Connect with us

Genel

Kimya Çiftçi Dumlu: Her şey olması gerektiği gibi olsun

Published

on

blank

“Ben yetersizim, sevilmeye değer birisi değilim, bir daha beni kimse sevmeyecek, ben çirkinim ondan böyle oldu, hiçbir zaman mutlu olamayacağım..”

***

(Bu düşünceler ayrılık sonrasında uzun bir süre devam ediyorsa, bir terapiste danışmalısınız. Çünkü yıllar sonraki ilişkinizi bile etkileyecek olumsuz fikirlere kapılabilirsiniz.) Bazı bireyler ayrılığı daha sağlıklı bir şekilde atlatırken, bazı bireylerin ayrılığı atlatma süreci oldukça zorluk yaşar ve bu süreç uzun sürer. Çünkü ani ayrılıklar ( aldatılma, terk edilme gibi beklenmedik olaylar) kişilerde şok ve yetersizlik hisleri uyandırarak neden bu benim başıma geldi gibi kendi içine yönelme ile beraber çözümsüz sorular ortaya çıkarmaktadır. Kişi kabullenemediği ve hazır olmadığı bir ayrılıktan sonra sürekli düşünceler içerisinde nedenler aramaya başlar. Beyin artık ayrılığa bağlı olarak kişinin kendiyle ilgili olarak negatif düşünceler üretmesine neden olur. Bunu yapmasaydım, şunu da söylemeseydim ya da bu noktaya gelmesi benim hatam gibi sürekli keşke ve pişmanlıklar üzerinden ayrılık anında takılı takalarak günlük hayatının rutinini göremeyerek depresyon sürecini yaşamaya başlar. Evet, bu yapılan ruh sağlığı ve geleceğe dair beklentiler açısından olumsuzluk oluşturan bir durum fakat beyin ayrılık sonrası gereğinden fazla çalıştığından, uykunuzda bile bir çözüm yolu aramaktadır ve tekrar tekrar aynı nokta üzerinden; ayrılığa neden olduğunu düşündüğü nedenler üzerinden çözüm üretmeye çalışır.

***

Ayrılık sonrası biten bir ilişkinin ardından ne yapılmalıdır?

Öncelikle, bunun doğal bir süreç olduğunu kabullenmelisiniz. Doğal olmayan şey ise, insanların sizden bir an önce kendinize gelmenizi istemesidir! Boşver.. diye başlayıp; yaşadığınız ilişkiyi küçümseyen ve sizi bu şekilde konuşmalarla kötü hissettiren herkesten uzak durun ve yasınızı doğal bir süreç ile atlatmaya odaklanmalısınız. Her biten ilişkinin sağlıklı olarak atlatılması için buna ihtiyacı vardır.

***

Fakat bazen de tam biten ilişkinin kabulleniş aşamasında sağlıklı bir ayrılık süreci yaşarken; vicdan ve kalbiniz akıldan üstün gelebilir. Bir zamanlar sevdiğiniz kişinin yokluğuna tahammül etmek de zorluk yaşayabilirsiniz. Güzel
günlerin özlemi ve bir daha yaşanamayacakmış hissi sizi derinden üzüntü ve çözüm bulma yoluna yöneltebilir. Tam unutmuş derken yeniden bir araya gelmek için çeşitli kendinize göre haklı bahaneler bulabilirsiniz. Sık sık başvurulan dört bahaneyle yüzleşme ve kendinizi değerlendirerek yola devam etmek ister misiniz?

***

Tehdit

Siz ilişkiyi bitirdiniz ama karşı taraf bunu kabul etmiyor ve sizi tehdit mi ediyor? Hatta en kötüsü, sizsiz yaşamanın bir anlamı olmadığını ve kendi hayatına son vereceğini mi söylüyor?

***

Karşınızdaki kişinin ciddi bir çöküş yaşaması sizi korkutabilir. Ve hatta tekrar denenebilir düşüncesi içerisine sizi yönlendirebilir. Fakat dikkat etmelisiniz ki; tehlikeli olabilecek bu acıma duygunuza dikkat edin!

***

“Romantik bir ilişkiyi ayakta tutan nedenin suçluluk duygusu ya da karşı tarafın duygusal çöküşü olmaması gerekir. Kimse bu duygularla isağlıklı bir ilerleme kaydedemez. O yüzden onları kalıcı bir şekilde hikâyenin içine dahil etmemek gerekir” diyor psikanalist Fabienne Kraemer. Birlikte olduğunuz kişiye acımak, ilişkiye geri dönme sebebiniz olmamalı, çünkü her şeyden önce karşı tarafın bizsiz de iyi bir hayat sürdürebileceği gerçeğini yok saymış olursunuz. Ayrıca, yerinizin doldurulamaz olduğunu düşünmenizde gizli bir kibir ve üstünlük kurma isteği saklı olabilir. Eski
ilişkinize dönmek istemenizin bir diğer sebebi de aşktan çok sahip olma içgüdüsüne dayanan kıskançlık olabilir. Fabienne Kraemer, “Çoğu zaman ayrılığın bireyleri özgürleştirdiğini ve aslında çok kırılgan olduğunu düşündüğümüz birinin bile bir ayrılıkla baş edebileceğini düşünürüm. Onun bizsiz yapamayacağını düşünmek onun özgürlüğünden bir parça çalmaktır” diyor. İlişkiniz acıma duygusu üzerine ve belki de bensiz yapamaz egosu üzerine kurulmayacağının farkında olmalısınız.

***

İnatçılık

Bazı ilişkiler zehirli olabiliyor. Örneğin empatiden yoksun partnerinizin tutumlarından hoşlanmıyorsunuz ama yine de o kişiye geri dönüyorsunuz. Peki ama neden bu acıyı tekrar yaşamayı tercih ediyorsunuz? Psikanalist Fabienne Kraemer, “Tıpkı bozuk plak gibi sürekli aynı şeyleri yaşamak, yeniden kurban pozisyonuna bürünmek, kişinin kendi içindeki inatçılığa gönderme yapar. Daha önceden yaşanmış olan bir şeyin yansımasıdır. Bu durumun içinden çıkamamanızın nedeni bu bağda size hitap eden bir şeylerin olmasıdır” diyor. Bu bir çok bireyin sıkça başvurduğu
klasik bir yoldur, fakat bu yoldan çıkmayıda bilmek gerekir. “Bazen anlayışlı olmayan bir insana âşık olunabilir. Gönül bu denir ya.. Fakat böyle durumlarda danışanlarıma bu ilişkiden kaçınmalarının daha sağlıklı olacağını belirtiyorum.Çünkü böyle bir ilişki yıkıcı olabilir ve gelecek vadetmez.”

***
Toplum baskısı

Tekrardan bir araya gelmek, ailenizin ayrılıkla ilgili tepkilerine ya da “Gerçekten mi!! Çok kötü bu! Oysa ne kadar da mutlu görünüyordunuz,yazık olmuş bu güzel ilişkiye..” gibi ilişkinizi sadece dışarıdan tanıyan kişilerin sözlerine maruz kalmanıza bir çözüm gibi görünebilir. Ailenizi seçimlerinizle hayal kırıklığına uğratmak ve toplumun olumsuz bakışlarını üstünüze çekmek istemediğiniz için geri dönme düşüncesi içerisine girebilirsiniz; fakat geri dönmenin sonuçları tüm bunlardan daha ağır olabilir. Tabii ki ayrılık sosyal çevrenizle kurduğunuz ilişkileri ve alışkanlıklarınızı etkiler. Fabienne Kraemer bu konuda şöyle bir öneride bulunuyor: “Onları kaybetme korkunuza rağmen bu ayrılık kararını çevrenizdekilerle paylaşmanız çok daha iyi olacaktır. Ayrıca ilişkiye devam etme nedenlerinizden biri de çift olarak görüştüğünüz arkadaşlarınızla seyahat etmenin verdiği zevk olmamalıdır, özellikle de bu ilişkide acı
çekiyorsanız.”

***
Çocuklar

Çocuklar birleşmek için kabul edilebilir haklı bir sebep gibi görünse de aslında hem çocuk gelişimi için hem de ilişkiniz için sağlıksız bir düşüncedir. “Elbette onlar sizin bireysel veya bir çift olarak mutlu olmanızı isterler, fakat bu, onlar için bir araya gelmek ve mutsuz olmak anlamına gelmez” diyor Fabienne Kraemer. Bu fedakârlık taşıması ağır bir yüktür.Çünkü bir çocuğu sevgi dolu bir aile tablosu çok mutlu eder. İşte önemli olan o tablodur. Ebeveynlerin ayrılması onlar üzerinde bir korku yaratır ve gerçekten de zor bir dönem olabilir fakat çocuklar için sağlıksız bir ilişki yürütme fedakârlığınız onları mutlu etmeye yetmez aksine çocuğunuzu suçluluk duygusuna yöneltir.

***

Günümüzde, ayrılık yaşansa bile ebeveyn olarak kalabilmek mümkün. “Ayrılık sürecinin iyi yönetilmesi çocuklar üzerinde olumlu etkiler yaratır. Düşünülenin aksine çocukların sevgi dolu bir ortamda yetişmeleri için illa ebeveynleriyle aynı çatı altında yaşamalarına gerek yoktur.”

***

Her şey olması gerektiği gibi olsun hayatınızda..Aldığınız kararlarda kararlılık ve yeni bir hayata başlama cesaretini içinizde hissedin. Ayrılık süreci küçümsenmeyecek kadar önemli ve yaşanması gereken bir dönemdir. Sağlıklı bir şekilde bu sürecin yaşanması en doğrusudur. Bir bahane ile biten ilişkiye geri dönme düşüncesi sadece bir zaman sonra yeniden hayal kırıklığına uğrama ihtimalini göze almaktır. Fakat biten ilişkinin tekrar başlama ihtimali varsa bu bahanelere sığınarak değil reel nedenler/ kalbi duygularla ve eşlerin karşılıklı problemlerini çözümleyerek karar vermesi gereken bir durumdur. Her ilişki de problemler yaşanması muhtemeldir; önemli olan problemleri çözümlemeden rafa kaldırmak değil; çözümleyerek bir sonuca ulaştırmaktır.

Genel

İmamoğlu’ndan öğrencilere yurt müjdesi: Eylüle kadar 2700, önümüzdeki sene 5000 yatak olacak

Published

on

blank

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Çarşamba mesaisinin büyük bölümünü Bağcılar’a ayırdı. Bağcılar’daki İBB projelerini ve geldikleri aşamaları yerinde inceleyen İmamoğlu, Yenimahalle’deki 510 yataklı öğrenci yurdu inşaatı şantiyesinde açıklamalarda bulundu. “Her yönüyle çok sağlam bir kompleks” diyen İmamoğlu, “Biz, eylülde yurtlarımızda 2 bin 700’e ulaşacağız yatak sayısında. Bu aslında ara dönemde devreye girecek. Bunların da katkısıyla, bir sonraki seneye hedefimiz, 5000 yatakla eğitim sezonuna dahil olmak” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Bağcılar’da 28 Şubat 2022’de açtıkları Sosyal Uyum Destek Merkezi’ne (SUDEM) yaptığı ziyaretin ardından ilçeden ayrılmadı. İlçedeki İBB hizmetlerini yerinde deneyimleyen İmamoğlu, sırasıyla; Ebubekir Otopark Üstü Meydan ve Çevre Düzenlemesi İnşaatı’nda, Bağcılar Otizm Temalı Park’ta, Yenimahalle Yurt İnşaatı’nda incelemelerde bulundu. İmamoğlu, Bağcılar turuyla ilgili değerlendirmesini de önümüzdeki eğitim-öğretim yılında 510 yatakla hizmet vermesi planlanan öğrenci yurdu şantiyesinde yaptı.

“BAĞCILAR BENİM İÇİN DUYGUSAL BAĞI ÇOK YÜKSEK BİR YER”

Bağcılar’ın kendisi için duygusal bağı çok yüksek bir yer olduğunu vurgulayan İmamoğlu, “İstanbul’da, Avrupa yakasında ilk iş yerimiz Güngören sınırlarındaydı. Bağcılar’la, Esenler’le, Bahçelievler’le bu alanla çok ilişkili bir yaşamım oldu. Ama bu 4 ilçe, gerçekten zor bir yaşam alanına dönüştü. Bir kısım adımlar atılmıştı. Şimdi daha zevkli, daha renkli ve daha çevreye uyumlu bir biçimde dönüşümler yapıyoruz. Yaptıkça da bence çok daha iyi sonuçlar alacağız. İşte bulunduğumuz merkezin, bu anlamda hem yurt ihtiyacımıza ilave katkısı var. 510 yatak kapasitesine sahip. Mahalle içinde kapalı otoparkıyla hizmet edecek. Aynı yerde 4 sınıflı kreşimiz var. Aynı yerde e-spor merkezimiz var. Aynı yerde konferans salonumuz var. Çevreye etkisi olacak bir düzenleme kabiliyeti ve kapasitesi olacak” bilgilerini paylaştı.

“SUDEM’LERİN VE KENT LOKANTALARI’NIN SAYILARI ARTACAK”

“Her yönüyle çok sağlam bir kompleks” diyen İmamoğlu, “Bu tür yapılar çevresine hem buluşma şansı fırsatı verir, komşuluğu hissettirir hem de aynı zamanda burada hayatı değiştirir, dönüştürür. Her yönüyle çok etkili bir alan olacağını şimdiden hissedebiliyorum. Zira biz, eylülde 2 bin 700’e ulaşacağız yatak sayısında yurtlarımızda. Bu aslında ara dönemde devreye girecek. Dolayısıyla bunların da katkısıyla, bir sonraki seneye hedefimiz, 5000 yatakla eğitim sezonuna dahil olmak” ifadelerini kullandı. Bağcılar’da gezdiği İBB hizmetlerini sıralayan İmamoğlu, İstanbul’un farklı yerlerindeki alanlara otizm temalı parklar kurma hedefinde olduklarının müjdesini verdi. Bağcılar ve Sultanbeyli’de açtıkları SUDEM’lerin sayısını da artıracakları bilgisini paylaşan İmamoğlu, ikincisini çok yakında Bağcılar’da açacakları Kent Lokantaları için de aynı hedefle yol yürüdüklerinin altını çizdi.

“BÜTÜN ATTIĞIMIZ BU ADIMLAR, DAYANIŞMA AHLAKI SORUMLULUĞU”

Kent Lokantaları’nda yaptıkları işin bugünün ihtiyacına yönelik olduğuna dikkat çeken İmamoğlu, “Yoksa restoranı olan, lokantası olan; onların segmenti, işi başka, bizim yaptığımız şey başka. Bu bağlamda, bu zor günleri aşmanın yolunu hep birlikte bulmak zorundayız. Bütün attığımız bu adımlar, aslında dayanışma ahlakı, dayanışma sorumluluğu. Onu yerine getiriyoruz. Bunları keşke konuşmasak. Konuşmayacağımız günler de gelecek. Yoksulluğu değil, zenginliği, eşit dağılımı, gelirin eşit paylaştırıldığı, insanların mutlu olduğu günleri, inşallah hep birlikte başaracağız. O zaman başka adımları, başka yatırımları, başka atılımları konuşuyor olacağız” dedi.

“TEMEL MESELE: İSTANBUL’UN HER NOKTASINA EŞİT HİZMET”

Gezdikleri hizmetlerin, Bağcılar’da yürüttükleri projelerin tamamı olmadığının altını çizen İmamoğlu, şunları söyledi:

“Burada yürüttüğümüz temel mesele şu: İstanbul’un her noktasına eşit hizmet. Her yaptığımız sadece mimarın kaleminden çıkmıyor. Aynı zamanda yakın çevrede talep edilen ne var? Burada oturan insanların demografisi, yaş grubu, beklentileri, onlara nasıl hizmet edebiliriz? Örneğin burada çocuk sayısı fazlaysa, burada bir kreş ihtiyacı var demektir. Gençler varsa, evet e-sporla ilgili bir talep varsa, onları yine kontrollü bir alanda, iyi bir eğitimle eğitmenlerle buluşturmanın mutlaka zeminini hazırlamanız gerekir. Bütün bu yönleriyle bir değişim yaşattık. Birçok projemizde, ne yazık ki göreve geldiğimizden sonra, tasfiye kararı olan müteahhitler, konkordato ilan eden müteahhitler süreçleri, ihale yapma konusundaki sorumlu süreçler… Bütün bunları aşıp, tekrar burada harekete geçmek ve hızlıca bunları hem 2022’ye hem 2023’ün başına yetiştirme hedefi koyan hem yönetici arkadaşlarıma olsun hem de yüklenici firmalarımıza olsun, Allah kolaylık versin. Öyle ya da böyle bu işi toparlayacağız, hızlıca -başta Bağcılar olmak üzere- bütün ilçelerdeki işlerimizi vatandaşlarımıza hediye edeceğiz. Yolumuz açık olsun. Keyifli bir gün geçirdik. Umuyoruz, Bağcılar’da keyifli bir günü de hatta birkaç günü de bunların açılışlarını yaparken, hep birlikte geçiririz.”

ESNAF VE PAZAR ZİYARETİ

İmamoğlu, ziyaretlerinin ardından Fatih Mahallesi’nde esnaf ziyaretlerinde bulunup, Fevzi Çakmak Mahalesi’nde kurulan semt pazarında vatandaşlarla buluştu. Yaşadıkları ekonomik sıkıntıları İmamoğlu ile paylaşan esnaf ve vatandaşlar, İBB Başkanı ile anı fotoğrafları çektirdi.

Continue Reading

Genel

Kimya Çiftçi Dumlu: Evlilik doyumunu etkileyen faktörler

Published

on

blank

En başarılı ve mutlu ailelerde bile zaman zaman çatışmalar yaşanabilir. Her evlilik ilişkisinde çatışma, tartışma ve ardından çözüm bulma süreci, ilişkinin doğasında yer alır ve süreklilik gösterir. Çiftlerin evlilik ilişkisinde yolunda gitmesini sağlayan faktör; evliliklerinde tartışma ve çatışma yaşamıyor olmaları değil, yaşadıkları tartışmaları çözüme ulaştırabilmeleri ve çatışmalarını çözebilecek beceriye sahip olmalarıdır. Aksi takdirde aile içerisinde sürekli tartışmaların ve çözülemeyen çatışmaların var olması, ailenin stres seviyesini yükselterek evlilik fonksiyonlarında bozulmalara yol açmaktadır.

***

Evlilik ilişkilerinde sürekli çatışma yaşayan ve çatışmaları genellikle hayal kırıklıkları, incinme ve küskünlükle sonuçlanan çiftler zamanla evliliklerinden aldıkları doyumu yitirirler. Eşlerin birbirlerine olan bağlılıkları ve güvenleri azalır. Oysa çiftlerin ve aile üyelerinin aralarındaki sorunları çözümleyerek yaşamdan aldıkları doyumu arttırabilmeleri mümkündür.

***

Uzun süreli beraberlikler, çatışmaları çözme becerisinin bir sonucudur. Evlilik çatışmalarıyla başa çıkabilmek için sahip olunması gereken beceriler bulunmaktadır. Çiftler bu becerileri kazanarak evlilik doyumunu arttırabilir. Açık İletişim Çoğunlukla eşler arasında çatışmaya sebep olan veya çatışmaları alevlendiren en önemli şey, ağızdan çıkan cümlenin eşiniz tarafından, söyleyenin niyetinden farklı bir biçimde algılanmasıdır. Bunun pek çok farklı sebebi olabilir. Örneğin çiftler tartışırken aslında birbirlerinin ne dediğini tam olarak dinlemiyor. Zihinleri birbirlerinin ne dediğini anlamaya çalışmak yerine, karşısındaki susunca kendisinin ne diyeceğini düşünmekle meşgul oluyor. Tartışma esnasında birbirlerinin fikirlerini çürütmeleri gerektiği ya da her tartışmadan birinin galip çıkması gerektiği ön yargısıyla hareket etmektedirler.

Açık iletişimde önemli olan hususlar şunlardır:

• Eşinizin zihnini okumaya çalışmayın, fikirlerini ifade edebilmesi için onu can kulağıyla dinleyin,

• Tartışma esnasında eşinizi suçlama ve eleştiriden uzak durmaya çalışın,

• Tartışırken kendinizin ve eşinizin beden dilinin farkında olun (Örneğin dinlerken kollarını kavuşturmak, göz iletişiminden kaçınmak, yüz buruşturmak gibi davranışlar, karşıdaki kişi tarafından anlattıklarının onaylanmadığı şeklinde algılanır.)

• Aynı fikirde olunmasanız bile eşinizin neden böyle düşünüyor olabileceğini anlamaya çalışın, konuya bir de onun gözünden bakarak aynı fikirde olunmasanız bile eşinizin fikirlerine saygı göstermeye gayret edin.

***

Olumsuz Düşünceleri Kontrol Edebilmek

Tartışmalar esnasında eşlerin birbirlerine duygu ve düşüncelerini çekinmeden aktarabilmeleri ve içlerinden geçenleri ifade edebilmeleri oldukça önemlidir. Ancak eşlerin sürekli olarak birbirlerine olumsuz düşüncelerini ifade etmeleri tartışmaları daha da fazla çözümsüzlüğe sürüklüyor. Tartışma esnasında eşler esas konudan uzaklaşarak birbirlerinin yetersizliklerine ve zayıf yönlerine odaklandığı zaman tartışma gittikçe daha acı verici ve rahatsız edici bir hâl alır. Bu sebeple eşlerin birbirleri hakkındaki düşüncelerini kontrol etmeyi öğrenmeleri gerekir.

***

Olaya Eşinizin Gözünden Bakabilmek

Tartışma esnasında taraflardan biri karşısındakinin haksız olduğunu düşünebilir. Ancak yine de mutlaka olaya bir de eşinizin gözünden bakmaya ve onun bakış açısını anlamaya çalışmalısınız. Eşinizin gözüyle bakmayı denemek, kendini onun yerine koymak size yeni bir ufuk açabilir.

***

Affedicilik

Her evlilikte, yaşanan çatışmalar dolayısıyla zaman zaman eşler arasında incinmişlik ve kırgınlık duyguları meydana gelebilir. Eşler yorgun, meşgul veya öfkeli olduklarında birbirlerine karşı daha az hoşgörülü davranırlar. Hatta birbirlerini daha az çekici olarak bile algılayabilirler. Aslında tüm bu duygular gelip geçicidir. Eğer eşler duygularının zeminine birbirlerine duydukları bağlılığı yerleştirirlerse bu, ilişkilerini güçlü tutar ve birbirlerini affetmelerini kolaylaştırır. Çatışma durumları anlayış ve affedicilikle çözümlenemediği takdirde, ilişkide karşılıklı sevgi bağının gelişmesi mümkün olamaz. Yaşanan tüm olaylar, zamanla geride kalır. Onları zihinde yaşatarak sürdürmek ise kişinin tercihidir. Fakat bu ilişkide doyumu azaltacak en tehlike unsur olacaktır. İlişkinin olumlu yönlerine ve içinde bulunulan ana odaklanmak, her zaman için daha sağlıklı bir yoldur.

Problem Çözme Becerisi

Birbirlerine karşı destekleyici bir tavır sergilemeyen çiftler, problemlerine eleştirel bir tarzda yaklaşır ve “sen ve ben birbirimize karşı” yaklaşımını benimserler. Oysa destekleyici bir ilişki geliştirebilmiş olan çiftler problemlerine “takım ruhu” ile yaklaşırlar. Aslında tüm tartışmalarda her iki tarafın da ortak bir ihtiyacı vardır: Anlaşılmak… Eşine kendisini tam olarak ifade edebildiğini ve eşi tarafından anlaşıldığını hissedebilmek. Burada önemli olan “sen-ben” güç dengesindeki çekişmeden vazgeçerek “biz” olabilmeyi başarmak ve tartışmanın sonunda ortak hedefe ulaşabilmektir.

***

Evlilik ilişkinizde problem ve çatışma çözme becerilerinizi geliştirmeye çalışırken ilişkinizi sağlıklı yollardan desteklemeyi unutmayınız. Bunun için çift ilişkisi danışmanlığı alabilirsiniz.

Continue Reading

Genel

Beyaz Martılar’ın grubu belli oldu

Published

on

blank

2022-2023 sezonu TFF 2. Lig gruplarında yer alacak takımlar, yapılan kura çekimi ile belirlendi. Sarıyer, birbirinden zorlu ekiplerin olduğu Kırmızı Grup’ta yer aldı.

TFF 2. Lig’de gruplar belli oldu. Riva Hasan Doğan Milli Takımlar Kamp ve Eğitim Tesisleri’nde düzenlenen kura çekimiyle birlikte Kırmızı ve Beyaz Grup’ta mücadele edecek olan takımlar belirlendi. Kura çekimine; Türkiye Futbol Federasyonu 2. ve 3. Lig Kulüplerinden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Volkan Can, TFF Genel Sekreter Yardımcısı Özcan Şepik, Maç Planlama Müdürü Besim Yalçın, kulüp başkanları ve temsilcileri katıldı.

2022-2023 sezonunda TFF 2. Lig; Beyaz ve Kırmızı Grup olarak iki gruba ayrılırken, Kırmızı Grup’ta 20, Beyaz Grup’ta 19 takım yer alıyor. TFF 2. Lig’de müsabakalar, 27-28 Ağustos 2022 tarihlerinde oynanacak maçlar ile başlayacak ve normal sezon 29 Nisan 2023’te sona erecek.

İşte gruplarda yer alan takımlar:

Beyaz Grup

Afjet Afyonspor

Amed Sportif

24 Erzincanspor

Ankaraspor

Arnavutköy Belediyespor

Batman Petrolspor

Bayburt Özel İdare

Düzcespor

Bursaspor

Çorum FK

Esenler Erokspor

Nazilli Belediyespor

Ispartaspor

İnegölspor

Menemenspor

Sivas Belediyespor

Somaspor

Şanlıurfaspor

Tarsus İdman Yurdu

Kırmızı Grup

Sarıyer

Kırklarelispor

Zonguldak Kömürspor

Ankara Demirspor

Erimasgut Belediyespor

Pazarspor

1462 Trabzon FK

Silahtaroğlu Vanspor FK

Diyarbekirspor

Adıyaman Futbol Kulübü

İskenderunspor

Serik Belediyespor

Fethiyespor

Uşakspor

Bucaspor 1928

Balıkesirspor

Kocaelispor

Karacabey Belediyespor

GMG Kastamonuspor

 

Continue Reading

Popüler

blank