Connect with us

Genel

Normalleşme sonrası iş yerlerinde ekip yönetimi ve liderlik nasıl olmalı?

Published

on

blank

Küresel salgın ile mücadele döneminde alınan önlemler kapsamında işyerleri uzun süre kapalı kaldı. Uzaktan çalışma uygulamaları ile birçok kurum kültürü etkilendi, ekip yönetimi zorlaştı. Sayıca küçülen ekipleri, değişen maliyetleri, öngörülemeyen krizleri yönetmek durumunda kalan şirket yöneticilerini şimdi ise normalleşme ile birlikte yeni görevler bekliyor. İş hazırlama, motivasyon sağlama gibi liderlik becerilerinin de gerektiği normale dönüş döneminde Yönetici Koçu Pelin Narin Tekinsoy etkili liderlik ve ekip yönetimi üzerine önerilerde bulundu. 

 

İçinden geçtiğimiz pandemi dönemi ve yeni geçilen normalleşme uygulamaları günlük hayatta olduğu kadar iş hayatında da birçok etki oluşturuyor. İşyerlerinde bireysel başarı ve ekip başarısı için iyi liderlik vasıfları olan yöneticilere her zamankinden daha çok ihtiyaç var. Yönetici Koçu, Yazar Pelin Narin Tekinsoy yöneticilikte ve şirket politikalarında Covid-19’dan önceki dünya düzenine dönmenin başarısızlık olacağını, bu süreçte yapılması gerekeni deneyimleyerek öğrendiğimiz yeni kriz yönetimi anlayışıyla hareket etmek, dayanıklı liderlik gibi özelliklerin geliştirilerek eskisinden çok daha iyi bir noktanın hedeflenmesi gerektiğini belirtti. İyi liderlik yapmak isteyen kişilere şu önerilerde bulundu: 

 

Dayanıklı liderlik edebilenler kazanacak

Günlük hayatta, ailede, iş hayatında geçtiğimiz aylar boyunca öğrendiğimiz kısıtlı imkânlar ile çalışmak, kısıtlı iletişim, kaynakların doğru kullanılması, daha fazla tolere edebilme becerisi gibi özellikleri şimdi yeni düzende uygulama şansımız var. Bunlar şirketleri, ekipleri eskisinden de ileriye götürecek beceriler. Güven ise, paydaşlar arasında dört farklı boyutta; fiziksel, duygusal, finansal ve dijital olarak, beslenir ve inşa edilir. Salgınla mücadele süreci, güven oluşturmak veya kaybetmek için daha fazla fırsat sunan bu dört boyutta paydaş duyarlılığını da arttırdı. Şimdi dayanıklı liderlik yapabilmek için dışarıya bakmak, başarılı bir gelecek hayal etmek, güveni de benimseyerek ekiplere enerji verme zamanıdır.

 

Yeni yöneticilik trendi: uzmanlaşma değil çoklu gelişim ve çapraz eğitim

Son 30 yılda bir konuda uzmanlaşmak popüler ve önerilen olsa da pandemi ile birlikte birden fazla uzmanlaşma alanları doğdu. Farklı konularda bilgi ve tecrübe sahibi olan yöneticilere daha çok ihtiyaç duyuldu. Bir konuda uzmanlaşmak işyerlerinde güvenli görünse de bundan sonraki süreçte şirket geleceği ve rakiplerden ayrılmak için farklı konularda bilgi sahibi olmak önemli. Yönetici Koçu Pelin Narin Tekinsoy, Rönesans döneminde öne çıkan Leonardo Da Vinci’yi örnek göstererek kendisinin yalnızca ressam değil, o dönemin zorlu şartlarında aynı zamanda bir filozof, mimar, mühendis, anatomist, matematikçi, heykeltraş gibi farklı alanlarda da uzmanlığı bulunan bir başarı timsali olduğunun altını çizdi. Şimdiki dönemin koşullarında iyi liderlik becerileri olan ve kendini farklı alanlarda da geliştirmiş kişilerin ekiplerini, şirketi ve bağlı oldukları kurumları çok daha ileriye taşıyacağını belirtti.

 

Sahip olunması gereken liderlik becerileri 

Lider, doğal ilişki kurucu ve organizasyonel yapıdaki dinamiği kolaylıkla sağlayacak kişidir. Ekip ruhu denilen o görünmez enerji tam da buradan başlar. Bu kişi olayları tek bir yönden değil, bütünü görecek büyük pencereden ya da yukarıdan bakan bir dış gözle değerlendirme yetisine sahiptir. Olabilecek riskleri daha önceden görür ve önlem alır. Tüm ekibi içinde bulunduğu duruma, zihinsel ve ruhsal olarak hazırlar. Her zaman bir B planı olsa da duruma göre C ve D planları da geliştirebilir. Ekibin koordineli ve uyumlu çalışması için olası anlaşmazlıkları anlar ve bunların üstesinden gelmesini bilir. İyi bir gözlemcidir. Dedikodulara takılı kalmaz, kendi tespit yeteneği yüksektir ve hedef doğrultusunda hareket eder. Bu yüzden ekip motivasyonunun yüksek tutulmasının yanı sıra işlerin sürdürülebilirliğini sağlama noktasında da en büyük görev onundur. Buradaki en önemli liderlik becerisi ise liderlerin çalışanlarla kurdukları ilişkilerdir. Bireysel olarak kişinin kendisi ile ve diğerleri ile olan ilişkileri her zaman süreç yönetiminde en önemli püf noktasıdır.

 

Yeni normalleşme sürecini liderler nasıl yürütecekler?

Kapalı kalınan sürenin uzaması ve giderek azalan çalışan sayısı ile iş tamamlamaya çalışmak stres ve içsel öfke oluşturur. Liderler bu sebeple stres yönetimi ve öfke kontrolü için çalışmalar yapmalı. Bu süreçte sadece anı kurtaran değil sürdürülebilirliği olan çalışmalar yapmak önemlidir. Bu da akıl, mantık, şuur üçgenini çalıştırmakla mümkündür. Bu kısım liderleri eleştiriye açık tutar ve onlara gelişim alanı sağlar.

Liderler gücün, kendi doğal olan halleri olduğunu göstermeliler. Bir şey yapmadan dahi güçlü görünmek kabul getirir ve bu karizmatik liderlere hastır. Her zaman verilecek bir cevabın olması gerekliliği yerine ekibe güvenerek, en doğru cevabı birlikte bulunan çözümlerden yola çıkarak vermek daha doğal bir güç getirir.

 

Yeni liderlik anlayışı üzerine yapılan çalışmalar gösteriyor ki;

Dünyanın önde gelen yönetim danışmanlık şirketlerinden The Boston Consulting Group’un (BCG) Kıdemli Ortağı ve Genel Müdürü Rainer Strack ve ekibi tarafından kaleme alınan bir makalede baş, kalp ve ellerin üç temel unsurunu bir araya getirerek, empati ve uyarlanabilirliği birleştiren liderliğe odaklanılıyor. Yönetici Koçu Pelin Narin Tekinsoy, bu araştırmada geçen “baş” geleceği hayal etmeyi ve başarılı olmak için gereken öncelikleri belirlemeyi, “kalp” çalışanlara ilham vermeyi ve güçlendirmeyi, “eller” ise yenilikçi olmayı ve çevik yetenek yönetimini temsil ettiğine değinildiğini belirtirken; yeni dönemde liderlere hayal güçlerini çalıştırmalarını, önceliklerini belirlemeyi, ilham kaynağı olmalarını, yenilikleri takip etmelerini hatta öncü olmalarını ve yetenekleri iyi yönetmelerini öneriyor. 

Genel

Sarıyer’de okullar rengarenk

Published

on

blank

Koronavirüs salgını ile birlikte zorlu bir eğitim döneminden geçen öğrenciler için bir sürpriz hazırlayan Sarıyer Belediyesi, okulları renklendirdi. “Sanat ile yaşamın içine dokunma” sloganıyla başlayan proje, Polisan iş birliği ile yapılıyor.

Sarıyer’de kirli duvar kalmayacak hedefiyle yola çıkan Sarıyer Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü, çocuklar için bir proje gerçekleştirdi. Polisan ortaklığıyla başlayan proje ile okullarda duvar resmi çalışması yapılıyor.  Yüz yüze eğitim dönemiyle birlikte okullarına gelen öğrenciler okul bahçesine, koridorlara, laboratuvarlara yapılan duvar süslemeleri ile karşılaştı. 5 okul ile başlayan proje Sarıyer’in tüm okullarında gelen talepler doğrultusunda devam edecek. Bu çalışma okulların yanı sıra belediyenin sosyal tesislerinde ve Sarıyer sokaklarında da yapıldı.

Continue Reading

Genel

Cengiz Alp: Ilımlı İslam diyerek gelen siyasi yapı artık son demlerindedir

Published

on

blank

Sarıyer siyasetinin önde gelen, sevilen isimlerinden Doktor Cengiz Alp, gazetemizin sorularını yanıtladı. Alp, iktidarın pandemi sürecinde, özellikle ekonomik ve sosyal anlamda derin yaralar açtığını söyledi.

Gazetemizin Genel Yayın Yönetmeni Çetin Ali Aytaç’a konuşan Doktor Cengiz Alp, Türkiye’nin pandemi sürecini ve muhalefetin bu süreçte gerçekleştirdiği refleksi değerlendirdi. İşte Sarıyer siyasetinin önde gelen, sevilen isimlerinden Doktor Cengiz Alp ile gerçekleştirdiğimiz röportaj:

– Türkiye’nin Covid-19 ile mücadele sürecini nasıl değerlendirirsiniz? İktidarın bu süreci iyi yönettiğini söyleyebilir misiniz?

Baştan beri bu süreci şeffaf yönetemediler. Salgının zirve yaptığı birinci ve ikinci dönemlerde ölüm vakalarını, hasta sayılarını gizlediler. Ancak tabip odasının, belediyelerin, mezarlıklar müdürlüğünün sayıları ile karşılaştırınca gerçek durum ortaya çıktı. Türkiye Cumhuriyeti, tarihinde salgın süreçlerini çok başarılı bir şekilde yürütmüştür. Ama bu salgın sürecini politik tavır, Türkiye dünya lideri, dünyanın önünde gidiyor gibi algı yaratma anlayışıyla yönetmeye çalıştılar; ancak başaramadılar. Çünkü ortada rakamlar var ve herkes çevresinde, ailesinde yaşadıkları çok net bir şekilde gördü. Aşı konusuna da gelince, yeteri kadar tedarik edemediler. Hem Çin aşısı Sinonac ile hem Alman aşısı Biontech ile hem de İngiliz aşısıyla bağlantı kuramadılar. Bu da tabi bilime inanmadıklarından kaynaklanıyor. İlk başlarda sürü bağışıklığı sistemiyle süreci yönetiriz anlayışı hakim olmaya çalıştı. Bunun sebebi de, bilime inanmamalarıdır. İktidar partisinin yapısında da zaten bilim ve bilgiden uzaklaşma, meseleye başka yöntemlerle çözmeye çalışma anlayışı var. Bu siyaset anlayışı da, Türkiye’ye çok ağır bir şekilde mal oldu.

“TOPLUMUN PSİKOLOJİSİ, EKONOMİSİ BOZULDU”

Türkiye içe kapandı. Çok fazla sayıda insanımızı kaybettik. Ayrıca iş yerleri uzun süre kapalı kaldı. Süreç iyi idare edilemediği için ekonomide büyük bir daralma yaşandı. İşsizlik zaten çoktu ve bu süreçte çok daha fazla tırmandı. İktidar tarafından da destek gelmeyince, toplum tüm yapı itibari ile çöktü, diyebiliriz. Bu güne bu şekliyle geldik. Şimdi ise aşı yapmaya başladık. Son dönemde sıkça aşılama yapıyoruz ve bunun olması çok iyi bir şeydir. Ama tabi bu döneme çok büyük hasarlar vererek geldik. Toplumun psikolojisi, ekonomisi bozuldu. Bunu toparlamak uzunca bir zaman alacaktır. İçeriye kapanmış 65 yaş üstü insanlar, okula gidemeyen çocuklar, iş yerine gidemeyen insanlar kendi halinde kaldı ve devlet desteği olamadığı için toplum çaresiz kaldı ve kendi sorunlarını kendi çözmeye çalıştı. Bir kısmı köyüne, bir kısmı yazlığına gitti. Bir kısmı ise evde kaldı. Devlet, toplumun sağlığından ve eğitiminden sorumludur. İkisi de, bu süreçte büyük yara aldı. Gençler bu süreçte eğitimsiz kaldı. Ayrıca okulunu böyle kapatan tek ülke olduk. Çocuklara geç bulaştığını bilmemize rağmen okullarımızı uzun süre kapattık ve çocuklar bu süreçte evde kaldı. Neredeyse toplumun eğitim ve bilgi seviyesinin düşmesi için özel bir çaba sarfedildi. Ne İsveç’te ne Norveçte, hatta Almanya ve İngiltere gibi ülkelerde okulların kapatılmadığını biliyoruz. Böylece toplum psikolojisi yerle bir oldu. Ruhsal açıdan çöküntüye uğramış toplumu tedavi etmek çok daha zordur. Bir doktor olarak gözlemimi belirteyim; bu dönemde anti depresan kullananların sayısı oldukça arttı. Uyku bozuklukları, sıkıntı, stres, gerilim, çok çabuk sinirlenme, tartışmaya girme gibi toplumsal reflekslerle karşı karşıyayız. Bunun da tedavisi zaman alacaktır. Bunun yanında tabi, devletin esnaf kesimine sahip çıkmamasından ötürü iflasların, icra dosyalarının çokça arttığını biliyoruz. Toplumun her bakımdan geriye gittiğini söyleyebiliriz. Yaşanan bu durumlar, siyasi sonuç olarak iktidarın oy kaybına neden olacaktır. Muhalif kanadında oyları artacaktır. Zaten birçok anket firmasının da sonuçları bunu net olarak gösteriyor. Zaten muhalefetin, özellikle bizim CHP’li belediyelerin bu süreci iyi yönettiğini düşünüyorum. Toplumun her kesimine sosyal destek anlamında ulaşmaları, kontak kurmaları bu süreci ne kadar ciddiye aldıklarını göstermektedir. Ulaşılamayan kesimlerle bu süreçte diyalog kurulması çok önemlidir ve bunun zamanla da geliştirileceğine inanıyorum. Bunun yansımaları da, ilk seçimde kendini gösterecektir.

İktidarın koronavirüs sürecinde özellikle ekonomik ve sosyal anlamda açtığı derin yaralar karşısında muhalefetin yeteri kadar tepki gösterdiğini, etkili olduğunu söyleyebilir misiniz?

Bu süreçte yapılan hatalara, yanlışlara basın yeterince yer vermedi, farklı anlattı. Muhalif partilerin sesi, daha önceden ana akım medya dediğimiz kanallarda yeterince duyurulmadı. Muhalif partiler genel olarak sesini daha farklı platformlarda duyurabilirdi. Ama gündemi oluşturma, algı yönetme işi çok başka bir şeydir. Bu da, bilime dayanan bir şeydir. Söylediğiniz şeyin karşılığında alacağınız refleks, bilgiyle ilgili bir şeydir. Bu algı yönetme işini AK Parti bu güne kadar hakikaten iyi yaptı. Peki, karşı hamleleri biz iyi yapabildik mi? Evet, bazı olaylarda iyi yaptık. Mesela bir adalet yürüyüşü gerçekten çok iyi bir hamleydi. Ciddi ses getirdi. Son olarak ise “128 Milyar Dolar nerede” sorusunu afişler asarak Türkiye’nin her bir noktasında sormak da, iyi bir hamle oldu. Türkiye’de uzun süre bu paranın nerede olduğu konusu konuşuldu. Daha sonra ise Sedat Peker videoları üzerinden yeni bir gündem oluştu. Ve bence artık gündem, AK Parti’nin elinden gitti. İmar rantından, yolsuzluktan uzak olan toplumun büyük bir çoğunluğunun, yapılan bu yolsuzluklara karşı tavrını ortaya koymaya başladığını görüyoruz. Siyasette oluşan bu gündemi büyük bir cesaretle sürdürmeye devam edersek, “Temiz eller operasyonu” veya “Temiz eller siyaseti” dediğimiz şeyi muhalif siyasetçiler topluma iyi bir şekilde anlatmaya devam ederse bu işin çözüleceğini, iktidar kanadından başka sebeplerden de ötürü kopan seçmen kitlesini muhalif kanada çekeceğini düşünüyorum. Karamsar değilim. Ilımlı İslam diyerek gelen siyasi yapının artık son demlerinde olduğunu söyleyebiliriz.

“GEÇ ÖĞRENEN BİR TOPLUMUZ”

Ilımlı İslam diyerek siyaset yapan yapının yaşattıklarını Türkiye’nin yaşaması gerekiyordu. Bu sayede gerçek yapısı ortaya çıkmış oldu. Maalesef ki, geç öğrenen bir toplumuz. Bu sebeple, reaksiyonunu da geç veriyor. Cumhuriyet döneminde birikmiş, tortulanmış bazı meseleleri yıllarca belirli kuşaklara aktararak bu günlere geldiler. Ama onların muhalif anlamda söylediklerinin ticari anlama geldiği, siyaseti, dini ticaretin bir parçası olarak kullandıkları ortaya çıktı. Toplum da, bunu yaşayarak gördü. Belki bu süreçte büyük bir zaman kaybettik; ama önümüzdeki yıllarda Türkiye’nin bu süreçten kurtulacağına ve dinin siyasete alet edilme devrinin biteceğine inanıyorum.

Continue Reading

Genel

Sarıyer’in uygun fiyatlarıyla lezzet durağı olan Elaşina sizleri bekliyor…

Published

on

blank

Koronavirüs salgını sebebiyle bir süredir sizlerden uzak kalan Elaşina, enfes mezeleriyle, yemeye doyamayacağınız ara sıcaklarıyla, çeşit çeşit mevsim balıklarıyla ve meyve ikramlarıyla sizleri bekliyor…

Boğazın kıyısnda bir mekana gidip oturmak, hele ki koronavirüs salgınından sonra bir şeyler yiyip içmek ateş pahası olurken, Sarıyer’in yeni gözdesi olan ve kısıtlamalar nedeniyle bir süredir sizlerden ayrı kalan Elaşina’da uygun fiyatlı fix menüler sizleri bekliyor. Çeşit çeşit lezzetli mezeleriyle, birbirinden güzel ara sıcaklarıyla ve taze mevsim balıklarıyla, devamında meyve ikramıyla kişi başı sadece 125 liraya eşsiz bir lezzettin tadını çıkarmaya hazır mısınız? İçeceğinizi kendinizin getireceği, karşınızda boğazın eşsiz güzelliğini seyredeceğiniz, ortamıyla keyif veren, konumuyla kolay ulaşabileceğiniz Elaşina Balık için geç kalmadan yerinizi ayırtmayı unutmayın.

SARIYER’İN YENİ GÖZDESİ

Hacıosman’dan Çayırbaşı’na inerken, ya da Kireçburnu’ndan Sarıyer’e doğru giderken Kefeliköy’de, Boğazın hemen kıyısında, Sarıyer’in ve de Sarıyerlilerin yeni gözdesi oldu Elaşina… Uygun fiyatlarıyla, kaliteli hizmetiyle, eşsiz lezzetleriyle, yemek yediğiniz anda sizlerle kurulan dostluk havasındaki iletişimiyle, sohbetiyle tam bir sıcak aile ortamını oluşturan Elaşina Balık, yeni dostlar kazanmak için sizleri bekliyor. Sarıyer’in eskilerinden, Rumeli Fenerli Girit ailesinden Tolga Girit’in de ortak olduğu Elaşina’da yazın tadını çıkartmak için hemen rezervasyonunuzu yaptırtıp, yerinizi ayırtın. Bu eşsiz güzellikten, Boğazın kıyısındaki uygun fiyatlı taze balıklardan ve güzel hizmetten mahrum kalmayın.
Telefon: 0532 585 40 13

Continue Reading

Popüler