Connect with us

Genel

Ali Büyükasar: Sarıyer Spor Kulübü için seferberlik ilan etmeliyiz

Published

on

blank

Sarıyer Spor Kulübü’nde dört yıllık(2016-2020) başarılı yöneticilik kariyeriyle, genç jenerasyonun dikkat çeken spor yöneticilerinden olan Ali Büyükasar, Sarıyer Son Baskı Gazetemize birbirinden önemli açıklamalarda bulundu. Eski yönetici, tüm samimiyetiyle Sarıyer Spor Kulübü’nün ve Türk Futbolunun merak edilen konularını kamuoyu ile paylaştı. Biz sorduk, Büyükasar içtenlikle cevapladı…

Beyaz Martılar’ın genç, yetenekli ve taraftarların gönül verdiği bir isim olan Ali Büyükasar, gazetemize özel açıklamalarda bulundu. Sarıyer Spor Kulübü’nün durumundan, Türk futbolunun yaşadığı süreçlerle ilgili konuşan Büyükasar, “Saffet Akkoyun’un yeniden aday olması hususunda motive ve teşvik edilmesi gerektiğine inanıyorum.” ifadelerini kullandı.

İşte Ali Büyükasar ile gerçekleştirdiğimiz röportaj:

Profesyonel spor yönetici kariyerinize genç yaşta Sarıyer Spor Kulübü’nde başladınız. Büyük tecrübeler elde ettiniz. Kısaca bu konu hakkında fikirlerinizi alabilir miyiz? 

Sarıyer Spor Kulübü, Türkiye’nin köklü ve büyük camialarından biridir. Türk spor tarihinde Balkan Kupası’nı kazanmış üç takımdan biridir. Milli takım seviyesinde nice oyuncular yetiştirmiş, marka değeri yüksek değerli bir camiadır. Bende toplamda dört dönem olmak üzere, 4 sene bu güzide kulüpte “Genel Kaptan, Basın sözcüsü ve Türkiye Futbol Federasyonu Temsilcisi” görevlerini yerine getirdim. Geçtiğimiz sene yapılan genel kurulda yönetimden affımı isteyerek görevlerimi sonlandırmış oldum. Sarıyer’de doğup büyüyen biri olarak Sarıyer Spor Kulübü tarihinde en genç yöneticilik yapmış kişilerden biri olmak ve bu camiaya geçmişte hizmet etmek şahsım için büyük bir onurdur.

RÖPARTAJIMIZIN 1.BÖLÜMÜ: TÜRK FUTBOLU

“ÜLKE FUTBOLU GERİYE GİDİYOR…”

Türkiye’de en çok takip edilen spor branşı şüphesiz futboldur. Her yıl milyonlarca insan maçları gerek TV ekranlarından, gerekse canlı olarak stadlarda takip ediyor. Üzülerek görüyoruz ki; son yıllarda en üst seviye olan Süper Ligimiz dahil tüm liglerimizde kalite oldukça düşmüş durumdadır. Bunun temel sebebi ekonomik problem olmakla birlikte, kulüplerdeki yönetsel faaliyetlerin yeterince yapılamaması, belki de profesyonellikten uzak olması diyebiliriz. Futbola bu kadar yatırım yapan az ülke vardır. Ancak alınan her türlü tedbir ve yaptırım lafta kalıyor. TFF’nin, Türk futbolunun sorunlarına bakış açısı ne yazık ki, kısa vadeli ve günü kurtarmaya yöneliktir. Bu nedenlerle, günü kurtaran kısa vadeli çözümler yerine, yapısalcı çözümlerin peşinden koşuyor olmalıyız ki, sürdürülebilir bir yapıya ve kalıcı bir başarıya ulaşalım.

“KULÜPLER EKONOMİK OLARAK YOLUN SONUNA GELMİŞ DURUMDA”

Şu anda üstesinden gelinmesi gereken en önemli sorun futbol kulüplerimizin çarpık mali tablosudur. Bilhassa amatör zihniyetin hakim olduğu alt liglerdeki kulüplerimizin doğru ve gerçekçi hedefler doğrultusunda yönetildiğini söylemek, ne yazık ki mümkün değildir. Kulüplerimizin gelirleriyle giderleri arasında büyük bir fark var. Futbol kulüplerinin gelirleri; maç gelirleri, ticari gelirler ve yayın gelirleri olarak üç ana başlığa ayrılmaktadır. Pandemi döneminde tüm bu gelirlerde dramatik bir düşüş görmekteyiz. Seyircilerin olmadığı bir ortamda önce reklam ve sponsor şirketleri, ardından ise yayıncı kuruluş yaptıkları yatırımları yarı yarıya azaltmış durumda. Bunun dışında, seyircinin olmadığı müsabakalarda ürün satışını da dahil olmak üzere kulüplerin ticari gelirlerinde büyük miktarda azalma meydana gelmiştir. Kulüpler borç içinde ve borcun günden güne büyümekte olduğunu görüyoruz. Neredeyse hiçbir kulübümüz denk bütçe ile yönetilmiyor. Bu sebeple asırlık camialar borç batağına saplanarak ya amatör liglere düştü ya da anonim şirket olarak şahıslara satılmış durumdadır. Türk futbolunda bu bilançolar ile uzun vadede yola devam etme imkanı kesinlikle yoktur.

“CİDDİ TEDBİRLER ACİLEN ALINMALI”

Gelir ve sürdürülebilir bir borçlanma  dengesinin oluşturulmasına, tasarruf sağlayıcı önlemlerin uygulanmasına yönelik bir çalışmaya ve gelecek için planlama yapılmasının zaruri olduğu kanaatindeyim. Kulüpler personel sayıları minimum yüzde 25 oranında azaltılmalıdır. Yüksek maaşlara profesyoneller alınmamalıdır. Personel için pozisyonu ne olursa olsun tavan maaş ücretleri belirlenmeli ve bu ücretin üzerine çıkılmamalıdır. Yüksek sabit maaşlardan ziyade başarı esaslı sözleşmeler  yapılmalıdır. Özellikle takımlardaki giderler mümkün olduğunca kısılmalıdır. Şampiyonluk, Avrupa kupalarına katılım veya ligine göre play-off hedeflerine ekstra primler verilerek oyuncu ve teknik heyet hatta kulüp personeli teşvik edilmelidir. Gelir getirici sponsorluklara önem verilmelidir.

“TESİSLEŞME İÇİN YEREL YÖNETİMLERLE İŞBİRLİĞİ ŞART”

Her spor kulübü modern bir stadyum, antrenman sahaları ve altyapı tesisleri olmasını ister. Bunların maddiyatla alakası var. Maddi gücünüz çok olmadığı zaman bu tip tesisleşmeyi, bırakın 2. lig, 1. lig takımlarını Süper Lig takımları bile yapamamaktadır. Burada da devletimizin, belediyelerin, mülki idare amirlerimizin desteği gerekmektedir. Birçok spor kulübümüzün eskimiş stadyumları lokasyon olarak şehir merkezlerinde ve değerli yerlerde ancak kullanım ömürlerini tamamlamış durumdadır. Bu değerli arazilarin kullanım hakları kulüpler eliyle devletin ilgili bölümlerine iade edilmeli; karşılığında yetkili merciilerin uygun göreceği bir bölgede yeni tesisler inşa edilmelidir. Bu tesisleşme olayları sadece yönetim kurulu ve başkanların öncülüğünde olacak bir iş değildir. Devlet büyüklerinin ve yetkili mercilerin kulüplerimize yardım etmesi lazım. Yerel Belediyeler, Büyükşehir Belediyeleri ile Gençlik ve Spor Bakanlığımızın da destekleri ile Türk futbolunda tesisleşme devrimi yaşanılabilir.

 

“TÜRK FUTBOLUNUN ÜVEY EVLATLARI ALT LİGLER”

Türk futbolunda gözardı edilmiş, unutulmuş ve “üvey evlat” konumunda yaşamlarını sürdürme savaşı veren alt liglerimizin durumu, yıllardır yakından takip ettiğim bir konudur. Maalesef neredeyse tüm futbolseverlerin gözü Süper Lig’e takılmış durumda. Zira her yıl milyonluk bütçeleri ile boy gösteren; ancak Avrupa kupalarında boyunun ölçüsünü alan büyük takımlarımızı herkes iyi derecede biliyor ve takip ediyor. Alt liglerimizdeki kulüplerimiz borç batağında ve tek gelir kaynakları Spor Toto gelirleri ile TFF Sponsorluk gelirleri. Bir de, kulüp başkanlarının ve yöneticilerinin yaptığı bağışlar. İçlerinde şanslı olanlar; belediye ve devlet destekli olarak üst liglere çıkabiliyor. TFF derhal alt liglerde oynayan takımlara gelir oluşturma projeleri hayata geçirmelidir. Böyle devam ederse birçok takım transfer yapamayacağı gibi transfer yasağı alacak ve daha kötü günler yaşayacaktır. Gelişim ve değişim tabandan-tavana olmalıdır ki kalıcı olsun. Avrupa’da ses getirecek başarıları kalıcı olarak istiyorsak buna TFF 2.Lig, 3.Lig ve Bölgesel Amatör Liglerimizi geliştirerek başlamalıyız. Futbolda gelir dağılımı adaletli sağlanmadığı için 100 yıllık kulüpler maalesef bugün amatör kümede oynuyor.

 

RÖPARTAJIMIZIN 2.BÖLÜMÜ: SARIYER SPOR KULÜBÜ

“SARIYER “TEKNİK DİREKTÖR DEĞİŞTİRME HASTALIĞINA” SON VERMELİDİR

 

Türk futbolunun bir başka önemli hastalığı yıl içerisinde durmadan değiştirilen teknik ekiplerdir. Şayet belli bir plan ve araştırma sonucu bir teknik ekipte karar kılındıysa başarı uzun vadede düşünülmelidir. Sene sonu sportif başarıya bakılmaksızın istikrarın devamı açısından teknik ekipler kesinlikle takımda kalmalı ve en az iki sezon sabredilmelidir. Konuyu burdan Sarıyer’e getirirsek kulüpte istikrar olması gerektiği kanaatindeyim. Son yıllarda en çok teknik ekip değiştiren takımlardan biri olduk. Bu durum bizleri üzmektedir. Belli bir isme ve ekibe güvenilmeli sonuna kadar arkasında durulmalıdır. Gerekirse geçmişte kulübümüzün formasını terletmiş efsane isimler sportif direktör görevine getirilmelidir. İş ehline teslim edilmeli, kulübümüz futbol yönetiminde kurumsallaşmalıdır.

 

Son yıllarda sıkça gündeme gelen “TÜZÜK” konusu hakkında fikirlerinizi alabilir miyiz?

Tüzük bir camianın anayasası olup, kişi ve grupların çıkarları doğrultusunda değil, sadece Sarıyer menfaatleri doğrultusunda hazırlanması gereken bir olgudur. Uzun yıllar tartışılan konu için seçimlerden sonra geniş katılımlı bir Tüzük Komisyonu kurulması gerekmektedir. Bu komisyonda kulübümüze hizmet etmiş akil büyüklerimiz, hukukçular, genç jenerasyonun temsilcileri ve yönetim kurulundan temsilciler bulunmalıdır. Ortak, bağımsız ve tarafsız akıl ile çok kısa sürede eksikliklerin giderileceğine inanıyorum.

“TESİSLEŞME İÇİN SOMUT ADIMLAR ATILMALI, BELEDİYE DESTEK OLMALI”

Yusuf Ziya Öniş Stadyumu lokasyon olarak değerli bir yerde. Fakat çağın gerisinde kalan bir stat. Biz statta kiracı olarak bulunuyoruz. En azından stadın Sarıyer Spor Kulübü’ne tahsisi olursa, biz kendi imkanlarımızla da bir kısmını yenilebiliriz. Belediyemizin, Büyükşehir Belediyemizin ile Gençlik ve Spor Bakanlığımızın da destekleri olursa Sarıyer büyük bir tesis kazanmış olur. Stadımızda 80’li yıllardan kalma bir atmosfer sürüyor. Zekeriyaköy’deki kamp tesisleri ve mevcut kulüp binamızın da yenilemesi gerekiyor. Bu tesisleşme olayları sadece yönetim kurulu ve başkanla ile olacak işler değildir. Devlet büyüklerinin ve yetkili mercilerin bize yardım etmesi lazım. Başta Belediye başkanı Sn. Şükrü Genç olmak üzere Sarıyer’in önemli iş insanlarından kulübümüze tesis konusunda maddi manevi destek olmalarını beklemekteyiz. Sadece yönetimlerin maddi katkılarıyla yapılabilecekler bundan ileriye gidemez. Başkan Şükrü Genç kulube mutlaka maddi destek vermeli ve kulübün tesisleşmesi anlamında belediyenin imkanlarını seferber etmelidir.

“GÜÇLÜ BAŞKAN YETMEZ GÜÇLÜ YÖNETİMDE ŞARTTIR”

Sarıyer halkının beklediği alanlarında öncü, sportif bilgi birikimi yüksek olan ve ekonomik güçleri çok üst seviyede olan yönetim kurullarının oluşturulmasıdır. Hizmet etmek için elinden gelen gayreti gösteren bir avuç yöneticiyi saymazsak; maalesef Sarıyer, son senelerde maddi ve manevi olarak yöneticilerinden yeterli verimi alamadı. Maddi manevi gücü olmayan ve ekonomik katkıda bulunamayacak kişilerden oluşan yönetimlerin; Sarıyer’i başarıya götürme şansı yok. Vizyonlu insanların ve bilhassa genç insanların sayısı artmalı. Proje üreten, reklam getirebilen ve ekonomik gücü yüksek bir yönetim oluşturulmalı. Kurumsallık ve kalıcı başarı iyi kadrolaşmaktan geçiyor.

Başkanımız Saffet Akkoyun eğer devam edecekse yeniden ekibini kurmalı ve artık yoluna mümkün olduğunca yeni yüzler ile devam etmelidir. Kulüplerin menfaatlerini her platformda savunmak ve geleceklerini tehdit eden mali sorunların aşılması için projeler üretmek, yönetimlerin en büyük sorumluluğudur. Sarıyer halkı artık net adımlar görmek istiyor, projeler duymak istiyor. Sarıyer Spor Kulübü gibi köklü ve mazisi başarılarla dolu bir kulübün; Sarıyer gibi İstanbul’un en müstesna ilçesinin takımının tekrar eski günlerine dönebilmesi için ilçede yaşayan ve kalburüstü sayılan insanların ellerini taşın altına sokmasının vakti çoktan gelmiştir.

 “SAFFET AKKOYUN’A VEFASIZLIK YAPILMAMALIDIR”

Kulüplerin bilinçsizce para harcaması ve taraftarlara popülizm yaparak transfer harcamasında ödeyemeyeceği rakamların altına imza atması asırlık kulüpleri kapanma noktasına getirdi. Popülizm ve şov peşinde olanlar bugün amatör liglerde oynuyor. Başkanımız Sayın Saffet Akkoyun’u bu anlamda kutluyorum ve ekonomik fedakarlıklarından ötürü teşekkür ediyorum. Sarıyer camiası olarak yeterli maddi kaynak bulamazken, kendisi neredeyse tek başına bu büyük camiayı yıllarca ayakta tuttu. Kulübü kimseye muhtaç etmedi.

Kendisinin başkanlık döneminde şampiyonluk gelmese de; kulüp ekonomik olarak ayakta kalmıştır. Üst lige çıkmasa da alt liglere de düşmemiştir.

Yine bir seçim dönemine girilirken ortada herhangi bir aday göremiyoruz. Bu kadar zengin ve önemli insanın yaşadığı Sarıyer’de bu ateşten gömleği kimse giymek istemezken, 9 yıldır maddi ve manevi olarak yönetim kurulu arkadaşlarıyla birlikte kulübü mümkün olan en iyi yerlere getirme gayretinde olan Saffet Akkoyun’un yeniden aday olması hususunda motive ve teşvik edilmesi gerektiğine inanıyorum.

“SARIYER’DE BİRLİK BERABERLİK ŞART; SARIYER İÇİN HERKES ELİNİ TAŞIN ALTINA KOYMALI”

Yıllardır camia olarak hissettiğimiz önemli bir eksiklikte tam anlamıyla birlik olunmaması ve gereksiz zamanlarda yapılan eleştirilerin kulübe zarar vermesidir. Sadece tenkit etmek ile başarının geldiği hiç görülmemiştir. Çözüm yollarını hep birlikte bulmalıyız. Başarı istiyorsak topyekün birlik ve beraberlik şart. Camia olarak seferberlik ilan etmeliyiz. Sarıyer’in en büyük markası Sarıyer Spor Kulübü’dür. Sarıyer Spor Kulübü, tüm Sarıyer’in ortak paydasıdır. Sarıyer için kibrimizi, kişisel hırslarımızı, sorunlarımızı ve egolarımızı bir kenara bırakmalıyız.

Son olarak neler söylemek istersiniz?

Öncelikle yeni kurulacak yönetime girmek gibi bir beklentimin olmadığını ifade etmek isterim. Ben bir Sarıyerli olarak, eski bir yönetici ve Sarıyer taraftarı olarak yukarıda belirttiğim hususları davetiniz üzere ifade etmeye çalıştım. Kongre üyelerinin ve taraftarımızın Sarıyer’in gerçek sahipleri olarak; kulübün gidişatı hususunda sorumlu olduklarını unutmamalarını rica ediyorum. Sarıyer’in menfaatlerini her platformda savunmak ve  geleceğini tehdit eden mali sorunların aşılması için projeler üretmek bizim en büyük sorumluluklarımız arasındadır. Başarı için işi sıkı tutmalıyız. Önümüzdeki genel kurul çok önemlidir. Umarım bu kongre süreci öncekilerden çok daha verimli geçer ve kulübümüz adına hayırlısı olur.

Son olarak virüs süresince vefat eden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, tedavi görenlere de şifa temenni ediyorum. Bu süreci atlatacağız. Tedbirli ve sabırlı olalım diyorum. Sağlıkla kalmanız temennisiyle herkese selamlarımı, saygılarımı iletiyorum.

blank

Genel

İmamoğlu’ndan öğrencilere yurt müjdesi: Eylüle kadar 2700, önümüzdeki sene 5000 yatak olacak

Published

on

blank

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Çarşamba mesaisinin büyük bölümünü Bağcılar’a ayırdı. Bağcılar’daki İBB projelerini ve geldikleri aşamaları yerinde inceleyen İmamoğlu, Yenimahalle’deki 510 yataklı öğrenci yurdu inşaatı şantiyesinde açıklamalarda bulundu. “Her yönüyle çok sağlam bir kompleks” diyen İmamoğlu, “Biz, eylülde yurtlarımızda 2 bin 700’e ulaşacağız yatak sayısında. Bu aslında ara dönemde devreye girecek. Bunların da katkısıyla, bir sonraki seneye hedefimiz, 5000 yatakla eğitim sezonuna dahil olmak” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Bağcılar’da 28 Şubat 2022’de açtıkları Sosyal Uyum Destek Merkezi’ne (SUDEM) yaptığı ziyaretin ardından ilçeden ayrılmadı. İlçedeki İBB hizmetlerini yerinde deneyimleyen İmamoğlu, sırasıyla; Ebubekir Otopark Üstü Meydan ve Çevre Düzenlemesi İnşaatı’nda, Bağcılar Otizm Temalı Park’ta, Yenimahalle Yurt İnşaatı’nda incelemelerde bulundu. İmamoğlu, Bağcılar turuyla ilgili değerlendirmesini de önümüzdeki eğitim-öğretim yılında 510 yatakla hizmet vermesi planlanan öğrenci yurdu şantiyesinde yaptı.

“BAĞCILAR BENİM İÇİN DUYGUSAL BAĞI ÇOK YÜKSEK BİR YER”

Bağcılar’ın kendisi için duygusal bağı çok yüksek bir yer olduğunu vurgulayan İmamoğlu, “İstanbul’da, Avrupa yakasında ilk iş yerimiz Güngören sınırlarındaydı. Bağcılar’la, Esenler’le, Bahçelievler’le bu alanla çok ilişkili bir yaşamım oldu. Ama bu 4 ilçe, gerçekten zor bir yaşam alanına dönüştü. Bir kısım adımlar atılmıştı. Şimdi daha zevkli, daha renkli ve daha çevreye uyumlu bir biçimde dönüşümler yapıyoruz. Yaptıkça da bence çok daha iyi sonuçlar alacağız. İşte bulunduğumuz merkezin, bu anlamda hem yurt ihtiyacımıza ilave katkısı var. 510 yatak kapasitesine sahip. Mahalle içinde kapalı otoparkıyla hizmet edecek. Aynı yerde 4 sınıflı kreşimiz var. Aynı yerde e-spor merkezimiz var. Aynı yerde konferans salonumuz var. Çevreye etkisi olacak bir düzenleme kabiliyeti ve kapasitesi olacak” bilgilerini paylaştı.

“SUDEM’LERİN VE KENT LOKANTALARI’NIN SAYILARI ARTACAK”

“Her yönüyle çok sağlam bir kompleks” diyen İmamoğlu, “Bu tür yapılar çevresine hem buluşma şansı fırsatı verir, komşuluğu hissettirir hem de aynı zamanda burada hayatı değiştirir, dönüştürür. Her yönüyle çok etkili bir alan olacağını şimdiden hissedebiliyorum. Zira biz, eylülde 2 bin 700’e ulaşacağız yatak sayısında yurtlarımızda. Bu aslında ara dönemde devreye girecek. Dolayısıyla bunların da katkısıyla, bir sonraki seneye hedefimiz, 5000 yatakla eğitim sezonuna dahil olmak” ifadelerini kullandı. Bağcılar’da gezdiği İBB hizmetlerini sıralayan İmamoğlu, İstanbul’un farklı yerlerindeki alanlara otizm temalı parklar kurma hedefinde olduklarının müjdesini verdi. Bağcılar ve Sultanbeyli’de açtıkları SUDEM’lerin sayısını da artıracakları bilgisini paylaşan İmamoğlu, ikincisini çok yakında Bağcılar’da açacakları Kent Lokantaları için de aynı hedefle yol yürüdüklerinin altını çizdi.

“BÜTÜN ATTIĞIMIZ BU ADIMLAR, DAYANIŞMA AHLAKI SORUMLULUĞU”

Kent Lokantaları’nda yaptıkları işin bugünün ihtiyacına yönelik olduğuna dikkat çeken İmamoğlu, “Yoksa restoranı olan, lokantası olan; onların segmenti, işi başka, bizim yaptığımız şey başka. Bu bağlamda, bu zor günleri aşmanın yolunu hep birlikte bulmak zorundayız. Bütün attığımız bu adımlar, aslında dayanışma ahlakı, dayanışma sorumluluğu. Onu yerine getiriyoruz. Bunları keşke konuşmasak. Konuşmayacağımız günler de gelecek. Yoksulluğu değil, zenginliği, eşit dağılımı, gelirin eşit paylaştırıldığı, insanların mutlu olduğu günleri, inşallah hep birlikte başaracağız. O zaman başka adımları, başka yatırımları, başka atılımları konuşuyor olacağız” dedi.

“TEMEL MESELE: İSTANBUL’UN HER NOKTASINA EŞİT HİZMET”

Gezdikleri hizmetlerin, Bağcılar’da yürüttükleri projelerin tamamı olmadığının altını çizen İmamoğlu, şunları söyledi:

“Burada yürüttüğümüz temel mesele şu: İstanbul’un her noktasına eşit hizmet. Her yaptığımız sadece mimarın kaleminden çıkmıyor. Aynı zamanda yakın çevrede talep edilen ne var? Burada oturan insanların demografisi, yaş grubu, beklentileri, onlara nasıl hizmet edebiliriz? Örneğin burada çocuk sayısı fazlaysa, burada bir kreş ihtiyacı var demektir. Gençler varsa, evet e-sporla ilgili bir talep varsa, onları yine kontrollü bir alanda, iyi bir eğitimle eğitmenlerle buluşturmanın mutlaka zeminini hazırlamanız gerekir. Bütün bu yönleriyle bir değişim yaşattık. Birçok projemizde, ne yazık ki göreve geldiğimizden sonra, tasfiye kararı olan müteahhitler, konkordato ilan eden müteahhitler süreçleri, ihale yapma konusundaki sorumlu süreçler… Bütün bunları aşıp, tekrar burada harekete geçmek ve hızlıca bunları hem 2022’ye hem 2023’ün başına yetiştirme hedefi koyan hem yönetici arkadaşlarıma olsun hem de yüklenici firmalarımıza olsun, Allah kolaylık versin. Öyle ya da böyle bu işi toparlayacağız, hızlıca -başta Bağcılar olmak üzere- bütün ilçelerdeki işlerimizi vatandaşlarımıza hediye edeceğiz. Yolumuz açık olsun. Keyifli bir gün geçirdik. Umuyoruz, Bağcılar’da keyifli bir günü de hatta birkaç günü de bunların açılışlarını yaparken, hep birlikte geçiririz.”

ESNAF VE PAZAR ZİYARETİ

İmamoğlu, ziyaretlerinin ardından Fatih Mahallesi’nde esnaf ziyaretlerinde bulunup, Fevzi Çakmak Mahalesi’nde kurulan semt pazarında vatandaşlarla buluştu. Yaşadıkları ekonomik sıkıntıları İmamoğlu ile paylaşan esnaf ve vatandaşlar, İBB Başkanı ile anı fotoğrafları çektirdi.

Continue Reading

Genel

Kimya Çiftçi Dumlu: Evlilik doyumunu etkileyen faktörler

Published

on

blank

En başarılı ve mutlu ailelerde bile zaman zaman çatışmalar yaşanabilir. Her evlilik ilişkisinde çatışma, tartışma ve ardından çözüm bulma süreci, ilişkinin doğasında yer alır ve süreklilik gösterir. Çiftlerin evlilik ilişkisinde yolunda gitmesini sağlayan faktör; evliliklerinde tartışma ve çatışma yaşamıyor olmaları değil, yaşadıkları tartışmaları çözüme ulaştırabilmeleri ve çatışmalarını çözebilecek beceriye sahip olmalarıdır. Aksi takdirde aile içerisinde sürekli tartışmaların ve çözülemeyen çatışmaların var olması, ailenin stres seviyesini yükselterek evlilik fonksiyonlarında bozulmalara yol açmaktadır.

***

Evlilik ilişkilerinde sürekli çatışma yaşayan ve çatışmaları genellikle hayal kırıklıkları, incinme ve küskünlükle sonuçlanan çiftler zamanla evliliklerinden aldıkları doyumu yitirirler. Eşlerin birbirlerine olan bağlılıkları ve güvenleri azalır. Oysa çiftlerin ve aile üyelerinin aralarındaki sorunları çözümleyerek yaşamdan aldıkları doyumu arttırabilmeleri mümkündür.

***

Uzun süreli beraberlikler, çatışmaları çözme becerisinin bir sonucudur. Evlilik çatışmalarıyla başa çıkabilmek için sahip olunması gereken beceriler bulunmaktadır. Çiftler bu becerileri kazanarak evlilik doyumunu arttırabilir. Açık İletişim Çoğunlukla eşler arasında çatışmaya sebep olan veya çatışmaları alevlendiren en önemli şey, ağızdan çıkan cümlenin eşiniz tarafından, söyleyenin niyetinden farklı bir biçimde algılanmasıdır. Bunun pek çok farklı sebebi olabilir. Örneğin çiftler tartışırken aslında birbirlerinin ne dediğini tam olarak dinlemiyor. Zihinleri birbirlerinin ne dediğini anlamaya çalışmak yerine, karşısındaki susunca kendisinin ne diyeceğini düşünmekle meşgul oluyor. Tartışma esnasında birbirlerinin fikirlerini çürütmeleri gerektiği ya da her tartışmadan birinin galip çıkması gerektiği ön yargısıyla hareket etmektedirler.

Açık iletişimde önemli olan hususlar şunlardır:

• Eşinizin zihnini okumaya çalışmayın, fikirlerini ifade edebilmesi için onu can kulağıyla dinleyin,

• Tartışma esnasında eşinizi suçlama ve eleştiriden uzak durmaya çalışın,

• Tartışırken kendinizin ve eşinizin beden dilinin farkında olun (Örneğin dinlerken kollarını kavuşturmak, göz iletişiminden kaçınmak, yüz buruşturmak gibi davranışlar, karşıdaki kişi tarafından anlattıklarının onaylanmadığı şeklinde algılanır.)

• Aynı fikirde olunmasanız bile eşinizin neden böyle düşünüyor olabileceğini anlamaya çalışın, konuya bir de onun gözünden bakarak aynı fikirde olunmasanız bile eşinizin fikirlerine saygı göstermeye gayret edin.

***

Olumsuz Düşünceleri Kontrol Edebilmek

Tartışmalar esnasında eşlerin birbirlerine duygu ve düşüncelerini çekinmeden aktarabilmeleri ve içlerinden geçenleri ifade edebilmeleri oldukça önemlidir. Ancak eşlerin sürekli olarak birbirlerine olumsuz düşüncelerini ifade etmeleri tartışmaları daha da fazla çözümsüzlüğe sürüklüyor. Tartışma esnasında eşler esas konudan uzaklaşarak birbirlerinin yetersizliklerine ve zayıf yönlerine odaklandığı zaman tartışma gittikçe daha acı verici ve rahatsız edici bir hâl alır. Bu sebeple eşlerin birbirleri hakkındaki düşüncelerini kontrol etmeyi öğrenmeleri gerekir.

***

Olaya Eşinizin Gözünden Bakabilmek

Tartışma esnasında taraflardan biri karşısındakinin haksız olduğunu düşünebilir. Ancak yine de mutlaka olaya bir de eşinizin gözünden bakmaya ve onun bakış açısını anlamaya çalışmalısınız. Eşinizin gözüyle bakmayı denemek, kendini onun yerine koymak size yeni bir ufuk açabilir.

***

Affedicilik

Her evlilikte, yaşanan çatışmalar dolayısıyla zaman zaman eşler arasında incinmişlik ve kırgınlık duyguları meydana gelebilir. Eşler yorgun, meşgul veya öfkeli olduklarında birbirlerine karşı daha az hoşgörülü davranırlar. Hatta birbirlerini daha az çekici olarak bile algılayabilirler. Aslında tüm bu duygular gelip geçicidir. Eğer eşler duygularının zeminine birbirlerine duydukları bağlılığı yerleştirirlerse bu, ilişkilerini güçlü tutar ve birbirlerini affetmelerini kolaylaştırır. Çatışma durumları anlayış ve affedicilikle çözümlenemediği takdirde, ilişkide karşılıklı sevgi bağının gelişmesi mümkün olamaz. Yaşanan tüm olaylar, zamanla geride kalır. Onları zihinde yaşatarak sürdürmek ise kişinin tercihidir. Fakat bu ilişkide doyumu azaltacak en tehlike unsur olacaktır. İlişkinin olumlu yönlerine ve içinde bulunulan ana odaklanmak, her zaman için daha sağlıklı bir yoldur.

Problem Çözme Becerisi

Birbirlerine karşı destekleyici bir tavır sergilemeyen çiftler, problemlerine eleştirel bir tarzda yaklaşır ve “sen ve ben birbirimize karşı” yaklaşımını benimserler. Oysa destekleyici bir ilişki geliştirebilmiş olan çiftler problemlerine “takım ruhu” ile yaklaşırlar. Aslında tüm tartışmalarda her iki tarafın da ortak bir ihtiyacı vardır: Anlaşılmak… Eşine kendisini tam olarak ifade edebildiğini ve eşi tarafından anlaşıldığını hissedebilmek. Burada önemli olan “sen-ben” güç dengesindeki çekişmeden vazgeçerek “biz” olabilmeyi başarmak ve tartışmanın sonunda ortak hedefe ulaşabilmektir.

***

Evlilik ilişkinizde problem ve çatışma çözme becerilerinizi geliştirmeye çalışırken ilişkinizi sağlıklı yollardan desteklemeyi unutmayınız. Bunun için çift ilişkisi danışmanlığı alabilirsiniz.

Continue Reading

Genel

Beyaz Martılar’ın grubu belli oldu

Published

on

blank

2022-2023 sezonu TFF 2. Lig gruplarında yer alacak takımlar, yapılan kura çekimi ile belirlendi. Sarıyer, birbirinden zorlu ekiplerin olduğu Kırmızı Grup’ta yer aldı.

TFF 2. Lig’de gruplar belli oldu. Riva Hasan Doğan Milli Takımlar Kamp ve Eğitim Tesisleri’nde düzenlenen kura çekimiyle birlikte Kırmızı ve Beyaz Grup’ta mücadele edecek olan takımlar belirlendi. Kura çekimine; Türkiye Futbol Federasyonu 2. ve 3. Lig Kulüplerinden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Volkan Can, TFF Genel Sekreter Yardımcısı Özcan Şepik, Maç Planlama Müdürü Besim Yalçın, kulüp başkanları ve temsilcileri katıldı.

2022-2023 sezonunda TFF 2. Lig; Beyaz ve Kırmızı Grup olarak iki gruba ayrılırken, Kırmızı Grup’ta 20, Beyaz Grup’ta 19 takım yer alıyor. TFF 2. Lig’de müsabakalar, 27-28 Ağustos 2022 tarihlerinde oynanacak maçlar ile başlayacak ve normal sezon 29 Nisan 2023’te sona erecek.

İşte gruplarda yer alan takımlar:

Beyaz Grup

Afjet Afyonspor

Amed Sportif

24 Erzincanspor

Ankaraspor

Arnavutköy Belediyespor

Batman Petrolspor

Bayburt Özel İdare

Düzcespor

Bursaspor

Çorum FK

Esenler Erokspor

Nazilli Belediyespor

Ispartaspor

İnegölspor

Menemenspor

Sivas Belediyespor

Somaspor

Şanlıurfaspor

Tarsus İdman Yurdu

Kırmızı Grup

Sarıyer

Kırklarelispor

Zonguldak Kömürspor

Ankara Demirspor

Erimasgut Belediyespor

Pazarspor

1462 Trabzon FK

Silahtaroğlu Vanspor FK

Diyarbekirspor

Adıyaman Futbol Kulübü

İskenderunspor

Serik Belediyespor

Fethiyespor

Uşakspor

Bucaspor 1928

Balıkesirspor

Kocaelispor

Karacabey Belediyespor

GMG Kastamonuspor

 

Continue Reading

Popüler

blank