftası başlayabileceğini söyledi: “İlk parti 3 milyon. 14 günlük bir incelemeden geçmiş olacak. Muhtemelen ay sonu veya yılın ilk haftası uygulama başlayabilir.”
Koca’nın, bu açıklamadan sonra aşı takvimine ilişkin net bir acıkması olmadı.

ÇİN AŞISININ SONUÇLARI HENÜZ AÇIKLANMADI

Tüm bunlara ek olarak CoronaVac’ın Brezilya’daki Faz-3 sonuçlarının açıklanması yine ertelendi, üretici firma Türkiye ve Endonezya’daki sonuçları da beklemek istediğini söyledi. Gözler ülkedeki Faz-3 denemelerinin ne durumda olduğuna çevrilirken, aşıya ilişkin takvimdeki belirsizlik arttı.

Konuya ilişkin BirGün’e konuşan Halk Sağlığı Uzmanları Derneği (HASUDER) Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Sarp Üner, aşı konusunda ciddi belirsizliğin olduğunu söyledi. Prof. Dr. Sarp Üner, “Bir bilinmezlik içerisindeyiz” ifadesini kullandı. Prof. Dr. Sarp Üner, özetle şunları dile getirdi:

► KARIŞIKLIK MEVCUT: Bunlar hep plan program işi ancak anladığımız kadarıyla diğer firmalarla görüşme yapılmamış. Sinovac ile görüşme yapılmış ancak o da çok net değil. Yani bir karışıklık hâkim. Yurtdışındaki hekim arkadaşlarımız şu an hangi aşıyı olacağını biliyor. ABD, AB üyesi ülkeler, İngiltere, Kanada ve Avusturalya gibi ülkeler zaten hemen hemen firmaların önemli aşı potansiyelini satın aldı. Hepsinden alıp, stoklayalım yaklaşımında bulundular. Neticede aşıyı aldılar ve bizim böyle bir çalışmamız olmamış.

► SONUÇLARI HÂLÂ BELLİ DEĞİL: Sinovac firmasıyla ilgili de bir belirsizlik var. Tabii belirsizlik bu aşının etkinliği ne kadar konusunda da mevcut. Faz 3 çalışması Türkiye’de yapılıyor, daha sonuçları ortada değil. Brezilya’da, Endonezya’da yapılıyor fakat sonuçlar hâlâ açıklanmadı. Ne firmadan açıklama geldi, ne de bilimsel bir açıklama var. Sadece bir belirsizlik var. Uygun mudur, değil midir belli değil. Faz 1- ve faz 2 umut vericiydi fakat faz 3’te sıkıntı var.

► HİÇBİR ŞEY NET DEĞİL: Biz şu anda bilinmezlik içerisindeyiz. Hangi aşı gelecek, bu gelen aşının en azından faz 3 çalışmasının tamamlanıp bağımsız, bilimsel kurum ve kişilerce değerlendirip onayı ülkemizde verilecek mi, bilmiyoruz. Aşı ne kadar gelecek bilmiyoruz. Geldiği zaman nasıl bir uygulama olacak o da belli değil. Başlangıçta aile hekimleri üzerinden yapılacağı söylendi fakat onlar da altyapılarının yetersiz olduğunu belirterek, tepki gösterdi. Bu anlamda da bir bilinmezlik içerisindeyiz.

► HEP BİR ADIM GERİDEYİZ: Tedbirleri almakta hep gecikiyoruz. Sanki böyle salgının gerisinden gidiyoruz gibi bir hissim var. Halbûki salgını kontrol altına almak için bizim bir adım önde olmamız gerek. Oysa biz hep bir adım geriden geliyoruz.

Genel

Sarıyer’de çiftler nikah için uzun kuyruklar oluşturdu

Published

on

blank

Kademeli normalleşmeye geçilmesiyle birlikte, Sarıyer’de nikâh işlemlerinde yoğunluk yaşanıyor. Çiftler, Yaşar Kemal Kültür Merkezi’ne gelerek evlilik başvurusunda bulunurken, nikah tarihlerinde değişiklik yapmak isteyen vatandaşlar salon önünde uzun kuyruklar oluşturdu.

Düğün törenlerinin belirlenen şartlara uygun şekilde başlayabileceğine ilişkin karar sonrasında, Sarıyer Belediyesi Yaşar Kemal Kültür Merkezi’nde başvurular artarken, bazı çiftler ise evlenme tarihinde değişikler yapmak için sıraya girdi. Ramazan ayında yasaklanan ve haziran ayında pazar günü gerçekleşecek nikahlar için yeni tarihler verildi. Evlendirme şefliği sosyal mesafe kuralı gözetilerek günde 150 -200 çifte nikah işlemleri için hizmet veriyor. Genelge gereğince nikahlar açık havada 100 kişi davetli ile kıyılacak.

“MAĞDUR OLDUK

1 senedir evlenmeyi bekleyen, haziran ayında pazar günü uygulanacak olan yasaklardan dolayı da  nikah tarihlerini değiştirmeye gelen Kübra ve Erdem çifti, “13 Haziran Pazar günü olan nikahımızın tarihlerini değiştirmek için geldik. Davetiyemizi bile bastırmıştık şimdi sıkıntı oldu. Daha önce yasaklarda cumartesi ve pazar günleri nikahlar yapılıyordu. Bu ay değişmesinden dolayı sadece biz değil birçok çift mağdur oldu. Yakınlarımızı tek tek arayıp tarihimizi söyleyeceğiz” diyerek yaşadıklarını anlattı.

Continue Reading

Genel

Maden’de kavga ettiği amcasının minibüsünü yaktı

Published

on

blank

Sarıyer’in Maden Mahallesi’nde tartıştığı amcasının minibüsünü yakan kişi gözaltına alındı.

Olay Maden Mahallesi Peri Sokak’ta meydana geldi. Erol Sütçü dün akşam saatlerinde amcası Şenol Sütçü ile bilinmeyen bir nedenle tartıştı. Tartışmanın ardından Erol Sütçü, amcasına tehditler savurarak, gitti. Saat 08.00’da Peri Sokak’a tekrar gelen Sütçü, evin önünde park halinde bulunan amcasına ait 34 FY 6257 plakalı minibüsü ateşe verdi ve sokağın başında oturup bekledi. Yanan minibüsü fark eden komşular, itfaiye ve polise haber verdi. İtfaiye ekibi yanan minibüsü söndürürken, Erol Sütçü gözaltına alındı.

Continue Reading

Genel

İmamoğlu: Allah bu şehri Beton İstanbul’u savunanların aklından korusun

Published

on

blank

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Arnavutköy’de, Beton Kanal’ın hafriyatının dökülmesinin planlandığı Karaburun sahilinde incelemelerde bulundu. İBB’nin, Karaburun-Yeniköy arasındaki sahil düzenlemesi çalışmalarını yerinde inceleyen İmamoğlu, bölgeyi canlı bir alan haline getireceklerinin müjdesini verdi. İmamoğlu, kumlar üzerinde yaptığı değerlendirme konuşmasında, “Uydurma sözlerle, uydurma gerekçelerle, -yüzlerce sayfaymış- bana bir sayfa bile bilimsel açıklama gelmemiş olan bu Beton Kanal’ı savunan insanların aklından, Allah bu şehri korusun. Allah şu güzelliği, inşallah bize yüzyıllar boyu tekrar gelecek nesle bırakmayı nasip etsin. Tabii sadece dua ile yetinmiyoruz. Şu güzelliği korumak adına, buraları sevdirmek adına, buraların vatandaşlarımıza ait olduğunu Sağır Sultan’a bile duyurmak adına, herkese duyurmak adına, sonsuz mücadelemizi vereceğiz. Bu hizmetleri arttırarak, bu şehrin İstanbullulara ait olduğunu, herkese göstereceğiz” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Çatalca’daki incelemelerinin ardından Arnavutköy ilçesine geçti. İmamoğlu, ilçede ilk olarak Terkos Mahallesi’ndeki, yapım çalışmalarında sona gelinen “Durusu Terkos Su Müzesi”nde incelemelerde bulundu. İmamoğlu, zaman zaman yağmur altında gerçekleştirdiği etkinlikte, İSKİ Sosyal Tesisleri, yemekhanesi ve lojmanlarını da ziyaret etti. İmamoğlu, Terkos’tan sonra rotasını, Karaburun Mahallesi’ne çevirdi.

MUHTARLARDAN İMAMOĞLU’NA: “İLK DEFA BU SAHİLLERDE HİZMET YAPILIYOR”

Yeniköy ve Karaburun arasındaki sahil ve plaj düzenlemesi çalışmalarını yerinde inceleyen İmamoğlu, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Murat Yazıcı ve Destek Hizmetleri Daire Başkanı Mansur Güneş tarafından bilgilendirildi. Güneş, İmamoğlu’na, “İstanbul genelinde, halka açık 84 plaj var. Bunların içinde, İBB olarak, toplam 3 ilçede sadece 5 noktada hizmet üretiyorduk. Bu yıl bunu, artı 10 noktaya çıkarıyoruz Şile, Arnavutköy, Çatalca ve Sarıyer’de” bilgilerini verdi. Yeniköy Mahallesi Muhtarı Timur Çevik ve Karaburun Mahallesi Muhtarı Mustafa Karaali, yapılan çalışmalardan duydukları memnuniyeti, sorunlarını ve taleplerini İmamoğlu’na aktardı. İmamoğlu, “İlk defa bu sahilde bu tür hizmetler yapılıyor” diyen muhtarlara, “Allah’ın nimeti bu güzelliği, lütfen koruyun” şeklinde seslendi.

“DÜNYANIN HER YERİNDE BÖYLE BİR SAHİLE GÖZ BEBEĞİ GİBİ BAKILIR”

İmamoğlu, inceleme gezisiyle ilgili değerlendirmelerini de düzenleme işlemleri devam eden sahilde, kumların üzerinde yaptı. “Güzel bir Haziran ayının ilk gününde, İstanbul’un müthiş bir sahilindeyiz” diyen İmamoğlu, şunları söyledi:

“Kumun rengini görüyorsunuz. Altın sarısı. Muhteşem. Bir de tabi kumun güzelliği, topraklaşmayan, pırıl pırıl, kristalize bir kum. Dünyanın bir yerinde böyle bir kumsal olsa, şöyle 4 kilometre uzunluğunda, neredeyse eni 100-150 metreye ulaşan bir kumsal olsa, buna göz bebeği gibi bakar. Harika bir yer. Geçen sene arkadaşlarımla konuşmuştuk, buraya olağanüstü bir nizam getirelim diye. Şimdi onun sonuçlarını alıyoruz; temizliğinden, taramasına. Kumun sağlıklı bir biçimde yüzeye çıkmasını sağlayıcı tedbirler alıyoruz. Bu 4 kilometrenin en ucundan Karaburun’a kadar, İstanbul’un en güzel kumsallarından birisine bütün İstanbul’u bekliyoruz. Ne yaptı arkadaşlarım burada? Çok güzel duş kabinleri, soyunma kabinleri, tuvalet ihtiyaçları; Beltur’un burada bazı anlık ihtiyaçların giderileceği yeme içme büfeleri ve tabii ki cankurtaran hizmeti… Yani şöyle söyleyeyim; yaz gününde, şu sahilde 100’ün üzerinde çalışanımız hizmet edecek bu güzel ve güzide sahile.”

“KARABURUN SAHİLİNİ CANLI BİR ALAN HALİNE GETİRECEĞİZ”

Karaburun sahilini canlı bir alan haline getireceklerinin müjdesini veren İmamoğlu, “Yarışmalarımız olacak, buluşmalarımız olacak, eğlencelerimiz olacak. Yani burada halkımızı yalnız bırakmayacağız. Ben de geleceğim. Peki burası neresi? Burası; Yeniköy ve Karaburun arası.  Burası neresi? Yani şu güzelim denizin, şu gördüğünüz o dalgaların attığı şu muazzam denizin önüne, şöyle yaklaşık 2 kilometre toprak doldurup, 35 kilometrede şu gördüğünüz ufku alıp götürüp, bütün bu doğallığı, bütün bu ekosistemi perişan edip, Kanal’dan çıkan toprakların, atıkların yığınla doldurulacağı alan olarak tasarlanmış. Burası, o 4 kilometrelik sahil. Biz, tam yeni İstanbul Havalimanı’nın önündeki Karadeniz kıyısındayız şu anda. Karaburun-Yeniköy arasındayız. Şu sebep bile, bunun yapılmaması için yeterli biliyor musunuz” ifadelerini kullandı.

“UYDURMA SÖZLERLE KANALI SAVUNAN İNSANLARDAN ALLAH BU ŞEHRİ KORUSUN”

“Marmara’yı konuşuyoruz, Karadeniz’i konuşuyoruz, doğayı korumayı konuşuyoruz” diyen İmamoğlu, sözlerini şöyle noktaladı:

“Uydurma sözlerle, uydurma gerekçelerle, -yüzlerce sayfaymış- bana bir sayfa bile bilimsel açıklama gelmemiş olan bu Beton Kanal’ı savunan insanların aklından, Allah bu şehri korusun.  Allah, şu güzelliği, inşallah bize yüzyıllar boyu tekrar gelecek nesle bırakmayı nasip etsin. Tabii sadece dua ile yetinmiyoruz. Şu güzelliği korumak adına, buraları sevdirmek adına, buraların vatandaşlarımıza ait olduğunu Sağır Sultan’a bile duyurmak adına, herkese duyurmak adına, sonsuz mücadelemizi vereceğiz. Çok güzel bir yaz bekliyor burayı. Hepinizi de bekliyoruz. Ben de geleceğim. Bakarsanız beraber denize gireriz. Bir Karadeniz çocuğu olarak, Karadeniz’in suyunu olan sevdam bir Başkadır. Daha az tuzludur Akdeniz’e göre, Ege’ye göre. Denemeyenler, denesin. Cankurtaranlarımız da burada hizmette. Bu arada; bu sene plajlara ayrı bir önem veriyoruz, Kısırkaya’dan Silivri’ye… 10 plajı daha arkadaşlarım eklediler. İstanbul’un denizle barışması için müthiş girişimlerimiz devam edecek. Bu hizmetleri arttırarak, bu şehrin İstanbullulara ait olduğunu, herkese göstereceğiz. Allah bu güzelliği korusun; hep birlikte koruyacağız.”

İmamoğlu, daha sonra balıkçı barınaklarının olduğu alana geçerek, balıkçılarla bir araya geldi. Burada çay içerek soluklanan İmamoğlu, balıkçılarla sohbet etti.

Continue Reading

Popüler