Connect with us

Kültür

Sarıyer 5.Edebiyat Günleri başlıyor.

Published

on

blank

5. SARIYER EDEBİYAT GÜNLERİ YARIN BAŞLIYOR…

13 Mayıs 2016 / 15 Mayıs 2016
Sarıyer Belediyesi tarafından ilki 2012 yılında gerçekleştirilen Sarıyer Edebiyat Günleri’nin 5. si 13-14-15 Mayıs’ta Kireçburnu Haydar Aliyev Parkı’nda gerçekleşecek.
Sadece Sarıyerlilerin değil, tüm İstanbulluların da yakından takip ettiği etkinlik, birçok şair, yazar, gazeteci, akademisyen ve edebiyatçıya ev sahipliği yapacak. İmza günleri, söyleşiler, şiir teknesi, sergi ve konserlerle renklenecek program, 3 gün sürecek.
2014 yılında verilmeye başlanılan Beyaz Martı Edebiyat Onur Ödülü, Yaşar Kemal ve Zülfü Livaneli’nin ardından bu sene Vedat Türkali’ye verilecek.
2016 Sarıyer Edebiyat Günleri programı çerçevesinde; şiirseverler için hazırlanan Şiir Teknesi, Orhan Alkaya, Taner Cindoruk,Mehtap Meral ve Pelin Batu’nun seslendireceği şiirler eşliğinde boğazda tur atacak.
Edebiyatın Dizilere Etkileri”, “Futbol Ve Edebiyat”, “Haber Ve Edebiyat”, “Edebiyatta Boğaziçi”, “Edebiyatın Müziğe Etkileri” ve “Bekle Bizi İstanbul” başlıkları altında düzenlenecek söyleşilerde, Altan Erkekli, Oktay Kaynarca, Orhan Alkaya, Renan Bilek, Serhan Asker, Mehmet Arslan, Rıdvan Akar, Ahmet Çakır, Kolaylaştırıcı Zafer Arapkirli, Mete Çubukçu, Duygu Canbaş, Ceren Kerimoğlu, Doğan Hızlan, Zülfü Livaneli, Deniz Türkali, Onur Akın ve Nazım Alpman görüşlerini edebiyatseverlerle paylaşacaklar.
Feryal Öney ve Ayfer Vardar’ın vereceği konserlerle devam edecek etkinlikler boyunca Hüseyin Avni Dede, Işık Öğütçü, Süreyya Filiz, Emrah Serbes, Orhan Alkaya, Nilüfer Açıkalın, Neslihan Önderoğlu, Karolis İnokaitis, Gizem Fere Halil Genç, Aydın Ilgaz, Nilgün Ilgaz, Dilek Neşe Açıker, Melisa Kesmez, Karolis İnokaitis, Gizem Fere, Cihan Demirci, Mine Söğüt, Mehmet Coşkundeniz, Gülse Birsel, Ceren Kerimoğlu, Ayhan Bozkurt, Melike İlgün, Sezgin Yılmaz, Gülsen İşeri, Özer Topçu, Nazlı Eray, Rıdvan Akar, Ahmet Çakır, Zafer Doruk, Vecdi Çıracıoğlu, Jaklin Çelik, Özgür Çakır, Fuat Sevimay, Cem Kertiş, Murat Uyurkulak, Ferhat Uludere, Nazlı Karabıyıkoğlu, Tuna Kiremitçi, Nazlı Eray, Hıfzı Topuz, Öner Ciravoğlu, Aynur Tümen, Adnan Özyalçıner, Nazım Alpman, Doğan Hızlan ve Yaşar Seyman sanat ve edebiyatseverlere kitaplarını imzalayacak.
Tüm Edebiyatseverleri bekliyoruz.

Click to comment

Bir Cevap Yazın

Genel

Sarıyerli ortaokul öğrencilerinden sokak hayvanlarıyla ilgili TÜBİTAK projesi

Published

on

blank

“Barınağa gelen ve benim arkadaşlarımı sahiplenen kişilerin gözlerine hep kendimi sokmaya çalışıyordum çünkü kimse beni cinsimden, rengimden, ismimden hatta gözlerim yüzünden bile sahiplenmek istemiyordu.” Bu sözler ortaokul öğrencilerinin kaleminden satırlara döküldü. Defne Savaş ve Ece Lal Özyaman,  barınaklardaki binlerce sokak hayvanının sıcak yuva beklediğine dikkat çekerek bir TUBİTAK projesi geliştirdi. Tatil zamanlarında ya da pandemide kendilerine arkadaş olarak alınıp sonra da terkedilen hayvanların yaşadığı duyguları öyküleştiren çocukların projesi final için yarışıyor.

 

Sokak hayvanları sadece açlık ve bakımsızlıktan değil, maalesef insanlardan gördükleri şiddet yüzünden de hayatını kaybediyor. Hayvanlara yönelik eziyet, istismar, öldürme gibi eylemlerde hapis cezasını öngören Hayvan Hakları Yasası’ndan hâlâ ses yok… Hayvanseverler uzun zamandır bu yasanın Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin gündemine gelmesini beklerken, İTÜ GVO. Özel Dr. Natuk Birkan Ortaokulu’ndan hayvansever iki öğrenci Defne Savaş ve Ece Lal Özyaman Fahri “Hayvan Koruyuculuğu / Evlat Edinme” ile ilgili bir TÜBİTAK projesi geliştirdi ve bölge üzerinden proje kabul edildi.

Öğrenciler proje kapsamında “Barınaktaki Bir Hayvanın Gözünden Dünya” temalı ‘Koruyucum Olur Musun?’ isimli bir kısa öykü yazarak duygularını ifade ediyor. Öyküde, barınakların insafsızca terk edilen köpeklerle dolu olduğunu, hediye diye alınan ya da bir şekilde sahiplenilen yüzlerce hayvanın sokaklara terk edildiğini anlatan cümleler dikkat çekiyor.

 

 

Continue Reading

Genel

Kimya Çiftçi Dumlu: Her konuda aynı düşünmek; mümkün müdür?

Published

on

blank

“Sen zaten hep böyle yapıyorsun, beni düşünmüyorsun.”

“Sen zaten …”

Evlilik; iki farklı kültürden, sosyal çevreden ve aileden gelen bireylerin bir anda aynı evi paylaşması ve beraber bir ömrü paylaşması demektir. Yani kurulan aile, yeni düzen, yeni bir ortak paylaşım ve yaşam alanında her şeyin yeni olması kişide tedirginlik yapabilir. Geçmişten getirilen alışkanlıklar gereği her iki taraf da bu yeni düzende kendi kendilerini daha güvende hissetmek için eski alışkanlıklarını sürdürmek isteyebilir. Bu durum kişinin eski düzenini bırakmak istemeyişinden kaynaklanır. Hatta bu durum eşlerin birbirleriyle rekabetine dönüşebilir.

***

Çiftler alışkanlıklarını yeni kurulan aile yapılarına yansıtmak isteyerek kendilerini daha güvende hissetmek isterler. Önemli önemsiz konularda karar verme durumunda ortak bir noktada buluşmak yerine kendi istedikleri kararların geçerli olması için baskı yapabilirler. Bir süre sonra sorun, rekabet olmaktan çıkıp kim haklı kim haksız tartışmasına dönüşür ve bu haklılık savaşında kazanan olmamaktadır. Bu güç mücadelesi çiftlerin duygusal bağ kurmalarını engellerken, aynı zamanda aralarındaki uyumu bozmaktadır.

***

Aslında; evliliğin temelini iletişim ve fikir çatışmaları oluşturmaktadır. Doğru okudunuz, fikir çatışmalarını barındırmayan bir evlilik düşünmek, bunu hayal etmek ve bunu amaçlayarak ilişkiye başlamak evlilikte yapılan en büyük hatadır. Eşlerin her konuda aynı fikirde olmaları beklenemez. Ancak aralarındaki her fikir ayrılığının çatışmayla sonlanması da oldukça yorucu ve yıpratıcıdır. Eşler arasında temelde bir ortak görüşlülük hâkimse çatışmalar daha kolay çözümlenebilir. İlişkinin yıllar içinde gelişimiyle birlikte, çiftlerin arasında para, ebeveynlik, sorumluluk gibi konularda ortak bir bakış açısı ve anlayışın da gelişmesi beklenir. Çiftlerin temel bir ortak görüşe sahip olmalarının anahtarı ise bu konuda uyuşma göstermeye istekli olmaları ve gayret etmeleridir. Çiftler arasındaki uyum bu fikir ayrılıkları ve bunlar üzerindeki karşılıklı anlaşmaların sağlanmasıyla oluşacaktır. Ancak önemli olan çiftlerin birbirlerinin fikirlerini dinlemeleri ve bu fikirler üzerine düşünmeleridir.

***

Ayrıca; aynı evde yaşamaya başlayan eşler birbirlerini daha yakından tanıma imkanı bulurlar. Birbirlerinin huylarını, alışkanlıklarını, karakter ve kişiliklerini çözümleme sürecine girerler. Her şeyin flört zamanlarındaki gibi mükemmel olacağı düşüncesi, aynı evde yaşamanın getirdiği sorumlulukların da oluşmasıyla gerçek boyuta geçmektedir. Eşler birbirleriyle yaşamayı öğrenmeye başlamışlardır. Birlikte yaşamayı öğrenmek için;

  • Problem çözme becerinizi geliştirmelisiniz,
  • Eşinize karşı samimiyet ve içtenliğinizi bozmamaya dikkat etmelisiniz,
  • Eşinizle sevgili olmadan önce dost olabilmeyi de öğrenmelisiniz,
  • Birlikte kararlar alabilmeyi bilmelisiniz,
  • Hayata ve geleceğe dair ideallerinizi koruyabilmelisiniz,
  • Birbirinizin farklı aile ortamlarından geldiğinizi unutmadan, beraber yaşamaya alışmanın zaman alabileceğini ve bunun için çaba göstermeniz gerektiğini bilmelisiniz.

Evlilikte amaç güç mücadelesi değil; ortak paylaşımda bulunmak ve karşılıklı olarak gelişmektir. Fikir çatışmaları ilişkinizde çözümlenmesi zor bir durum olmaktan ziyade sohbet edebileceğiniz ve çözümleyebileceğiniz farklı bakış açıları ile olaylara bakabilmeniz için bir fırsat olarak değerlendirebilirsiniz. Yeni kurduğunuz ailenizin sınırlarını, fikir çatışmalarınızı yeni aile sisteminize göre düzenlemeli; fikir çatışmalarını ilişkinizi geliştirip besleyecek bir şekilde değerlendirmelisiniz.

***

Ayrıca; aile ilişkinizde yetersizlik, tatminsizlik ve çözümsüzlük gibi negatif duygular hissediyorsanız bir evlilik ya da aile danışmanından profesyonel yardım almalısınız. Evlilik uzun süre ihmal edilirse ve olumsuz deneyimler ne kadar çok olursa sağlıklı, mutlu bir aile kurma ihtimali azalacaktır. İlişkinin bitmesi kaçınılmaz bir sonuç olacaktır. Erken teşhis ile evliliklerde de sorunlara erken müdahale etmek ve önlem almak ileride yaşanacak birçok onarımı zor olabilecek olumsuz olayların yaşanmasını engelleyebilir.

 

Continue Reading

Genel

LGS’ye son 2 ay kala neler yapılmalı?

Published

on

blank

Koray Varol Okulları Kurucusu Eğitim Uzmanı Koray Varol LGS’ye son iki ay kala öğrencilerin neler yapması gerektiğini anlattı.

Sınava dair tüyolar ve önerilerini paylaşan Koray Varol bol tekrar ve ön hazırlığın çok önemli olduğunu vurguladı. Sınavdan önceki son aylar öğrencilerde ve ebeveynlerde büyük bir heyecan ve kaygının olmasının doğal bir süreç olduğunu da belirten Varol; “Son dönemlerin verimli geçirilmesi, çocuğun sınavda göstereceği başarıyı oldukça etkiler. Bu nedenle son 2 ay içerisinde yapılabilecek 6 önemli noktayı derledik” açıklamasında bulundu.

  1. TEKRAR YAPIN

Bu son dönemde öğrencilerin uygulayacağı düzenli bir tekrar planı geliştirmek faydalı olacaktır. Öğrenme süreci çeşitli becerileri kapsayan oldukça detaylı bir süreçtir. Öğrenilen bilgilerin uzun süreli belleğe aktarılması yani kalıcı hale gelmesi ve uygun zamanda kullanılması için tekrar edilmesi gerekmektedir. Bilgiler tekrar edildiğinde kısa süreli hafızadan, uzun süreli hafızaya geçmiş olur ki bu da öğrencinin o bilgiye sahip olmasını, sınavlarda hatırlamasını sağlar. Bilgiler tekrar edildikçe bu beyindeki bilgi akışını sağlayan bağlar güçlenir ve bilgileri hatırlamak kolaylaşır.

  1. SORU ÇÖZME VE DENEME ÇÖZME TEMPONUZU ARTTIRIN

Merkezi ve çoktan seçmeli sınavlarda başarılı olabilmenin temel koşulu, sık sık ve verimli soru çözmektir. Ne kadar çok soru çözerseniz o kadar farklı soru tipi görme imkanına sahip olursunuz. Öğrenciler bazı durumlarda çok iyi bildikleri bir konuda, sadece soru tipini ilk defa gördüğü ve sorunun mantığını anlayamadığı için bile yanlış yapabiliyor. Üstelik soru çözmek size o konuları tekrar etme fırsatı da sunuyor. Bu nedenle de bu son 2 aylık süreci çok fazla soru çözerek geçirmekte fayda var. Buradaki önemli nokta yalnızca çok fazla soru çözmek değil, çözülen sorulardaki yanlışlara geri dönüp bakmak, yapamadıklarını mutlaka öğrenmek ve öğrendiklerini bir süre sonra tekrar etmektir.

  1. ZAMANI YÖNETEBİLMEK İÇİN ÖN HAZIRLIK YAPIN

Geçmiş sınav sorularını çalışmak ve deneme sınavları çözmek de bu süreçte yararlı olacaktır. Geçmiş sınavları çözerken zaman tutulabilir, böylece konuları tekrar etmenin yanı sıra zaman yönetimi de gözlemlenebilir. Bu, sınavın bir provası olarak düşünülebilir. Sınav provaları öğrencileri hem sınava psikolojik olarak hazırlar hem de eksikleri kesin olarak saptamaya yardımcı olur. Her bir prova sınavı öğrencilerin hatalarını telefi edebilmeleri için sunulmuş bir fırsat olarak görülmelidir. Bu fırsatlar iyi değerlendirilirse öğrenilen bilgi kalıcı belleğe aktarılabilir.

  1. GERÇEKÇİ BEKLENTİLER BELİRLEYİN

Yaklaşık bir senedir yoğun bir tempoda çalışan öğrenciler deneme sınavlarında belli bir ortalamaya sahiplerdir. Öğrencinin deneme sınavlarında gösterdiği performans, derslerindeki performans ve öğretmenlerden aldığınız geri bildirimler gibi ipuçları ile hedefler belirlemek bu süreçte önemlidir. Yapılan bütün akademik çalışmalar çocuğun akademik düzeyini gösterir. Bu 2 aylık süreçte akademik düzeyini geliştirmek elbette ki mümkündür. Fakat zaman kısıtlı olduğu için gelişimde bazı kısıtlılıkları barındırır. Bu nedenle, çocukların ve ailelerin beklentilerin çocuğun şu an bulunduğu noktaya uygun ve şu an bulunduğu noktanın en fazla birkaç basamak üstünde olacak şekilde belirlenmelidir. Aksi takdirde karşılayamayacağı bir beklentinin olduğunu hissetmesi öğrencinin yoğun bir sınav kaygısı yaşamasına neden olabilir. Sınav kaygısını kontrol edip, öğrencinin başarmak için motive olmasında gerçekçi beklentiler oldukça önemlidir.

  1. BAŞKALARI İLE KIYASLAMA YAPMAYIN

Merkezi sınav sistemi içerisindeki başarı, öğrencinin sahip olduğu sıralama ile belirlenir. Bu nedenle aileler ve öğrenciler kendilerini deneme sınavlarında, okuldaki herhangi bir akademik çalışmada diğer öğrenciler ile kıyaslama eğiliminde olurlar. Burada kıyaslamalar yapmak, genellikle çocuğun motivasyonunu arttırmaktan ziyade yetersiz hissetmesine neden olabilir. Başkalarının kendinden daha iyi olduğunu düşünüp yetersiz hisseder. Ayrıca, iyi olmak için geç kaldığını bu nedenle de artık çabalamanın bir yararı olmadığını düşünebilir. Öğrencinin bu gibi düşüncelere kapılması sınava ve başarmaya dair motivasyonunu oldukça olumsuz etkiler. Bunun yerine, öğrencinin gösterdiği çaba takdir edilmelidir. Deneme sınavlarından alınan sonuç, sıralama olarak sahip olduğu başarı değil başarılı olmak için çabaladığı noktalarla ilgili geri bildirim duymak öğrencinin verimli ders çalışmasını arttırır.

  1. AİLECE SINAVDAN BAĞIMSIZ ORTAK SOHBET ZAMANLARI BELİRLEYİN

Öğrencilerin özellikle son 1 yılı tamamen odaklarında konu sınavdı. Bizler, hedefimizde tek bir şey olduğunda ve buna odaklandığımızda yaşamın tamamen bundan ibaret olduğunu düşünmeye yatkın varlıklarız. Dolayısıyla öğrenciler, yaşamlarının tamamen sınavdan ve sınavda gösterecekleri başarıdan ibaret olduklarını düşünüyor olabilirler. Bu noktada ailece ortak sohbet zamanları belirlemek önemlidir. Ortak belirlenen sohbet zamanında sınav konusunu konuşmamak ve başka konulardan bahsetmek yararlı olacaktır. Gün içerisinde sınavı ve sınava dair detayları konuştuğunuz pek çok zaman oluyor. Bu zamanların dışında yaklaşık 15 dakika sınav dışı konuları konuşmak, çocuklarda ailenin ilgisinin ve sevgisinin yalnızca sınava bağlı olmadığı hissini uyandırır. Bu durumda onların sınav kaygısı ile baş etmesinde önemli bir rol oynar.

Continue Reading

Popüler