Connect with us

Genel

Başkan Genç: Riskli binayla barış olmaz

Published

on

blank

İzmir’de yaşanan depremin ardından beklenen büyük Marmara depremi bir kez daha gündeme geldi. CHP’li 10 belediye başkanıyla birlikte Halk TV’de deprem gerçeğini konuşan Prof. Dr. Naci Görür risk yönetiminin önemine değinerek, “Beklenen İstanbul depremi gelirse Türkiye Cumhuriyeti ekonomik bağımsızlığını yitirir ”dedi.

Yaşanan 17 Ağustos 1999 depreminin ardından 21 yıl geçti. Peki, İstanbul’da deprem için ne yapıldı? İstanbul’un 10 belediye başkanı Halk TV’de Bilim İnsanı Prof. Dr. Naci Görür ile bir araya gelerek bu sorunun cevabını konuştu. Şirin Payzın’ın sunumuyla gerçekleşen programda başkanlar sorunlarını anlatıp çözümlerini sıraladı. Adalar Belediye Başkanı Erdem Gül, Avcılar Belediye Başkanı Turan Hançerli, Bakırköy Belediye Başkanı Bülent Kerimoğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün, Esenyurt Belediye Başkanı Kemal Deniz Bozkurt, Kadıköy Belediye Başkanı Şerdil Dara Odabaşı, Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç ve Şişli Belediye Başkanı Muammer Keskin’in konuk olarak katıldığı programda, deprem öncesi ve sonrasında neler yapılması gerektiğinden, mevcut yasaların yeterliliğine kadar pek çok konu hakkında görüş alışverişinde bulunuldu. Beklenen Marmara depremi hakkında soruları yanıtlayan Prof. Dr. Naci Görür ise risk yönetimi konusunda yerel yönetimlere olduğu kadar hükümete de büyük görevler düştüğünü belirterek, “Türk hükümetlerinin hemen hemen hiçbiri depremi ön plana almamış, yapılması gerekeni yeterince yapmamıştır” dedi.

AFET YASASI RANT YASASINA DÖNMÜŞ

Programın konuklarından Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç, Türkiye’nin risk yönetimi konusunda başından beri bir yanlışlıklar yumağı içerisinde olduğunu söyleyerek konuşmasını şöyle sürdürdü; “ 99’dan bugüne kadar geçen zaman içerisinde bizler neler yapmışız, buna bakmak zorundayız. KONDA Araştırma Şirketi’nin çalışmasına göre halkın yüzde 80’i, devletin 99’dan bu yana deprem konusunda herhangi bir önlem almadığına ve ya risk yönetimi konusunda herhangi bir çalışma yapmadığına inanıyor. Devlet, bir eylem planı yapmış, aynı zamanda bir afet yasası da var. Fakat 6306 sayılı afet yasası rant yasasına dönmüş. Hemen ardından imar barışı yasası çıkarıldı. İmar barışında yanlışlıkların olduğu, bizim gecekondu bölgelerinde uygulamasının birbiriyle çeliştiği ve özellikle gecekondu bölgelerinde bu yasanın vatandaşa bir getirisinin olmadığı çıktı ortaya.”

ORTADA ÇOK BÜYÜK BİR RİSK VAR

Riski azaltacak önlemler alınması gerektiğinin altını çizen Başkan Genç, “Devlet, bir takım yasalar çıkarma gayretinde gözüküyor. Ortada çok büyük bir risk var. Siz bu riski azaltacak önlemler almak zorundasınız. Ama bu konuda bir çalışma yok. Riskli binayla barış olmaz. Bir de Cumhuriyet Halk Partisi imar barışını iptal ettirdi deniyor. Hayır, aslında bu yasayı çıkaranların içinde bulunduğu problemi çözmüş gibi oldu. Riskli binayla barışın bedeli insan hayatıyla ödenir. Yapı kayıt belgesiyle vatandaşın beyanı esas alındı, oturulabilir algısı oluştu. İzmir depreminden sonra da riskli binalarda oturmayalım çağrısı yapıldı. Ama o binaları yasallaştıran da devlet. Bizler ‘ne yapmalıyız’ ın cevabını sokakta bulabiliriz. 2023’e kadar bir ulusal deprem stratejisi ve eylem planı yapıldı. Bu planın içerisinde yerel yönetimler yok. Bir plan yapılacaksa yerel yönetimlerle yapılmalı. İstanbul’un büyük bir çoğunluğu kaçak yapılardan oluşuyor. Mülkiyet konusu çözülmeden herhangi bir dönüşüm yapma şansınız yok. Şu anda sıkıntı çok. Giderilmesi gereken sorunlar çok. Sarıyer’in bütün tepe bölgelerinde mülkiyet problemi var ” diye konuştu.

ACİLEN BİR EYLEM PLANI GEREKİYOR

“Yapı denetiminden bahsettik ama yapı denetiminde çalışan mühendislerin liyakatinden bahsetmedik” diyen Başkan Genç konuşmasını şöyle sürdürdü: “Kalitenin ve seviyenin inanılmaz düştüğü ve bunun da gençlerin üniversitede bu bölümleri seçmekten kaçınmasına neden olduğu, buna paralel olarak da devletin o bölümlerdeki kontenjanları düşürdüğü gerçeği var. Devletin yaptığı çok tuhaf bir durum da var. TOKİ’yi sadece TOKİ kontrol edebiliyor. Bir tane kontrol mühendisi yok. Yapan kontrol ediyor. 2 bloğundan biri yıkılan Yağcıoğlu apartmanının müteahhitti Şerafettin Ağar, Elazığ depremi arından sosyal medyada yaptığı paylaşımda ‘ 6,8 büyüklüğünde bir deprem İzmir’deki yapıların yarısını yıkıp geçer, yani bir mezarda oturuyoruz’ diyor. Tüm Avrupa’da müteahhit sayısı 25 bin, sadece Türkiye’de 450 bin. Bunların büyük bir çoğunluğu kontrolsüz, liyakatsiz, mühendissiz çalışıyor. Kalite inanılmaz düştü. Bunun çözümü sokaktır. Belediye başkanlarının yeri de makamı da sokaktır yani halkın içidir. 40 kat ruhsat almış, 60 kat yapılmış binalar var. Bu binalar imar barışıyla affedilmeye çalışılıyor. Peki ne olacak bunlar? Gelen 20 katın yükü ne olacak? Acilen bu işin bir eylem planı içerisinde devlet ve yerel yönetimlerle çözülmesi gerektiğini düşünüyorum.”

DEPREM KONUSU KONUŞULMASIN İSTİYORLAR

Programda belediye başkanlarını ve vatandaşın sorularını yanıtlayan yer bilimci Prof. Dr. Naci Görür ise risk yönetimi konusunda merkezi hükümet, yerel yönetim ve vatandaşlara düşen görevleri bir bir sıraladı. “Türk hükümetlerinin hemen hemen hiçbiri depremi ön plana almamış, yapılması gerekeni yeterince yapmamıştır” diyen Görür konuşmasını şöyle sürdürdü: “Türk hükümetlerinin depreme bakış açısı şu: “Deprem olsun, biz gideriz, halkı toplarız, başsağlığı dileriz, Allah’tan geldi bu tehlike yapacak bir şey yok deriz, ölenlere Allah’tan rahmet dileriz. Sizi aç, susuz bırakmayacağız, hükümet güçlüdür, yaralarınızı saracağız deriz.” Bu güzel bir şey ama testi kırıldıktan sonra hükümetin olaya müdahale ettiğinin göstergesi. Günümüzde deprem afet yönetimi önemlidir. Deprem olmadan önce gereken yapılmalı ki ölenlerin sayısını azaltabilelim. Bu, bilgi toplumlarında, bilim toplumlarında mümkündür. Deprem öncesi çalışmalarına kısaca risk yönetimi deniyor. Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerinin hiçbirinin bu konuda bir talebi olmamıştır. Aksine, bu konu hiç konuşulmasın istiyorlar. Bir deprem olsun o zaman gereken yapılır diye bakılıyor. Türkiye Cumhuriyeti yönetimleri, risk yönetimini talep etmiyorlar. Bu nedenle deprem öncesinde herhangi bir çalışma yapmak yerine bir sonraki seçimde yeniden kazanmak için çalışma yapıyorlar. Biz yönetimlerimizden risk yönetimine tabi olmalarını, olası bir deprem durumunda ölü sayısını azaltacak çalışmalar yapmalarını bekliyoruz.”

YAPSATÇILARA RUHSAT VERMEYİN

Deprem öncesi alınacak önlemler konusunda yerel yönetimlere de büyük görevler düştüğünü belirten Prof. Dr. Naci Görür, “İstanbul’da, deprem beklenen bir kentte hiç yapılmaması gereken şey nüfus yoğunluğunu ve ya bina yoğunluğunu artırmaktır. Depreme hazırlanmanın en temel prensipleri budur. Yapsatçılara ruhsat vermeyeceksiniz. İhtiyaca binaen bina yapılabilir. Ama sizin bir ruhsat vermeme yetkiniz varsa bunu kullanacaksınız. Aynı şekilde fabrika kuracağım diyene de ruhsat vermeyeceksiniz. Öyle bir talebi varsa buyursun Anadolu’ya gitsin. Bizim en büyük projemiz İstanbul’dan Anadolu’ya göçü sağlamak olur. Ama tam aksi yapılıyor. Arsa geliştirmeye asla müsaade etmeyeceksiniz. Arsalarda rant yaratmayacaksınız, buna müsaade etmeyeceksiniz. Belediyelerin, binaların başlangıcından sonuna kadar ciddi anlamda denetim ve gözetim yapması lazım. Binalara deprem güvenliği kimlik kartları hazırlanmalı. Çünkü insanlar artık ev alırken de korkuyor, kiraya giderken de korkuyor” diye konuştu.

HALK, DEPREM GÜVENLİĞİ HAKKINDA HİÇBİR ŞEY YAPMIYOR

“Bizim milletimiz korkuyorum diyor ama maalesef bir bilgi toplumu gibi kendine yakışan davranışları yok” diyen Görür konuşmasını şöyle sürdürdü: “Önce ağlayıp üzülüyor, on gün sonra aynı koşullarda, hiçbir şey değişmediği halde rahatlıkla hayata devam ediyoruz. Buradan sesleniyorum. Halkın iradesinden daha üstün bir irade yok. O zaman bu kadar yüksek iradeye sahip bir halk neden kendini yönetenlerden can güvenliği konusunda ısrarcı olmaz? 99’da 20 bin kişi öldü. O günden bu yana kaç tane yerel seçim ya da merkezi seçim geçti. Hangi seçimde halkın pankartlarla meydanlarda çıkıp ‘Depremde can güvenliğimizi sağlayın’ dediğini gördünüz? Bu halkın kendi can güvenliği için demokratik yollardan örgütlendiğini gördünüz mü? Bu halk deprem güvenliği hakkında bir şey yapmıyor. Deprem programını seçimlerde önünüze getirmeyen partilere oy vermeyin. Siyasetçiden ne istediğini söyleyeceksin ki o da halkın nabzına göre hareket etsin.”

CAN GÜVENLİĞİMİZİ SAĞLAMANIN YOLU DEPREM ODAKLI KENTSEL DÖNÜŞÜM

Kentin bileşenlerini; halk, yönetim, altyapı, çevre, yapı stoku ve ekonomi olarak sıralayan Görür konuşmasının sonunda, “Önce halkı bilinçlendireceksiniz deprem konusunda. Yönetimlerin kendileri de eğitilecek. Bir belediye başkanı veya bir vali afet yönetimini bilecek, risk yönetimini bilecek. Bunun yollarını bilecek. Risk yönetimini bilmeyen bir yönetici nasıl o karmaşanın içerisine girecek? Üçüncüsü altyapı. Kentsel dönüşüm sadece binaları yapmak değildir. Bütün bu altyapının elden geçmesi gerekir. Yapı stokunun da ciddi bir şekilde incelenmesi, envanterinin çıkarılması gerekir. Sürekli yıkıp yapmak gibi bir mantık yok. Deprem en büyük çevre felaketi. Her bir ilçede atık maddeler ortaya çıkacak. Patlayıcı, toksin maddeler, inşaat atıkları gibi. Eğer bunlar usulüne göre bertaraf edilmezse burada başlayacak kimyasal olaylarla meydana gelecek ağır metaller ve diğer kirleticiler suya, havaya, toprağa karışıp besin zinciri vasıtasıyla tekrar bize gelecek. Bunların nasıl geri dönüşümü yapılacak, nasıl ekonomiye kazandırılacak bu konu belediyelerin görevi. Bir başka bileşen de ekonomi. Beklenen İstanbul depremi gelirse Türkiye Cumhuriyeti ekonomik bağımsızlığını yitirir. Siz duydunuz mu bizim iş insanlarının; iş gücü kaybımızın, ekipman kaybımızın, üretim tesislerinin kaybının önlenmesi konusunda konuştuğunu? Sadece kentsel dönüşüm değil, yapı stoku değil bu saydığımız her şeyi depreme dayanıklı hale getirmelisiniz. Deprem odaklı kentsel dönüşüm can güvenliğimizi sağlamanın en birinci yolu” ifadelerine yer verdi.

Genel

Sarıyer’de uyuşturucu operasyonu

Published

on

blank

İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele ekipleri, Sarıyer’in de içinde yer aldığı İstanbul merkezli 5 ilde gerçekleştirilen operasyonda 20 şüpheliyi adliyeye sevk etti.

İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele ekipleri, İstanbul merkezli 5 ilde uyuşturucu tacirlerine yönelik eş zamanlı operasyon gerçekleştirmişti. Operasyonda 20 şüpheli arama yapılan adreslerden birinde 1 kilo kokain, tabanca, uyuşturucu satışında kullanılan hassas terazi ve telefon ele geçirilmişti.

Kağıthane, Beyoğlu, Sarıyer ve Bayrampaşa ilçelerinde daha önceden belirlenen adreslere gerçekleştirilen operasyonda gözaltına alınan 20 şüpheli emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.

Continue Reading

Genel

Sosyetenin ünlü isminden Sarıyer’de kuryeye işkence!

Published

on

blank

Sosyetenin ünlü ismi İpek Hattat, tabletini tamir edemeyen şirketin kuryesini, Sarıyer’deki evinde alıkoyduğu iddia edildi.

Sarıyer’de oturan cemiyet hayatının ünlü ismi İpek Hattat, tabletinin ekranı kırılınca bir servise gönderdi. Ancak tablet yeniden arıza yaptı. Bunun üzerine şirket, kuryesini gönderdi. Kurye Renas D., eve girince kapı arkasından kilitlendi, ardından kabus dolu anlar başladı.

Renas D.’nin önce telefonunu kırdılar, ardından hakaret ederek onu zorla köpek dışkısının üzerine oturtmaya çalıştılar.

Kurye Renas D., geri dönmeyince patronu polisi arayıp durumu bildirdi.

EMNİYET HAREKETE GEÇTİ

Harekete geçen Sarıyer İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro ekipleri, adrese gidip kapıyı defalarca çaldı ama açan olmadı. Polis gerekli izinleri aldıktan sonra iki saatlik beklemenin ardından eve girip kuryeyi kurtardı. Evde bulunan İpek Hattat, sevgilisi ve şoförü gözaltına alındı. İpek Hattat’ın olay sırasında aşırı derecede alkollü olduğu iddia edildi.

Continue Reading

Genel

İBB Meclis Üyesi Zeyrek: İmamoğlu Cumhurbaşkanı adayıdır ve kazanacaktır

Published

on

blank

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na en yakın isimlerden İBB Meclis Üyesi, Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi Ediz Zeyrek, “Ekrem İmamoğlu Türkiye’nin önündeki Cumhurbaşkanlığı seçiminde adaydır. Ve kazanacak. Çünkü iki kere kazandı zaten. Rüştünü ispatladı” dedi.

İBB Meclis Üyesi, Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi CHP’li Ediz Zeyrek, polemikhaber yayınında gündeme dair çarpıcı açıklamalarda bulundu.

23 Haziran 2019 seçimleriyle İstanbul’da iktidara gelen CHP yönetimini değerlendiren Zeyrek “Seçimlerden önce vatandaşlara CHP hizmet edemez” diye propagandada bulundular. Bunun üzerine politika geliştirdiler. Sonra biz seçildik. Seçildikten sonra anladık ki ‘hizmet edemez’ demelerinin sebebi aslında şuymuş; ‘ Biz hizmet ettirmeyeceğiz mantığıyla’ bunu söylemişler. Oy birliğiyle İBB’nin bütçesini, giderleri ve borçlanması şeklinde özetlersek bu bütçeyi oy birliğiyle kabul etmelerine rağmen normal hakkımız bütçede yer alan
borçlanma hakkımızın önüne geçtiler. Anadolu tabiriyle ipe un serdiler. Yaşananlara tüm kamuoyu şahit zaten. Fakat biz bu engellemeleri ana gündemimiz olarak taşımıyoruz. Büyükşehir Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere hiçbir zaman ‘bizim borçlanmamızı engellediler’ diye bir argümanla halkımızın karşısına çıkmadık.” diye konuştu.

“HORTUMU KESTİK 1 MİLYAR TASARRUF SAĞLADIK”

‘Hortumu kestik 1 milyar lira tasarruf sağladık’ diyen Ediz Zeyrek şunları söyledi;

*Biz ne yaptık? En önemli yaptığımız şeyi söyleyeyim. Gelir gelmez İstanbul halkının gelirini kullanan ya da aracı olarak aktarılan yerlerden bu hortumu kestik bir kere.

*Sadece buradan 847 milyon TL’lik bir tasarruf sağladık. Mesela Yenikapı’da israf sergisindeki araçlarla ilgili 300 milyon TL civarında bir tasarruf sağladık. Toplamda bir milyar küsur bir tasarrufumuz oldu. Ve bu bir milyarla bakın iki tane metronun bitmesini sağladık. Sadece tasarrufla….

“25 YILDIR ÇÖZÜLMEMİŞ SORUNLARI ÇÖZDÜK”

*Örneğin her yağmur yağdığında Üsküdar’daki denizle kara birleşiyordu. Bugün o haberleri izleyebiliyor musunuz? Hayır. Çünkü ne yapıldı? O altyapı sorunu çözüldü. Kadıköy’deki çarşıda yaşanan sel felaketleri son buldu. Yıllarca kangren haline gelmiş Kurbağalıdere’deki çalışmalar bizim dönemimizde son aşamaya getirildi. Düşünebiliyor musunuz? 25 yıl bu ülkeyi bu İstanbul’u yöneten bir iktidarın yıllarca kendi ukdesinde olan belediye Üsküdar Belediyesi. Üsküdar Belediyesi’nin altyapı sorununu çözmemiş. Ama gelmiş İmamoğlu altyapı sorununu çözmüş. Kadıköy’de altyapı sorununu çözmüş. Eminönü’nde alt geçitte su baskını olurdu, çözmüş. Bunun gibi sayabileceğimiz bir sürü altyapı sorunlarıyla ilgili çözüm üretmişiz.

“EKREM İMAMOĞLU ERDOĞAN’I 2 KERE YENDİ”

*Tüm olumsuzluklara rağmen bir başarı hikayesi yazıyoruz. Sayın Ekrem İmamoğlu önderliğinde. Bir kere Ekrem İmamoğlu cumhurbaşkanı adayımız. Niye? Bir kere İmamoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la 23 Haziran seçimlerinde ve 31 Mart seçimlerinde iki kere yarışmıştır. Bu yarışmada sayın Ekrem İmamoğlu galip çıkmıştır.

*Binali Yıldırım’la değil İmamoğlu bu seçimlerde Sayın Cumhurbaşkanı ile yarıştı. Bir günde on tane sayın Cumhurbaşkanımız miting yapmıştır. İstanbul’un ilçelerinde. Kime karşı? Sayın Ekrem İmamoğlu’na karşı yapmıştır. Yani beraber yarıştılar zaten.

‘İSTANBUL’U ALAN TÜRKİYE’Yİ ALIR’

*İstanbul Büyükşehir hem nüfusu seçmen sayısı Türkiye’ye sağladığı katma değer, ekonomi, vergiler açısından birlikte değerlendirirsek Türkiye’nin zaten aynası İstanbul. Yani Türkiye’de toplanan vergilerin yüzde kırkı İstanbul’dan. Türkiye’de seçmenin 83 nüfusun seçmene oranlandığı zaman, çoğunluğu İstanbul. Ekonomik anlamda da Türkiye’nin aynası İstanbul’dur. Ve bunu da bildikleri için sayın Cumhurbaşkanımızın deyimiyle ‘İstanbul’u alan Türkiye’yi’ alır.

“MANSUR YAVAŞ’LA İMAMOĞLU’NU KASITLI OLARAK KIYASLIYORLAR”

*Ben 30 yıldır siyasetle uğraşıyorum. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde meclis üyesi olarak görev yapıyorum. Vatandaşların taleplerini, beklentilerini umutlarını görüyorum. Bunlarla örtüşen bir lider profili olduğunu görüyorum ben. Bunu vatandaşlarımız da görüyor. Fakat ne yapıyorlar? Yani büyük resme baktığımız zaman neler yapıyorlar? İşte Ekrem İmamoğlu’yla Mansur Yavaş’ı yarıştırıyorlar. Önce Recep Tayyip Erdoğan’la yarıştırdılar, kazandı. Kazandıktan sonra da aynı karşılaştırmayı yaptılar. Bir tarafa Recep Tayyip Erdoğan’ı koydular bir tarafa Ekrem İmamoğlu’nu koydular ama toplumda sürekli Ekrem İmamoğlu ivmesi yükselince bu sefer taktik değiştirdiler.

*Bir algı yaratma sürecine girdiler. Ekrem İmamoğlu’nun karşısına kendilerinin sahip olduğu bir büyükşehir belediyesinin başkanlığı koymadılar. Yani Konya’yı Bursa’yı Kayseri’yi koymadılar. Ankara’yı koydular. Sayın Mansur Yavaş da bizim gururumuz, iftarımız, başarılı işler yapıyor, bunda hepimiz hemfikiriz. Ama bundaki amaç ne? Bir taşla iki kuş vurmak. Yani CHP’nin olası bir Cumhurbaşkanlığı seçimindeki adayını belki de hiç Mansur Yavaş’ın aklının ucundan bile geçmeyecek bir durumu bir algı yaratarak oluşturmak. CHP içerisinde bir hizip yaratmak düşüncesiyle böyle bir karşılaştırmaya geçtiler.

*Bayram değil, seyran değil Mansur Yavaş mı iyi, Ekrem İmamoğlu mu iyi? diye bir algı yarışmasına geçtiler. Dediğim gibi ya kendi belediye başkanınızı koyun karşısına hadi Kayseri’yi koyun, Konya’yı koyun Erzurum’u koyun bir büyükşehir belediye başkanıyla kıyaslayın. Bu yok. Neden? Çünkü sayın Cumhurbaşkanımızın deyimiyle, ‘İstanbul’u alan Türkiye’yi alır’ Buna ben de inanıyorum. Belki de Cumhurbaşkanımıza katıldığım en önemli görüşlerden birisidir bu. Evet İstanbul’u alan Türkiye’yi alır….

“İMAMOĞLU İSMİNİ DUYUNCA BİZ BİLE TEREDDÜT YAŞADIK”

*Şimdi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Adayı olarak Ekrem İmamoğlu gösterildiği zaman biz de dahil tereddüt yaşadık. Tanınmıyor, bilinirliği yok anlamında tereddüt yaşadık. Ama bu işin mimarlarından birisi kimdi?

Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu Sayın il Başkanımız Canan Kaftancıoğlu ve Örgütlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız Sayın Oğuz Kaan Salıcı’ydı. Bakın içtenlikle söylüyorum biz bile tereddüt ettik, endişelerimiz oldu. Ama gördük ki bizim genel merkezimiz il başkanlığımız derslerine çok iyi çalışmış.

‘İMAMOĞLU ADAYDIR VE KAZANACAKTIR’

*Ekrem İmamoğlu Türkiye’nin önündeki Cumhurbaşkanlığı seçiminde adaydır. Ve kazanacak. Çünkü iki kere kazandı zaten. Hem mart seçimlerinde hem 23 Haziran seçimlerinde kazandı zaten. Bunun rüştünü ispatladı. Bu ekibin başında da Sayın Kemal Kılıçdaroğlu var, İstanbul il Başkanı Canan Kaftancıoğlu var. Bunu herkes böyle bilsin. Kimse Cumhuriyet Halk Partisi’nde Sünni gündemlerle ayrıştırma yaratamaz. Yaratmaya gücü yetmez. Saman alevi gibi giderler. Samanları gibi savrulur giderler.

Continue Reading

Popüler