Connect with us

Genel

Ersin Özer: Atatürk’ün izinden gidenler, CHP’yi en iyi yere taşıyacak kudrete sahiptir

Published

on

blank

2019 yerel seçimlerinde CHP Sarıyer İlçe Başkan Adayı olan, Sarıyer’in PTT Evleri Mahallesi’nde siyasetini dernekler üzerinden de aktif olarak sürdüren Ersin Özer, meclis üyesi adaylığı sürecinden, ilçe başkanlığı seçimine kadar olan süreçlerle alakalı gazetemize değerlendirmelerde bulundu.

31 Mart 2019 yerel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi’den Sarıyer Belediyesi Meclis Üyesi adayı olan ve yine Aralık 2019’da CHP Sarıyer İlçe Başkan Adayı olan Ersin Özer, yaşanan süreçlerle ilgili suskunluğunu bozdu ve gazetemize özel değerlendirmelerde bulundu. Özer, “Cumhuriyet Halk Partisi’nin çatısı altında toplanmamızın en büyük sebebi, Atatürk’ün ilke ve inkılaplarını yaşatan, hakka, hukuka en çok sahip çıkan, insanların yaşam biçimini en kaliteli bir şekilde sağlamak amacıdır. Bizim sadece tek eksiğimiz, aynaya bakmaktan kaçınmaktır. Bu durum sadece siyasette değil, yaşamımızın her alanında vardır. Hatalarımızı görmezden gelerek, başkasının yaptığı hataları düzeltemeyiz. ” ifadelerini kullandı.

İşte Ersin Özer’in gazetemize özel değerlendirmeleri:

“Şükrü başkanın ilk aday olduğu ve kazandığı dönemde meclis üyeliğine adaylığım vardı. O adaylık sürecinde hatta 25 yaşındaydım ve seçilme yaşının da 25 yaş olduğu bir dönemdeydik. İsmim o seçim için meclis üyeliği listesinde 13. sırada geçiyordu. Ancak listenin açıklandığı gün ismimin silindiğini öğrendim. Aslında o dönem için daha da önemlisi, ilçenin kapılarının kapalı olduğu süreçte ben gençlik kollarındaydım ve partimizin önemli, değerli emektar isimlerinden birçok sorunu, sıkıntıyı duyma fırsatı bulmamdı. Ayrıca geçmişte ilçe başkanlığı makamının ne kadar önemli ve saygın olduğunu öğrendik. Bu durum bu dönemde aynıdır. En azından benim için öyle diyebilirim, Umut ediyorum ki, bütün partililerimiz içinde böyledir. Ama bir ilçe sekreterinin ya da ilçe yöneticisinin de bir toplum içerisine girdiği zaman insanlarda bir belediye başkanı veya ilçe başkanı gelmiş gibi bir saygınlığının olması gerekir. Biz belki bu saygınlık durumunu yaşımız itibari ile yaşayamadık; ama büyüklerimizden öğrendiğimiz en önemli şeylerden biri de buydu. Burada ayrıştığımız nokta belki şu olabilir; çok partili sisteme geçildikten sonra partimizin uzun süre tek başına iktidara gelememesi, bugün bir bakış açısı olarak yılgınlık getirmiş olabilir. Bunu 70’li ya da 90’lı yıllar siyasetinden ayırmak gerekir. O dönemlerde genel olarak siyasetin bir saygınlığı vardı. Bugün geldiğimiz noktada ise bu saygınlığı görmek pek mümkün değildir.

“PARTİLİLİĞİMİZDEN HİÇBİR ŞEKİLDE ÖDÜN VERMEDİK”

2009 yerel seçimlerine tekrar gelecek olursak eğer, Şükrü başkanın adaylığı açıklanır açıklanmaz kendisiyle görüşme fırsatı bulmuştuk. Çok da iyi bir görüşme olmuştu. Gençlik kollarıyla beraber güzel işler yapacağımıza inanmıştık. Ama bu istediğimiz gibi olmadı. İstediğimiz gibi olmaması da bizim için bir şey değiştirmedi. Partililiğimizden hiçbir şekilde ödün vermedik. Ayrıca bizler olmasak, koskoca Cumhuriyet Halk Partisi’nin bayrağını taşımaya talip milyonlarca insan vardır. Ben de sivil toplum kuruluşlarıyla o dönemlerden sonra çalışmaya başladım.

“PARTİMİZE YENİ YENİ İNSANLARI KAZANDIRMAK İÇİN MÜCADELE ETTİM”

AKP’nin 2002-2015 yılları arasındaki etkin siyasetine karşı partimize ne kadar fazla insan katmanın önemine bir kez daha inandım. Partimize yeni yeni insanları kazandırmak için mücadele ettim. Son dönemde de aslında meclis üyeliği adaylığım olmayacaktı. Bu adaylığa son gün karar verdim. Son güne kadar belirli çevrelerin, arkadaşlarımın yoğun isteği ve ön seçim olacağına inanışım, beni aday adaylığı sürecine götürdü. Yine insanlarla, partililerimle güzel ilişkilerimin olması, bu zamana kadar yanlış olan hiçbir işte yer almamam da, beni bu sürece taşıdı. Aday adaylığı sürecimde çok büyük bir emekle çalıştım. Mahallelere gittim, partililerimle görüştüm ve bana hep ön seçimde birinci veya ikinci çıkacağım söylendi. İlk başta bunu duymak bile bana büyük bir gurur verirken, Cumhuriyet Halk Partisi’nin ön seçiminde birinci veya ikinci çıkmanın da ne kadar önem arz ettiğini bir kez daha anladım. Ve bu söylemlerden sonra insanların kalbine girebilmeyi başarabildiğimi gördüm. Bunu tabi kendimden hiçbir şekilde ödün vermeyerek yaptım. İnsan bir kişiliğe sahipse, yapamayacağı güzel bir şey yoktur. Kişiliğinden ödün vererek siyaset yapanların topluma katacağı bir şey yoktur. Ben de bu süreci kişiliğimden ödün vermeyerek götürdüm. Ancak genel merkezden gelen açıklama ile ön seçimin yapılmayacağı belirtildi. Olmayınca da, listede olabileceğimle ilgili kulağıma bazı bilgiler gelmişti. Tabi, bu kesin bir bilgi değildi. Sivil Toplum Kuruluşları, Ardahanlılar Derneği meclis üyesi olmam konusunda ciddi anlamda destekler vermişti. Ancak benim yerime başka arkadaşımız meclis üyesi oldu. Sonuç itibari ile bu durum dünyanın bir sonu değil.

“MECLİS ÜYESİ OLMAK, HİÇBİR ZAMAN HAYATIMIN MERKEZİNDE OLMAMIŞTIR”

Ben ticaret hayatında olan bir iş insanıyım. Parti içinde görev almak bazı insanlar için çok önemli, çok değerlidir. Geleceği veya ticari hayatı ile ilgili önemli kaygıları barındırmaktadır. Ama benim için meclis üyesi olmak, hiçbir zaman hayatımın merkezinde olmamıştır. Ya da siyasi bir statüye sahip olmak, hiçbir zaman hayatımın merkezinde olmamıştır. Hayatımın merkezinde her zaman doğru işler yapmak, insanlara siyasetin dışında da yardımcı olabilmek vardır. Her zaman birlik ve beraberlikle bir şeylerin çözülebileceğine inanan biriyim. Bunun tek kanalının da siyaset olmadığını ve bir araya gelince de nelerin başarılabileceğini gördüm. Meclis üyesi de olsaydım, yine en iyi şekilde bu dediklerimi siyaset alanında da hayata geçirmiş olacaktım. Tabi olamayınca da, “Sen olmalıydın, senin hakkındı. Haketmeyen insanlar meclis yönetiminde; ama sen dışarda kaldın.” gibi birçok söylemde bulunanlarda oldu. Bu söylemlerle partime bakış açımı değiştirmeye çalıştılar. Ancak ben de bu söylemlerin doğru olmadığını kendilerine anlattım. Burada görev alacak insanları bizim doğrudan seçme hakkımız yok. Mesele de buradan başlıyor zaten… Demokrasiyi yaşatabilmek istiyorsak, önce kendi içimizdeki hakka ve hukuka sahip çıkmamız gerekir. Cumhuriyet Halk Partisi’nin çatısı altında toplanmamızın en büyük sebebi, Atatürk’ün ilke ve inkılaplarını yaşatan, hakka, hukuka en çok sahip çıkan, insanların yaşam biçimini en kaliteli bir şekilde sağlamak amacıdır. Bizim sadece tek eksiğimiz, aynaya bakmaktan kaçınmaktır. Bu durum sadece siyasette değil, yaşamımızın her alanında vardır. Hatalarımızı görmezden gelerek, başkasının yaptığı hataları düzeltemeyiz.

“YOĞUN VE İYİ BİR HAZIRLIK DÖNEMİ GEÇİRDİK”

Meclis üyesi adaylığım sürecinde yaptığım çalışmalar, beni ilçe başkanı adayı olmam sürecine götürdü. O süreçte altı aday vardı. Parti tabanı tek adaya düşmemiz konusunda uyarılarda bulunuyordu. Ve günün sonunda mahallelerden gelen destekle de, tek aday olarak, mevcut ilçe başkanı Sevim Yalınkılıç’ın karşısında mücadele ettim. Bu süreçte kimseyi kırmamam gerektiğine çok fazla dikkat ettim. Kim ne düşünürse, kim kimi desteklerse desteklesin, günün sonunda o kişinin benim yoldaşım, partilim olduğunu bildiğim için her zaman ayrışmaya karşı çıktım. Partimizi iyi noktalara taşıyacağımıza inandığım için bu yola çıktım. Kimseye içimde bu süreçte bir düşmanlık, ya da bir başka kötü düşünce beslemedim. Yoğun ve iyi bir hazırlık dönemi geçirdik. Günde iki veya üç mahalleye gidip delegelerle görüştük. Bazen günde 100’e yakın telefon konuşması gerçekleştirdim. Güzel, olumlu bir hava yakaladık. Ancak karşımızda da, blok bir oyu olan ilçe başkanı vardı. Sonuçta blok oyu olan bir başkana karşı mücadele etmenin de kolay olmadığını biliyorduk. Bu süreci Sevim Hanımı hiçbir şekilde kırmadan, üzmeden geçirmeye çok dikkat ettim. Sonuçta ilçe başkanımız ve bir saygınlığı var. Ben de, adaylığım açıklandıktan sonra hayatımda gelmediğim noktanın heyecanını da yaşayarak, bu süreçte de çok kişinin gönlünü kazandığıma inanıyorum. Tabi ki, kazanmayı isterdim. Ancak seçimi kazanmaktan da öte, partimizin kazanması, başarılı olması çok daha önemlidir. İnsan yaşamında elbette kazanmak, başarılı olmak ister. Ancak bunu kişisel çıkarları uğruna yapmamalıdır. Birçok şeyden ödün veriyorsanız, bunu gönül işi olarak yapıyorsanız, işte o zaman partiniz için doğru şeyler yapabilirsiniz. Mustafa Kemal Atatürk’ün izinden giden, ilkelerinden şaşmayan herkes, Cumhuriyet Halk Partisi’ni en iyi yere taşıyabilecek kudrete sahiptir.

“MUHALEFET YAPISINI BİRLEŞTİREREK İYİ SONUÇLAR ALMAYA GAYRET ETTİK”

Biz de zor ama zorlu bir süreci belki kazanamadan da olsa sonlandırdık; ama iyi ve birleştirici bir iz bırakarak bunu yaptık. Sonuçta geçmişte il genel ve ilçe meclis üyeliği yapmış, mevcut ilçe başkanlığı görevini yürüten, önemli bir güç olmuş ilçe başkanına karşı bölünmüş, geçmişte birbirlerine karşı uyumsuzlukları, mücadeleleri olan insanların olduğu bir muhalefet yapısını birleştirerek iyi bir sonuç almaya gayret ettik. Gruplaşmaların fazlasıyla yaşandığı bir süreci en iyi şekilde yönetmeye çalıştık. Sonuçta doğal delegeler haricinde toplamda 400 delege var ve burada 200’ün üzerinde bir oy almanız gerekiyor. Yorucu bir süreçti ve en iyi şekilde yönetmeye çalıştığımız süreçte kaybettik. Bu durum seçimin doğasında var. Seçim öncesinde ilçe başkanı Sevim Yalınkılıç’a başarılar dilemek için makamına gitmiş, çiçek takdim etmiştim. Seçimi kaybettikten sonra da yine makamına gidip hayırlı olsun dileklerimi ilettim. Kendisiyle sık sık da görüşürüm. Olması gereken ortamlarda olması için de yine kendisine haber veririm. Sonuçta kendisi partimin ilçe başkanıdır ve partimin menfaatleri için ne gerekiyorsa ben de her zaman elimden geleni yapmaya hazırımdır. Ayrıca süreçte bize çok emek harcayan, destek olan ve şu anda da hayatta olmayan Ali Gökçe ağabeyimi de tekrar tekrar saygıyla anmak istiyorum. Kendisi gerçekten çok kıymetli, ömrünü siyasete adamış değerli bir partilimizdi. Bu seçim sürecinde bize çok emekleri olmuştur. Tekrar tekrar ailesine ve tüm sevenlerine de buradan sabır diliyorum.

“HER ZAMAN EMEKÇİLERİN YAŞAMI İÇİN MÜCADELE ETMEYE DEVAM EDECEĞİM”

1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı için sosyal medya hesabımdan yaptığım paylaşımım çok başka yönlere çekildi. Aslında o paylaşımım, manevi açıdan çok önemliydi. İnsanlar meclis üyeliği ve ilçe başkan adaylığı sürecimde beni hep bir yerlere çekmeye çalıştılar. Ancak dededen Cumhuriyet Halk Partili olan biri olarak, bu konuda soru işaretleri olan biri olmadığımı üstünü çizerek belirtmek isterim. Partime üyeliğimin yılı, süresi bellidir. Keza babamın ve ailemin de öyle… O dönemde 1 Mayıs ve kandil aynı güne denk gelmişti. İki bayram bir aradaydı. Benim için de manevi açıdan bu durum çok önemliydi. Öyle bir günde şarkılarımızı, türkülerimizi kol kola girerek söyleyip 1 Mayıs’ı kutlamak varken, birçok insanın darp edilmesi, arabalara zarar verilmesi hiç doğru değildi. 1 Mayıs’ta yapılan orantısız müdahale gibi, bir yerlere zarar verilmesini de hiç doğru bulmadım ve bulmuyorum da… Esasen bu tür insanların 1 Mayıs’ı lekelemeye çalıştığını düşünüyorum. O günde önce 1 Mayıs’ı kutlayıp, daha sonra da kandil simidimi alıp evime gitmenin daha doğru olduğunu düşünmüştüm. Yaşanan bazı durumlar da olunca bununla ilgili bir paylaşım yaptım. Polisin orantısız müdahalesi gibi, bazı yapıların banka atmlerine veya araçlara zarar vermeleri hiç doğru değildir. O gün vaktimi, bu yaşananlardan sonra kandil simidi alıp, evde ailemle geçirmeyi tercih ettim. Keşke 1 Mayıs gibi önemli günde böyle şeyler yaşanmasaydı. 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı, bizim bayramımızdır. Yıllarca STK’larla da beraber olarak bunun için mücadele verdim. Bunun için mücadele veren, işçilerin hakkını arayan benim gibi birinin 1 Mayıs aleyhinde bir düşünce yapısına sahip olması mümkün müdür! 1 Mayıs’ı kimsenin gölgelemesini istemem. Sadece 1 Mayıs’ta değil, her zaman emekçilerin yaşamı ve hakları için mücadele etmeye devam edeceğim.

Click to comment

Bir Cevap Yazın

Genel

İmamoğlu’ndan öğrencilere yurt müjdesi: Eylüle kadar 2700, önümüzdeki sene 5000 yatak olacak

Published

on

blank

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Çarşamba mesaisinin büyük bölümünü Bağcılar’a ayırdı. Bağcılar’daki İBB projelerini ve geldikleri aşamaları yerinde inceleyen İmamoğlu, Yenimahalle’deki 510 yataklı öğrenci yurdu inşaatı şantiyesinde açıklamalarda bulundu. “Her yönüyle çok sağlam bir kompleks” diyen İmamoğlu, “Biz, eylülde yurtlarımızda 2 bin 700’e ulaşacağız yatak sayısında. Bu aslında ara dönemde devreye girecek. Bunların da katkısıyla, bir sonraki seneye hedefimiz, 5000 yatakla eğitim sezonuna dahil olmak” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Bağcılar’da 28 Şubat 2022’de açtıkları Sosyal Uyum Destek Merkezi’ne (SUDEM) yaptığı ziyaretin ardından ilçeden ayrılmadı. İlçedeki İBB hizmetlerini yerinde deneyimleyen İmamoğlu, sırasıyla; Ebubekir Otopark Üstü Meydan ve Çevre Düzenlemesi İnşaatı’nda, Bağcılar Otizm Temalı Park’ta, Yenimahalle Yurt İnşaatı’nda incelemelerde bulundu. İmamoğlu, Bağcılar turuyla ilgili değerlendirmesini de önümüzdeki eğitim-öğretim yılında 510 yatakla hizmet vermesi planlanan öğrenci yurdu şantiyesinde yaptı.

“BAĞCILAR BENİM İÇİN DUYGUSAL BAĞI ÇOK YÜKSEK BİR YER”

Bağcılar’ın kendisi için duygusal bağı çok yüksek bir yer olduğunu vurgulayan İmamoğlu, “İstanbul’da, Avrupa yakasında ilk iş yerimiz Güngören sınırlarındaydı. Bağcılar’la, Esenler’le, Bahçelievler’le bu alanla çok ilişkili bir yaşamım oldu. Ama bu 4 ilçe, gerçekten zor bir yaşam alanına dönüştü. Bir kısım adımlar atılmıştı. Şimdi daha zevkli, daha renkli ve daha çevreye uyumlu bir biçimde dönüşümler yapıyoruz. Yaptıkça da bence çok daha iyi sonuçlar alacağız. İşte bulunduğumuz merkezin, bu anlamda hem yurt ihtiyacımıza ilave katkısı var. 510 yatak kapasitesine sahip. Mahalle içinde kapalı otoparkıyla hizmet edecek. Aynı yerde 4 sınıflı kreşimiz var. Aynı yerde e-spor merkezimiz var. Aynı yerde konferans salonumuz var. Çevreye etkisi olacak bir düzenleme kabiliyeti ve kapasitesi olacak” bilgilerini paylaştı.

“SUDEM’LERİN VE KENT LOKANTALARI’NIN SAYILARI ARTACAK”

“Her yönüyle çok sağlam bir kompleks” diyen İmamoğlu, “Bu tür yapılar çevresine hem buluşma şansı fırsatı verir, komşuluğu hissettirir hem de aynı zamanda burada hayatı değiştirir, dönüştürür. Her yönüyle çok etkili bir alan olacağını şimdiden hissedebiliyorum. Zira biz, eylülde 2 bin 700’e ulaşacağız yatak sayısında yurtlarımızda. Bu aslında ara dönemde devreye girecek. Dolayısıyla bunların da katkısıyla, bir sonraki seneye hedefimiz, 5000 yatakla eğitim sezonuna dahil olmak” ifadelerini kullandı. Bağcılar’da gezdiği İBB hizmetlerini sıralayan İmamoğlu, İstanbul’un farklı yerlerindeki alanlara otizm temalı parklar kurma hedefinde olduklarının müjdesini verdi. Bağcılar ve Sultanbeyli’de açtıkları SUDEM’lerin sayısını da artıracakları bilgisini paylaşan İmamoğlu, ikincisini çok yakında Bağcılar’da açacakları Kent Lokantaları için de aynı hedefle yol yürüdüklerinin altını çizdi.

“BÜTÜN ATTIĞIMIZ BU ADIMLAR, DAYANIŞMA AHLAKI SORUMLULUĞU”

Kent Lokantaları’nda yaptıkları işin bugünün ihtiyacına yönelik olduğuna dikkat çeken İmamoğlu, “Yoksa restoranı olan, lokantası olan; onların segmenti, işi başka, bizim yaptığımız şey başka. Bu bağlamda, bu zor günleri aşmanın yolunu hep birlikte bulmak zorundayız. Bütün attığımız bu adımlar, aslında dayanışma ahlakı, dayanışma sorumluluğu. Onu yerine getiriyoruz. Bunları keşke konuşmasak. Konuşmayacağımız günler de gelecek. Yoksulluğu değil, zenginliği, eşit dağılımı, gelirin eşit paylaştırıldığı, insanların mutlu olduğu günleri, inşallah hep birlikte başaracağız. O zaman başka adımları, başka yatırımları, başka atılımları konuşuyor olacağız” dedi.

“TEMEL MESELE: İSTANBUL’UN HER NOKTASINA EŞİT HİZMET”

Gezdikleri hizmetlerin, Bağcılar’da yürüttükleri projelerin tamamı olmadığının altını çizen İmamoğlu, şunları söyledi:

“Burada yürüttüğümüz temel mesele şu: İstanbul’un her noktasına eşit hizmet. Her yaptığımız sadece mimarın kaleminden çıkmıyor. Aynı zamanda yakın çevrede talep edilen ne var? Burada oturan insanların demografisi, yaş grubu, beklentileri, onlara nasıl hizmet edebiliriz? Örneğin burada çocuk sayısı fazlaysa, burada bir kreş ihtiyacı var demektir. Gençler varsa, evet e-sporla ilgili bir talep varsa, onları yine kontrollü bir alanda, iyi bir eğitimle eğitmenlerle buluşturmanın mutlaka zeminini hazırlamanız gerekir. Bütün bu yönleriyle bir değişim yaşattık. Birçok projemizde, ne yazık ki göreve geldiğimizden sonra, tasfiye kararı olan müteahhitler, konkordato ilan eden müteahhitler süreçleri, ihale yapma konusundaki sorumlu süreçler… Bütün bunları aşıp, tekrar burada harekete geçmek ve hızlıca bunları hem 2022’ye hem 2023’ün başına yetiştirme hedefi koyan hem yönetici arkadaşlarıma olsun hem de yüklenici firmalarımıza olsun, Allah kolaylık versin. Öyle ya da böyle bu işi toparlayacağız, hızlıca -başta Bağcılar olmak üzere- bütün ilçelerdeki işlerimizi vatandaşlarımıza hediye edeceğiz. Yolumuz açık olsun. Keyifli bir gün geçirdik. Umuyoruz, Bağcılar’da keyifli bir günü de hatta birkaç günü de bunların açılışlarını yaparken, hep birlikte geçiririz.”

ESNAF VE PAZAR ZİYARETİ

İmamoğlu, ziyaretlerinin ardından Fatih Mahallesi’nde esnaf ziyaretlerinde bulunup, Fevzi Çakmak Mahalesi’nde kurulan semt pazarında vatandaşlarla buluştu. Yaşadıkları ekonomik sıkıntıları İmamoğlu ile paylaşan esnaf ve vatandaşlar, İBB Başkanı ile anı fotoğrafları çektirdi.

Continue Reading

Genel

Kimya Çiftçi Dumlu: Evlilik doyumunu etkileyen faktörler

Published

on

blank

En başarılı ve mutlu ailelerde bile zaman zaman çatışmalar yaşanabilir. Her evlilik ilişkisinde çatışma, tartışma ve ardından çözüm bulma süreci, ilişkinin doğasında yer alır ve süreklilik gösterir. Çiftlerin evlilik ilişkisinde yolunda gitmesini sağlayan faktör; evliliklerinde tartışma ve çatışma yaşamıyor olmaları değil, yaşadıkları tartışmaları çözüme ulaştırabilmeleri ve çatışmalarını çözebilecek beceriye sahip olmalarıdır. Aksi takdirde aile içerisinde sürekli tartışmaların ve çözülemeyen çatışmaların var olması, ailenin stres seviyesini yükselterek evlilik fonksiyonlarında bozulmalara yol açmaktadır.

***

Evlilik ilişkilerinde sürekli çatışma yaşayan ve çatışmaları genellikle hayal kırıklıkları, incinme ve küskünlükle sonuçlanan çiftler zamanla evliliklerinden aldıkları doyumu yitirirler. Eşlerin birbirlerine olan bağlılıkları ve güvenleri azalır. Oysa çiftlerin ve aile üyelerinin aralarındaki sorunları çözümleyerek yaşamdan aldıkları doyumu arttırabilmeleri mümkündür.

***

Uzun süreli beraberlikler, çatışmaları çözme becerisinin bir sonucudur. Evlilik çatışmalarıyla başa çıkabilmek için sahip olunması gereken beceriler bulunmaktadır. Çiftler bu becerileri kazanarak evlilik doyumunu arttırabilir. Açık İletişim Çoğunlukla eşler arasında çatışmaya sebep olan veya çatışmaları alevlendiren en önemli şey, ağızdan çıkan cümlenin eşiniz tarafından, söyleyenin niyetinden farklı bir biçimde algılanmasıdır. Bunun pek çok farklı sebebi olabilir. Örneğin çiftler tartışırken aslında birbirlerinin ne dediğini tam olarak dinlemiyor. Zihinleri birbirlerinin ne dediğini anlamaya çalışmak yerine, karşısındaki susunca kendisinin ne diyeceğini düşünmekle meşgul oluyor. Tartışma esnasında birbirlerinin fikirlerini çürütmeleri gerektiği ya da her tartışmadan birinin galip çıkması gerektiği ön yargısıyla hareket etmektedirler.

Açık iletişimde önemli olan hususlar şunlardır:

• Eşinizin zihnini okumaya çalışmayın, fikirlerini ifade edebilmesi için onu can kulağıyla dinleyin,

• Tartışma esnasında eşinizi suçlama ve eleştiriden uzak durmaya çalışın,

• Tartışırken kendinizin ve eşinizin beden dilinin farkında olun (Örneğin dinlerken kollarını kavuşturmak, göz iletişiminden kaçınmak, yüz buruşturmak gibi davranışlar, karşıdaki kişi tarafından anlattıklarının onaylanmadığı şeklinde algılanır.)

• Aynı fikirde olunmasanız bile eşinizin neden böyle düşünüyor olabileceğini anlamaya çalışın, konuya bir de onun gözünden bakarak aynı fikirde olunmasanız bile eşinizin fikirlerine saygı göstermeye gayret edin.

***

Olumsuz Düşünceleri Kontrol Edebilmek

Tartışmalar esnasında eşlerin birbirlerine duygu ve düşüncelerini çekinmeden aktarabilmeleri ve içlerinden geçenleri ifade edebilmeleri oldukça önemlidir. Ancak eşlerin sürekli olarak birbirlerine olumsuz düşüncelerini ifade etmeleri tartışmaları daha da fazla çözümsüzlüğe sürüklüyor. Tartışma esnasında eşler esas konudan uzaklaşarak birbirlerinin yetersizliklerine ve zayıf yönlerine odaklandığı zaman tartışma gittikçe daha acı verici ve rahatsız edici bir hâl alır. Bu sebeple eşlerin birbirleri hakkındaki düşüncelerini kontrol etmeyi öğrenmeleri gerekir.

***

Olaya Eşinizin Gözünden Bakabilmek

Tartışma esnasında taraflardan biri karşısındakinin haksız olduğunu düşünebilir. Ancak yine de mutlaka olaya bir de eşinizin gözünden bakmaya ve onun bakış açısını anlamaya çalışmalısınız. Eşinizin gözüyle bakmayı denemek, kendini onun yerine koymak size yeni bir ufuk açabilir.

***

Affedicilik

Her evlilikte, yaşanan çatışmalar dolayısıyla zaman zaman eşler arasında incinmişlik ve kırgınlık duyguları meydana gelebilir. Eşler yorgun, meşgul veya öfkeli olduklarında birbirlerine karşı daha az hoşgörülü davranırlar. Hatta birbirlerini daha az çekici olarak bile algılayabilirler. Aslında tüm bu duygular gelip geçicidir. Eğer eşler duygularının zeminine birbirlerine duydukları bağlılığı yerleştirirlerse bu, ilişkilerini güçlü tutar ve birbirlerini affetmelerini kolaylaştırır. Çatışma durumları anlayış ve affedicilikle çözümlenemediği takdirde, ilişkide karşılıklı sevgi bağının gelişmesi mümkün olamaz. Yaşanan tüm olaylar, zamanla geride kalır. Onları zihinde yaşatarak sürdürmek ise kişinin tercihidir. Fakat bu ilişkide doyumu azaltacak en tehlike unsur olacaktır. İlişkinin olumlu yönlerine ve içinde bulunulan ana odaklanmak, her zaman için daha sağlıklı bir yoldur.

Problem Çözme Becerisi

Birbirlerine karşı destekleyici bir tavır sergilemeyen çiftler, problemlerine eleştirel bir tarzda yaklaşır ve “sen ve ben birbirimize karşı” yaklaşımını benimserler. Oysa destekleyici bir ilişki geliştirebilmiş olan çiftler problemlerine “takım ruhu” ile yaklaşırlar. Aslında tüm tartışmalarda her iki tarafın da ortak bir ihtiyacı vardır: Anlaşılmak… Eşine kendisini tam olarak ifade edebildiğini ve eşi tarafından anlaşıldığını hissedebilmek. Burada önemli olan “sen-ben” güç dengesindeki çekişmeden vazgeçerek “biz” olabilmeyi başarmak ve tartışmanın sonunda ortak hedefe ulaşabilmektir.

***

Evlilik ilişkinizde problem ve çatışma çözme becerilerinizi geliştirmeye çalışırken ilişkinizi sağlıklı yollardan desteklemeyi unutmayınız. Bunun için çift ilişkisi danışmanlığı alabilirsiniz.

Continue Reading

Genel

Beyaz Martılar’ın grubu belli oldu

Published

on

blank

2022-2023 sezonu TFF 2. Lig gruplarında yer alacak takımlar, yapılan kura çekimi ile belirlendi. Sarıyer, birbirinden zorlu ekiplerin olduğu Kırmızı Grup’ta yer aldı.

TFF 2. Lig’de gruplar belli oldu. Riva Hasan Doğan Milli Takımlar Kamp ve Eğitim Tesisleri’nde düzenlenen kura çekimiyle birlikte Kırmızı ve Beyaz Grup’ta mücadele edecek olan takımlar belirlendi. Kura çekimine; Türkiye Futbol Federasyonu 2. ve 3. Lig Kulüplerinden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Volkan Can, TFF Genel Sekreter Yardımcısı Özcan Şepik, Maç Planlama Müdürü Besim Yalçın, kulüp başkanları ve temsilcileri katıldı.

2022-2023 sezonunda TFF 2. Lig; Beyaz ve Kırmızı Grup olarak iki gruba ayrılırken, Kırmızı Grup’ta 20, Beyaz Grup’ta 19 takım yer alıyor. TFF 2. Lig’de müsabakalar, 27-28 Ağustos 2022 tarihlerinde oynanacak maçlar ile başlayacak ve normal sezon 29 Nisan 2023’te sona erecek.

İşte gruplarda yer alan takımlar:

Beyaz Grup

Afjet Afyonspor

Amed Sportif

24 Erzincanspor

Ankaraspor

Arnavutköy Belediyespor

Batman Petrolspor

Bayburt Özel İdare

Düzcespor

Bursaspor

Çorum FK

Esenler Erokspor

Nazilli Belediyespor

Ispartaspor

İnegölspor

Menemenspor

Sivas Belediyespor

Somaspor

Şanlıurfaspor

Tarsus İdman Yurdu

Kırmızı Grup

Sarıyer

Kırklarelispor

Zonguldak Kömürspor

Ankara Demirspor

Erimasgut Belediyespor

Pazarspor

1462 Trabzon FK

Silahtaroğlu Vanspor FK

Diyarbekirspor

Adıyaman Futbol Kulübü

İskenderunspor

Serik Belediyespor

Fethiyespor

Uşakspor

Bucaspor 1928

Balıkesirspor

Kocaelispor

Karacabey Belediyespor

GMG Kastamonuspor

 

Continue Reading

Popüler

blank