Connect with us

Genel

Başkan Genç: Riskli binayla barış olmaz

Published

on

blank

İzmir’de yaşanan depremin ardından beklenen büyük Marmara depremi bir kez daha gündeme geldi. CHP’li 10 belediye başkanıyla birlikte Halk TV’de deprem gerçeğini konuşan Prof. Dr. Naci Görür risk yönetiminin önemine değinerek, “Beklenen İstanbul depremi gelirse Türkiye Cumhuriyeti ekonomik bağımsızlığını yitirir ”dedi.

Yaşanan 17 Ağustos 1999 depreminin ardından 21 yıl geçti. Peki, İstanbul’da deprem için ne yapıldı? İstanbul’un 10 belediye başkanı Halk TV’de Bilim İnsanı Prof. Dr. Naci Görür ile bir araya gelerek bu sorunun cevabını konuştu. Şirin Payzın’ın sunumuyla gerçekleşen programda başkanlar sorunlarını anlatıp çözümlerini sıraladı. Adalar Belediye Başkanı Erdem Gül, Avcılar Belediye Başkanı Turan Hançerli, Bakırköy Belediye Başkanı Bülent Kerimoğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün, Esenyurt Belediye Başkanı Kemal Deniz Bozkurt, Kadıköy Belediye Başkanı Şerdil Dara Odabaşı, Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç ve Şişli Belediye Başkanı Muammer Keskin’in konuk olarak katıldığı programda, deprem öncesi ve sonrasında neler yapılması gerektiğinden, mevcut yasaların yeterliliğine kadar pek çok konu hakkında görüş alışverişinde bulunuldu. Beklenen Marmara depremi hakkında soruları yanıtlayan Prof. Dr. Naci Görür ise risk yönetimi konusunda yerel yönetimlere olduğu kadar hükümete de büyük görevler düştüğünü belirterek, “Türk hükümetlerinin hemen hemen hiçbiri depremi ön plana almamış, yapılması gerekeni yeterince yapmamıştır” dedi.

AFET YASASI RANT YASASINA DÖNMÜŞ

Programın konuklarından Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç, Türkiye’nin risk yönetimi konusunda başından beri bir yanlışlıklar yumağı içerisinde olduğunu söyleyerek konuşmasını şöyle sürdürdü; “ 99’dan bugüne kadar geçen zaman içerisinde bizler neler yapmışız, buna bakmak zorundayız. KONDA Araştırma Şirketi’nin çalışmasına göre halkın yüzde 80’i, devletin 99’dan bu yana deprem konusunda herhangi bir önlem almadığına ve ya risk yönetimi konusunda herhangi bir çalışma yapmadığına inanıyor. Devlet, bir eylem planı yapmış, aynı zamanda bir afet yasası da var. Fakat 6306 sayılı afet yasası rant yasasına dönmüş. Hemen ardından imar barışı yasası çıkarıldı. İmar barışında yanlışlıkların olduğu, bizim gecekondu bölgelerinde uygulamasının birbiriyle çeliştiği ve özellikle gecekondu bölgelerinde bu yasanın vatandaşa bir getirisinin olmadığı çıktı ortaya.”

ORTADA ÇOK BÜYÜK BİR RİSK VAR

Riski azaltacak önlemler alınması gerektiğinin altını çizen Başkan Genç, “Devlet, bir takım yasalar çıkarma gayretinde gözüküyor. Ortada çok büyük bir risk var. Siz bu riski azaltacak önlemler almak zorundasınız. Ama bu konuda bir çalışma yok. Riskli binayla barış olmaz. Bir de Cumhuriyet Halk Partisi imar barışını iptal ettirdi deniyor. Hayır, aslında bu yasayı çıkaranların içinde bulunduğu problemi çözmüş gibi oldu. Riskli binayla barışın bedeli insan hayatıyla ödenir. Yapı kayıt belgesiyle vatandaşın beyanı esas alındı, oturulabilir algısı oluştu. İzmir depreminden sonra da riskli binalarda oturmayalım çağrısı yapıldı. Ama o binaları yasallaştıran da devlet. Bizler ‘ne yapmalıyız’ ın cevabını sokakta bulabiliriz. 2023’e kadar bir ulusal deprem stratejisi ve eylem planı yapıldı. Bu planın içerisinde yerel yönetimler yok. Bir plan yapılacaksa yerel yönetimlerle yapılmalı. İstanbul’un büyük bir çoğunluğu kaçak yapılardan oluşuyor. Mülkiyet konusu çözülmeden herhangi bir dönüşüm yapma şansınız yok. Şu anda sıkıntı çok. Giderilmesi gereken sorunlar çok. Sarıyer’in bütün tepe bölgelerinde mülkiyet problemi var ” diye konuştu.

ACİLEN BİR EYLEM PLANI GEREKİYOR

“Yapı denetiminden bahsettik ama yapı denetiminde çalışan mühendislerin liyakatinden bahsetmedik” diyen Başkan Genç konuşmasını şöyle sürdürdü: “Kalitenin ve seviyenin inanılmaz düştüğü ve bunun da gençlerin üniversitede bu bölümleri seçmekten kaçınmasına neden olduğu, buna paralel olarak da devletin o bölümlerdeki kontenjanları düşürdüğü gerçeği var. Devletin yaptığı çok tuhaf bir durum da var. TOKİ’yi sadece TOKİ kontrol edebiliyor. Bir tane kontrol mühendisi yok. Yapan kontrol ediyor. 2 bloğundan biri yıkılan Yağcıoğlu apartmanının müteahhitti Şerafettin Ağar, Elazığ depremi arından sosyal medyada yaptığı paylaşımda ‘ 6,8 büyüklüğünde bir deprem İzmir’deki yapıların yarısını yıkıp geçer, yani bir mezarda oturuyoruz’ diyor. Tüm Avrupa’da müteahhit sayısı 25 bin, sadece Türkiye’de 450 bin. Bunların büyük bir çoğunluğu kontrolsüz, liyakatsiz, mühendissiz çalışıyor. Kalite inanılmaz düştü. Bunun çözümü sokaktır. Belediye başkanlarının yeri de makamı da sokaktır yani halkın içidir. 40 kat ruhsat almış, 60 kat yapılmış binalar var. Bu binalar imar barışıyla affedilmeye çalışılıyor. Peki ne olacak bunlar? Gelen 20 katın yükü ne olacak? Acilen bu işin bir eylem planı içerisinde devlet ve yerel yönetimlerle çözülmesi gerektiğini düşünüyorum.”

DEPREM KONUSU KONUŞULMASIN İSTİYORLAR

Programda belediye başkanlarını ve vatandaşın sorularını yanıtlayan yer bilimci Prof. Dr. Naci Görür ise risk yönetimi konusunda merkezi hükümet, yerel yönetim ve vatandaşlara düşen görevleri bir bir sıraladı. “Türk hükümetlerinin hemen hemen hiçbiri depremi ön plana almamış, yapılması gerekeni yeterince yapmamıştır” diyen Görür konuşmasını şöyle sürdürdü: “Türk hükümetlerinin depreme bakış açısı şu: “Deprem olsun, biz gideriz, halkı toplarız, başsağlığı dileriz, Allah’tan geldi bu tehlike yapacak bir şey yok deriz, ölenlere Allah’tan rahmet dileriz. Sizi aç, susuz bırakmayacağız, hükümet güçlüdür, yaralarınızı saracağız deriz.” Bu güzel bir şey ama testi kırıldıktan sonra hükümetin olaya müdahale ettiğinin göstergesi. Günümüzde deprem afet yönetimi önemlidir. Deprem olmadan önce gereken yapılmalı ki ölenlerin sayısını azaltabilelim. Bu, bilgi toplumlarında, bilim toplumlarında mümkündür. Deprem öncesi çalışmalarına kısaca risk yönetimi deniyor. Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerinin hiçbirinin bu konuda bir talebi olmamıştır. Aksine, bu konu hiç konuşulmasın istiyorlar. Bir deprem olsun o zaman gereken yapılır diye bakılıyor. Türkiye Cumhuriyeti yönetimleri, risk yönetimini talep etmiyorlar. Bu nedenle deprem öncesinde herhangi bir çalışma yapmak yerine bir sonraki seçimde yeniden kazanmak için çalışma yapıyorlar. Biz yönetimlerimizden risk yönetimine tabi olmalarını, olası bir deprem durumunda ölü sayısını azaltacak çalışmalar yapmalarını bekliyoruz.”

YAPSATÇILARA RUHSAT VERMEYİN

Deprem öncesi alınacak önlemler konusunda yerel yönetimlere de büyük görevler düştüğünü belirten Prof. Dr. Naci Görür, “İstanbul’da, deprem beklenen bir kentte hiç yapılmaması gereken şey nüfus yoğunluğunu ve ya bina yoğunluğunu artırmaktır. Depreme hazırlanmanın en temel prensipleri budur. Yapsatçılara ruhsat vermeyeceksiniz. İhtiyaca binaen bina yapılabilir. Ama sizin bir ruhsat vermeme yetkiniz varsa bunu kullanacaksınız. Aynı şekilde fabrika kuracağım diyene de ruhsat vermeyeceksiniz. Öyle bir talebi varsa buyursun Anadolu’ya gitsin. Bizim en büyük projemiz İstanbul’dan Anadolu’ya göçü sağlamak olur. Ama tam aksi yapılıyor. Arsa geliştirmeye asla müsaade etmeyeceksiniz. Arsalarda rant yaratmayacaksınız, buna müsaade etmeyeceksiniz. Belediyelerin, binaların başlangıcından sonuna kadar ciddi anlamda denetim ve gözetim yapması lazım. Binalara deprem güvenliği kimlik kartları hazırlanmalı. Çünkü insanlar artık ev alırken de korkuyor, kiraya giderken de korkuyor” diye konuştu.

HALK, DEPREM GÜVENLİĞİ HAKKINDA HİÇBİR ŞEY YAPMIYOR

“Bizim milletimiz korkuyorum diyor ama maalesef bir bilgi toplumu gibi kendine yakışan davranışları yok” diyen Görür konuşmasını şöyle sürdürdü: “Önce ağlayıp üzülüyor, on gün sonra aynı koşullarda, hiçbir şey değişmediği halde rahatlıkla hayata devam ediyoruz. Buradan sesleniyorum. Halkın iradesinden daha üstün bir irade yok. O zaman bu kadar yüksek iradeye sahip bir halk neden kendini yönetenlerden can güvenliği konusunda ısrarcı olmaz? 99’da 20 bin kişi öldü. O günden bu yana kaç tane yerel seçim ya da merkezi seçim geçti. Hangi seçimde halkın pankartlarla meydanlarda çıkıp ‘Depremde can güvenliğimizi sağlayın’ dediğini gördünüz? Bu halkın kendi can güvenliği için demokratik yollardan örgütlendiğini gördünüz mü? Bu halk deprem güvenliği hakkında bir şey yapmıyor. Deprem programını seçimlerde önünüze getirmeyen partilere oy vermeyin. Siyasetçiden ne istediğini söyleyeceksin ki o da halkın nabzına göre hareket etsin.”

CAN GÜVENLİĞİMİZİ SAĞLAMANIN YOLU DEPREM ODAKLI KENTSEL DÖNÜŞÜM

Kentin bileşenlerini; halk, yönetim, altyapı, çevre, yapı stoku ve ekonomi olarak sıralayan Görür konuşmasının sonunda, “Önce halkı bilinçlendireceksiniz deprem konusunda. Yönetimlerin kendileri de eğitilecek. Bir belediye başkanı veya bir vali afet yönetimini bilecek, risk yönetimini bilecek. Bunun yollarını bilecek. Risk yönetimini bilmeyen bir yönetici nasıl o karmaşanın içerisine girecek? Üçüncüsü altyapı. Kentsel dönüşüm sadece binaları yapmak değildir. Bütün bu altyapının elden geçmesi gerekir. Yapı stokunun da ciddi bir şekilde incelenmesi, envanterinin çıkarılması gerekir. Sürekli yıkıp yapmak gibi bir mantık yok. Deprem en büyük çevre felaketi. Her bir ilçede atık maddeler ortaya çıkacak. Patlayıcı, toksin maddeler, inşaat atıkları gibi. Eğer bunlar usulüne göre bertaraf edilmezse burada başlayacak kimyasal olaylarla meydana gelecek ağır metaller ve diğer kirleticiler suya, havaya, toprağa karışıp besin zinciri vasıtasıyla tekrar bize gelecek. Bunların nasıl geri dönüşümü yapılacak, nasıl ekonomiye kazandırılacak bu konu belediyelerin görevi. Bir başka bileşen de ekonomi. Beklenen İstanbul depremi gelirse Türkiye Cumhuriyeti ekonomik bağımsızlığını yitirir. Siz duydunuz mu bizim iş insanlarının; iş gücü kaybımızın, ekipman kaybımızın, üretim tesislerinin kaybının önlenmesi konusunda konuştuğunu? Sadece kentsel dönüşüm değil, yapı stoku değil bu saydığımız her şeyi depreme dayanıklı hale getirmelisiniz. Deprem odaklı kentsel dönüşüm can güvenliğimizi sağlamanın en birinci yolu” ifadelerine yer verdi.

Genel

Hasan Saim Öztürk: Siyaset ve imaj değişikliği

Published

on

blank

Canlı ya da cansız bir nesnenin özüne dokunmadan harici alemdeki çevresine yansıyan şeklini değiştirmeye kısacası imaj değişikliği diyoruz. İmaj değişikliği genel olarak bir malın pazarlanması sanatında kullanılır. Bu değişiklik bazen bir eşyanın, bazen bir düşüncenin ya da ideolojinin veya siyasette yer alan bir siyasi partinin konusu olur. Pazarlamacılar ya da milletin yeter artık illallah dediği fırıldak, üç kağıtçı, madrabaz, yalancı tiplerle olur. Daha ziyade eşeği boyayıp Kayserili’nin babasına yutturması gibi bir hikayeye dönüşmeye başlar. Velhasıl imaj değiştirme siyasette de kandırma ve ikna etme sanatının bir parçasıdır.

***

Siyasette yapılan imaj değişiklikleri ve algı operasyonları daha ziyade seçmen bilincinin henüz yeterince gelişmediği, zarar görmedikçe ve tavuğuna kışt denilmediği sürece kıpırdamayan bireylerden oluşan toplumlarda daha çok iş yapar ve sonuçta satış pazarlamada usta olanlar hep kazanırlar. Onlar kazanır da, imaj değişikliğine ve algı
operasyonuna kapılanların sonu ne olur! Bu sorunun cevabı çok basit, perişan olurlar.

***

Geçenlerde sosyal medyada yazmıştım. Mustafa Kemal Atatürk laik Cumhuriyeti kurdu, padişahı ve halifeyi tasfiye etti ve halkın egemenliğini temsil eden TBMM’yi açtı. Ama bir türlü bu ülkede halk iktidarı ya da salt, onun çıkarlarını savunan bir iktidar ortaya çıkmadı ki, buna karşın şu oldu: Halka kendisini şirin gösterenler, onun diliyle konuşup beklentilerine, din duygularına hitap edenler iktidar olunca halk kendisinin iktidar olduğunu zannetti .70 yıldır ara
rejimler ve darbeler dahil her yönetim fiyaskoyla biten dönemler yaşattı halka… Peki; ama şimdi kuyruklar yok, yollar düzgün, dünya bizden çekiniyor diyebilirsiniz…

***

Size öyle zannettiriyorlar, algı yönetimleri ve imaj değişiklikleri ile… Moralinizi bozmadan tüyleriniz yolunuyor. Mutlu
olanlar yok mu, elbette ki var. Kim onlar peki; imaj değişikliğinde ve algı yönetiminde başarılı olanlar, onların yandaşları ve sizlere, halimize şükredelim dedirtenler. Yol var, geçmeden parasını ödeyenlerin, havaalanı var, uçmadan ücretini verenlerin, alınan birkaç maaşa sesini çıkarmayıp kendisi pazara çıkamayanların, dolarları ve
hazinesi peşkeş çekilenlerin Green Kart(ABD vatandaşlığı)alma başarısı gösterdiğinde havalara uçanların ülkesi, borca batırılanların ve imaj değişikliğine aldanıp yeniden bıçağın altına yatanların ülkesinde yaşamak gerçekten zor.

***

Yaşamak güzel şey aslında diyen bir şairimiz vardı.. O da, çok zorluklar çekmiş bu ülked;e ama yine de umutlarını
korumuş son anına kadar… Ha gayret değerli dostlar, az kaldı…

Continue Reading

Genel

Nevzat Aydın’dan adaylık açıklaması

Published

on

blank

Beyaz Martılar’da kabus gibi geçen sezonun ardından yönetim, seçimli kongreye gitme kararı almıştı. “Tek adaylı mı, iki adaylı mı kongre olacak?” tartışmalarının yaşandığı sırada, taraftarın başkan adaylığı için desteklediği Nevzat Aydın’dan adaylıkla ilgili bir açıklama geldi.

Sarıyer Spor Kulübü’nde seçimli Olağanüstü Genel Kurul ile ilgili gelişmeler netlik kazanmaya başladı. Kongrede Saffet Akkoyun’un yeniden aday olacağı konuşulurken, taraftarların desteklediği Nevzat Aydın’dan açıklama geldi. Aydın, “Sarıyer taraftarına bana gösterdiği ilgi ve alaka için çok teşekkür ederim. Aday değilim, umarım bu büyük camia kendisine yakışan başkanı seçer ve Sarıyer’i en kısa zamanda tekrar Süper Lig’de görürüz.” açıklamasında bulundu. Yaşanan bu gelişmenin ardından, Sarıyer Spor Kulübü’nde yine tek adaylı bir seçim yaşanacağı konuşuluyor.

Continue Reading

Genel

İçişleri Bakanlığı kademeli normalleşme kararını açıkladı

Published

on

blank

İçişleri Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla mücadele kapsamında 17 Mayıs Pazartesi saat 05.00’ten 1 Haziran Salı saat 05.00’e kadar kademeli normalleşme dönemi tedbirlerinin uygulanacağını duyurdu.

İçişleri Bakanlığı, yarın sabah 05.00’te sona erecek tam kapanma dönemi sonrası başlayacak ve 1 Haziran’a kadar sürecek kademeli normalleşme planını açıkladı.

– Sokağa çıkma kısıtlaması hafta içi günlerde 21.00-05.00 saatleri arasında, hafta sonları ise cuma günleri saat 21.00’den başlayıp, cumartesi ve pazar günlerinin tamamını kapsayacak ve pazartesi günleri saat 05.00’te sona erecek.

– Yeme içme yerleri hafta içi 07.00-20.00 arasında gel-al ve paket servis, 20.00-24.00 arasında ise sadece paket servis olarak hizmet verecek.

– Pazar yerleri hafta içi 07.00-19.00 arasında açık olacak, hafta sonları ise pazar yeri kurulmayacak.

– Perakende ve hizmet sektöründeki giyim, tuhafiye, zücaciye ve hırdavat dükkanları hafta içi 07.00-20.00 saatleri arasında faaliyet gösterebilecek.

18 YAŞ ALTINA SOKAK KISITLAMASI YOK

– 18 yaş altı gençler ve çocuklar ile iki doz aşı olmuş olan 65 yaş ve üzeri vatandaşlar için herkes için uygulanan sokağa çıkma kısıtlamasının dışında ayrıca bir sokağa çıkma kısıtlaması uygulanmayacak.

– Aşı hakkı bulunmasına rağmen aşı olmayan 65 yaş ve üzeri kişiler hafta içi günlerde sadece 10.00-14.00 saatleri arasında sokağa çıkabilecek olup, hafta sonları tam gün sokağa çıkma kısıtlamasına tabi olacaklar.

– Kreşler ve anaokulları faaliyetlerine devam edecek. Huzurevi, yaşlı bakımevi, rehabilitasyon merkezi ve çocukevleri gibi yerlerdeki ziyaretçi kısıtlaması 1 Haziran’a kadar sürecek.

– 65 yaş ve üzeri vatandaşlar ile 18 yaş altındakilerin şehir içi toplu taşıma araçlarını kullanmalarına müsaade edilmeyecek.

ALIŞVERİŞ MERKEZLERİ AÇILIYOR

– Gazino, taverna, birahane, nargile salonu/kafeleri, sinema salonları, kahvehane, kıraathane, kafe, dernek lokali, çay bahçesi gibi yerler, internet kafe/salonu, elektronik oyun yerleri, bilardo salonları, halı saha, yüzme havuzu, spor salonları, hamam, sauna ve masaj salonları, lunaparklar ve tematik parklar 1 Haziran’a kadar kapalı kalacak.

– Çay ocakları masa, sandalye, taburelerini kaldırmak ve sadece esnafa servis yapmak kaydıyla çalışabilecek.

– Alışveriş merkezleri hafta içi 10.00-20.00 saatleri arasında faaliyet gösterebilecek olup, hafta sonları kapalı olacaktır.

– Kamu kurum ve kuruluşlarında esnek çalışma usulleri uygulanmaya devam edilecek, mesai saatleri 10.00-16.00 olarak uygulanacak.

İçişleri Bakanlığı’nın 81 ilin valiliğine gönderdiği genelgenin tam metni şöyle:

Kademeli normalleşme döneminde; hafta içerisinde yer alan günlerde (Pazartesi, Salı, Çarşamba, Perşembe ve Cuma) 21.00-05.00 saatleri arasında, hafta sonları ise Cuma günleri saat 21.00’den başlayıp, Cumartesi ve Pazar günlerinin tamamını kapsayacak ve Pazartesi günleri saat 05.00’te tamamlanacak şekilde sokağa çıkma kısıtlaması uygulanacaktır.

Sokağa çıkma kısıtlaması uygulanacak süre ve günlerde üretim, imalat, tedarik ve lojistik zincirlerinin aksamaması, sağlık, tarım ve orman faaliyetlerinin sürekliliğinin sağlanması amacıyla Ek’te belirtilen yerler ve kişiler kısıtlamadan muaf tutulacaktır.

Sokağa çıkma kısıtlamasına yönelik tanınan muafiyetler, 14.12.2020 tarih ve 20799 sayılı Genelgemizde açıkça belirtildiği şekilde muafiyet nedeni ve buna bağlı olarak zaman ve güzergâh ile sınırlı olup, aksi durumlar muafiyetlerin kötüye kullanımı olarak görülerek idari/adli yaptırımlara konu edilecektir.

Sokağa çıkma kısıtlamasından muaf tutulan işyeri/fabrika/imalathane gibi yerlerde çalışan kişiler yapılan denetimlerde 29.04.2021 tarih ve 7705 sayılı Genelgemiz çerçevesinde e-devlet platformunda yer alan İçişleri Bakanlığı e-başvuru sistemi üzerinden alınan “çalışma izni görev belgesini” ibraz etmek zorundadırlar. Ancak NACE kodu eşleşme hatası, muafiyet kapsamındaki bir işyerinde görev yapmasına rağmen alt işverenin muafiyet kapsamında olmaması nedeniyle görev belgesi alınamaması veya erişim hatası gibi durumlarda örneği bahse konu Genelge ekinde yer alan ve işveren ile çalışanın beyanı/taahhüdüyle manuel doldurularak imza altına alınan “çalışma izni görev belgesi formu” da denetimlerde ibraz edilebilecektir.

Tam gün sokağa çıkma kısıtlaması uygulanacak Cumartesi-Pazar günlerinde bakkal, market, manav, kasap, kuruyemişçi ve tatlıcılar 10.00-17.00 saatleri arasında faaliyet gösterebilecek olup, vatandaşlarımız zorunlu ihtiyaçlarının karşılanması ile sınırlı olmak ve araç kullanmamak şartıyla (engelli vatandaşlarımız hariç) ikametlerine en yakın bakkal, market, manav, kasap, kuruyemişçi ve tatlıcılara gidip gelebileceklerdir.

Sokağa çıkma kısıtlaması uygulanan süre ve günlerde ekmek üretiminin yapıldığı fırın ve/veya unlu mamul ruhsatlı iş yerleri ile bu iş yerlerinin sadece ekmek satan bayileri (sadece ekmek ve unlu mamul satışı için) açık olacaktır. Vatandaşlarımız ekmek ve unlu mamul ihtiyaçlarının karşılanması ile sınırlı olmak ve araç kullanmamak şartıyla (engelli vatandaşlarımız hariç) ikametlerine yürüme mesafesinde olan fırına gidip gelebileceklerdir.

Fırın ve unlu mamul ruhsatlı işyerlerine ait ekmek dağıtım araçlarıyla sadece market ve bakkallara ekmek servisi yapılabilecek olup, sokak aralarında kesinlikle satış yapılmayacaktır.

Yabancılara yönelik sokağa çıkma kısıtlamasına dair muafiyet sadece turistik faaliyetler kapsamında geçici/kısa bir süre için ülkemizde bulunan yabancıları kapsamakta olup; ikamet izinliler, geçici koruma statüsündekiler veya uluslararası koruma başvuru ve statü sahipleri dahil olmak üzere turistik faaliyetler kapsamı dışında ülkemizde bulunan yabancılar sokağa çıkma kısıtlamalarına tabidirler.

Tam kapanma sürecinde kendi ihtiyaçlarını karşılayamayacak durumdaki ileri yaş gruplarındaki veya ağır hastalığı olan vatandaşlarımızın 112, 155 ve 156 numaraları üzerinden bildirdikleri temel ihtiyaçları VEFA Sosyal Destek Gruplarınca karşılanacak olup, bu konuda gerek personel görevlendirilmesi gerekse ihtiyaçların bir an evvel giderilmesi bakımından gerekli tedbirler Valiler ve Kaymakamlar tarafından alınacaktır.

AŞI OLAN 65 YAŞ VE ÜZERİNE SOKAĞA ÇIKMAK SERBEST

18 yaş altı gençler ve çocuklarımız ile aşı hakkını kullanarak iki doz aşı olmuş olan 65 yaş ve üzeri vatandaşlarımız için herkes için uygulanan sokağa çıkma kısıtlamasının dışında ayrıca bir sokağa çıkma kısıtlaması uygulanmayacaktır.

Aşı hakkı bulunmasına rağmen aşı olmayan 65 yaş ve üzeri vatandaşlarımız ise hafta içi günlerde sadece 10.00-14.00 saatleri arasında sokağa çıkabilecek olup, hafta sonları tam gün sokağa çıkma kısıtlamasına tabi olacaklardır.

Sokağa çıkma kısıtlamasına tabi olup olmadığına bakılmaksızın 65 yaş ve üzeri vatandaşlarımız ile 18 yaş altı gençler ve çocuklarımız kademeli normalleşme döneminde şehir içi toplu ulaşım araçlarını (metro, metrobüs, otobüs, minibüs, dolmuş vb.) kullanamayacaklardır.

Kademeli normalleşme döneminde; sokağa çıkma kısıtlaması uygulanan süre ve günlerde şehirlerarası seyahat kısıtlaması uygulanacaktır. Şehirlerarası seyahat kısıtlamasının istisnaları;

Sokağa çıkma kısıtlaması uygulanan süre ve günlerde vatandaşlarımızın uçak, tren, otobüs gibi toplu taşıma vasıtalarıyla yapacakları şehirlerarası seyahatler için ayrıca seyahat izni alınması istenmeyecek, şehirlerarası seyahat edileceğinin bilet, rezervasyon kodu vb. ile ibraz edilmesi yeterli olacaktır. Bu durumdaki kişilerin şehirlerarası toplu taşıma vasıtaları ile ikametleri arasındaki hareketlilikleri, kalkış-varış saatleriyle uyumlu olmak kalmak kaydıyla sokağa çıkma kısıtlamasından muaf olacaktır.

Zorunlu bir kamusal görevin ifası kapsamında ilgili Bakanlık ya da kamu kurum veya kuruluşu tarafından görevlendirilmiş kamu görevlilerinin (müfettiş, denetmen vb.) özel veya resmi araçlarla yapacakları şehirlerarası seyahatlerine, kurum kimlik kartı ve görevlendirme belgesinin ibraz edilmesi kaydıyla izin verilecektir.

Kendisi veya eşinin, vefat eden birinci derece yakınının ya da kardeşinin cenazesine katılmak veya cenaze nakil işlemine refakat etmek amacıyla herhangi bir cenaze yakınının e-devlet kapısındaki İçişleri Bakanlığına ait E-BAŞVURU veya ALO 199 sistemleri üzerinden yapacağı başvuru (yanında akraba konumundaki 9 kişiye kadar bildirimde bulunabilecektir) sistem tarafından vakit kaybetmeksizin otomatik olarak onaylanarak cenaze yakınlarına özel araçlarıyla seyahat edebilmeleri için gerekli seyahat izin belgesi oluşturulacaktır.

Cenaze nakil ve defin işlemleri kapsamında başvuru yapacak vatandaşlarımızdan herhangi bir belge ibrazı istenilmeyecek olup Sağlık Bakanlığı ile sağlanan entegrasyon üzerinden gerekli sorgulama seyahat izin belgesi düzenlenmeden önce otomatik olarak yapılacaktır.

Sokağa çıkma kısıtlaması uygulanan süre ve günlerde vatandaşlarımızın özel araçlarıyla şehirlerarası seyahate çıkmamaları esastır.

Ancak aşağıda belirtilen zorunlu hallerin varlığı durumunda vatandaşlarımız, bu durumu belgelendirmek kaydıyla; e-devlet üzerinden İçişleri Bakanlığına ait E-BAŞVURU ve ALO 199 sistemleri üzerinden Valilik/Kaymakamlık bünyesinde oluşturulan Seyahat İzin Kurullarından izin almak kaydıyla özel araçlarıyla da seyahat edebileceklerdir. Seyahat İzin Belgesi verilen kişiler, seyahat süreleri boyunca sokağa çıkma kısıtlamasından muaf olacaktır.

Zorunlu Hal Sayılacak Durumlar:

Tedavi olduğu hastaneden taburcu olup asıl ikametine dönmek isteyen, doktor raporu ile sevk olan ve/veya daha önceden alınmış doktor randevusu/kontrolü olan,

Kendisi veya eşinin, hastanede tedavi gören birinci derece yakınına ya da kardeşine refakat edecek olan (en fazla 2 kişi),

Bulunduğu şehre son 5 gün içerisinde gelmiş olmakla beraber kalacak yeri olmayıp ikamet ettikleri yerleşim yerlerine dönmek isteyen (5 gün içinde geldiğini yolculuk bileti, geldiği araç plakası, seyahatini gösteren başkaca belge, bilgi ile ibraz edenler),

ÖSYM tarafından ilan edilmiş merkezi sınavlara katılacak olan,

Askerlik hizmetini tamamlayarak yerleşim yerlerine dönmek isteyen, özel veya kamudan günlü sözleşmeye davet yazısı olan, ceza infaz kurumlarından salıverilen kişilerin zorunlu hali bulunduğu kabul edilecektir.

Yeme-içme yerleri (restoran, lokanta, kafeterya, pastane gibi) hafta içi günlerde 07.00-20.00 saatleri arasında gel-al ve paket servis, 20.00-24.00 saatleri arasında ise sadece paket servis; hafta sonlarında ise 07.00-24.00 saatleri arasında sadece paket servis, şeklinde faaliyet gösterebileceklerdir.

KAHVEHANELER YİNE KAPALI

17 Mayıs-1 Haziran arası uygulanacak olan kademeli normalleşme döneminde aşağıda sayılan işyerlerinin faaliyetlerine geçici olarak ara verilmesine devam edilecektir.

– Gazino, taverna, birahane, nargile salonu/kafeleri,

– Sinema salonları,

– Kahvehane, kıraathane, kafe, dernek lokali, çay bahçesi gibi yerler, – İnternet kafe/salonu, elektronik oyun yerleri, bilardo salonları,

– Halı saha, yüzme havuzu, spor salonları,

– Hamam, sauna ve masaj salonları,

– Lunaparklar ve tematik parklar.

ÇAY OCAKLARI ESNAFA SERVİS YAPACAK

Çay ocakları ise masa, sandalye/taburelerini kaldırmak ve sadece esnafa servis yapmak kaydıyla faaliyetlerine devam edebileceklerdir.

Yukarıda sayılan işyerleri dışında kalan ve tam kapanma döneminde faaliyetlerine ara verilen perakende ve hizmet sektöründeki giyim, tuhafiye, züccaciye, hırdavat, terzi, berber gibi dükkanlar ile büro ve ofisler vb. işyerleri;

Sağlık Bakanlığı Salgın Yönetimi ve Çalışma Rehberinde içerisinde bulunduğu işkolu için belirlenen tüm salgınla mücadele tedbirlerine riayet etmek kaydıyla hafta içi günlerde 07.00-20.00 saatleri arasında faaliyet gösterebileceklerdir.

Alışveriş merkezleri (AVM) ise; hafta içi 10.00-20.00 saatleri arasında faaliyet gösterebilecek olup, hafta sonları kapalı olacaktır.

Zincir marketler başta olmak üzere çeşitli işyerleri tarafından açılış veya belirli gün ya da saatlere özgü genel indirim uygulamalarının oluşturduğu yoğunluğun önüne geçilebilmesi için indirim uygulamalarının en az bir hafta sürecek şekilde uzun periyodlarla yapılması gerekmektedir.

Marketlerde (zincir ve süper marketler dahil) zorunlu temel ihtiyaçlar kapsamındaki ürünler dışında elektronik eşya, oyuncak, kırtasiye, giyim ve aksesuar, alkol, ev tekstili, oto aksesuar, bahçe malzemeleri, hırdavat, züccaciye vb. ürünlerin satışına tam gün sokağa çıkma kısıtlaması uygulanacak olan hafta sonlarında izin verilmeyecektir.

Sağlık Bakanlığı Salgın Yönetimi ve Çalışma Rehberinde belirlenen kurallara uymak kaydıyla pazaryerleri hafta içi günlerde 07.00-19.00 saatleri arasında faaliyet gösterebilecek olup, hafta sonları ise pazaryerlerinin kurulmasına izin verilmeyecektir.

Online market ve yemek sipariş firmaları, hafta içi ve hafta sonu 07.00-24.00 saatleri arasında evlere/adrese servis şeklinde çalışabileceklerdir.

Halihazırda faaliyetlerine devam etmekte olan kreşlerle birlikte Milli Eğitim Bakanlığıyla yapılan değerlendirmeler çerçevesinde kademeli normalleşme döneminde anaokulları da faaliyetlerine devam edecek olup diğer tüm okul ve sınıf seviyeleri için Milli Eğitim Bakanlığınca kamuoyuna duyurulduğu şekilde uygulama sürdürülecektir.

Cumhurbaşkanlığının 14.04.2021 tarih ve 2021/8 sayılı Genelgesi ile Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığının 27.04.2021 tarih ve 17665 sayılı yazısı doğrultusunda, kamu kurum ve kuruluşlarında uygulanmakta olan 10.00-16.00 saatleri arası mesai sistemi ile uzaktan/dönüşümlü çalışma gibi esnek çalışma usulünün uygulanmasına kademeli normalleşme döneminde de devam edilecektir.

Sivil toplum kuruluşları, sendikalar, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları ile birlikler ve kooperatiflerin genel kurul dahil yapacakları geniş katılımlı her türlü etkinlikleri 1 Haziran 2021 tarihine kadar ertelenecektir.

Evlendirme işlemlerinin gerçekleştirilmesine devam edilmekle birlikte halen uygulanmakta olan nikah ve nikah merasimi şeklindeki düğünler ile nişan ve kına gibi etkinliklerin yapılmaması uygulamasına, 1 Haziran 2021 tarihine kadar devam edecektir.

Huzurevi, yaşlı bakımevi, rehabilitasyon merkezi, çocuk evleri gibi sosyal koruma/bakım merkezlerinde halihazırda uygulanmakta olan ziyaretçi kısıtlaması 1 Haziran 2021 tarihine kadar uzatılacaktır.

Şehirlerarası faaliyet gösteren toplu taşıma araçları (uçak hariç); araç ruhsatında belirtilen yolcu taşıma kapasitesinin %50’si oranında yolcu kabul edebilecek olup, araç içindeki yolcuların oturma şekli yolcuların birbirleriyle temasını engelleyecek (1 koltuk dolu 1 koltuk boş) şekilde olacaktır.

Şehir içi toplu taşıma araçları ise 14.04.2021 tarih ve 6638 sayılı Genelgemizle getirilen esaslar çerçevesinde %50 kapasite sınırlaması ile ayakta yolcu kabul edilmemesi kuralına tabi olarak faaliyet sunabileceklerdir.

Şehirlerarası karayolları üzerinde bulunan dinlenme tesisleri (yerleşim sahası içerisinde bulunanlar hariç) ile konaklama tesislerinin (otel, motel, apart otel, pansiyon vb.) içerisinde bulunan yeme-içme yerleri (sadece konaklamalı müşterilerle sınırlı olacak şekilde) aynı masada aynı anda en fazla 2 kişiye servis açılması kaydıyla hizmet verebileceklerdir.

Konaklama tesislerinin kapalı alanlarında bulunan eğlence merkezleri kapalı tutulacak ve bu alanlarda müşteri kabul edilmeyecektir.

Konaklama tesislerinin açık alanlarında toplu eğlence şeklinde etkinliklere kesinlikle izin verilmeyecek, bu yerlerde yoğunlaşmanın önüne geçilebilmek adına fiziksel mesafe kurallarına azami özen gösterilecektir.

Sokağa çıkma kısıtlaması uygulanacak olan süre ve günlerde konaklama tesislerinde rezervasyonunun bulunması (bedelinin tamamı ödenmiş olmak kaydıyla) vatandaşlarımız açısından sokağa çıkma ve/veya şehirlerarası seyahat kısıtlamasından muafiyet sağlayacak olup bu amaçla seyahat edecek vatandaşlarımızın denetimlerde rezervasyon ve ödeme belgelerini ibraz etmeleri yeterli olacaktır.

Continue Reading

Popüler