Connect with us

Siyaset

NİHAT GENÇ’TEN AĞIR SALVOLAR: GERGEDAN G.TÜ SURATLI LİBOŞA CEVABIMDIR

Published

on

blank

Oda TV yazarı Nihat Genç, Oda TV haber sitesindeki bugünkü köşesinde, “Gergedan G.tü Suratlı Liboşa Cevabımdır” adlı çok sert bir yazı yayınladı.Yazısında, aydın diye geçinen cemaatin savunucularını ağır bir şekilde eleştirdi. 

Özellikle sert ve ağır yazılarıyla dikkat çeken Oda TV yazarı Nihat Genç, “Türk basınını Ergenekon adına yöneten gizli derin yapı diye içeri atanlar ve ekranlarından fişfişleyenler ve bu haksızlığa yedi sene susanlar, kankaları içeri alınınca bakın nasıl sessizlikleri bozup cırlamaya başladılar.” diyerek FETÖ’cü gazetecilere yüklendi.

İşte Nihat Genç’in bugünkü dikkat çeken sert yazısı:

Şahin Alpay, Nazlı Ilıcak, Ali Bulaç ve nicesi gözaltına alınmaya başlanmasıyla, iki şey oldu, birincisi bu muhteremlerin sözümona liberal ‘kanka’ları köşelerinden ‘bunlar aydın insanlardır, benim de arkadaşım yakınımdır, doğru olmuyor beyler’ şeklinde arkadaşlarını savunan yazıları.

İkincisi, t 24 sitesinde gergedan .ötü suratlı Hadi Uluengin’in Oda TV, Nihat Genç ve Soner Yalçın’ın bu ‘aydınları’ linç ettiği ve bizim meczup olduğumuz ifadeleri.

Hazırlanın beyler, şenlik başlıyor.

Hayatımın hiçbir döneminde kimseye ‘şunları da tutuklayın’ diye gestapo direktifleri veren sözümona liberal aydınlardan olmadım, aksine, polis ve savcıların odalarında sahte Ergenekon şemaları sahte suçlama ve iftira bilgilendirmeleriyle ekrana çıkıp orduyu ve halkı sabote edenlerin karşısında durdum.

Hayatımın hiçbir döneminde hiç kimseyi mahkemeye vermedim, hiç kimseyi polise şikayet etmedim.

Soner Yalçın’ın okuduğu kitabın yanına düştüğü küçük bir not parçasından dahi linç edenler bakın nasıl yine yağ gibi su üstüne çıkıyorlar.

ODA TV’den on arkadaşımızı Türk basınını Ergenekon adına yöneten gizli derin yapı diye içeri atanlar ve ekranlarından fişfişleyenler ve bu haksızlığa yedi sene susanlar, kankaları içeri alınınca bakın nasıl sessizlikleri bozup cırlamaya başladılar.

Türk Ordusunun yüzlerce onurlu subayını hayvanlara porno kasetleriyle içeri tıkanlar ve fişfişleyenler ve Türk Ordusu’nu Amerikan ajanlarıyla tasfiye edilmesine ekranlarında nezaret edip Türk Ordusu’nun bir şeyhin eline verilmesine alkış tutanlar, kankaları gözaltına alınanca bakın nasıl insan hakları ve hukuk savaşçısı oldular!

T 24 sitesine önce şunu söylemeliyim, orada bulunan bilumum zevat, siz hiç hayatınızda kimseden para maaş almamış, hiçbir şeyhden para almamış, hiçbir patronun adamı olmamış bir yazarla ‘tanışma’ şansına sahip oldunuz mu?

Kırk yıllık yazarlık ve kankalık hayatınızın rezillik ve ihanetle karanlığa gömüldüğünüz bu son devresinde nihayet size bu onuru bağışlayacak bir yazar karşınızda!

Şahin Alpay, aydınmış, önce bu ‘aydın’dan başlayalım.

Konumuz: beyin ve fiziksel dış dünya.

Mesela oturduğunuz koltuğu nasıl algılarsınız, önce koltuğu görürsünüz, sonra koltuğa temas edersiniz, hem görüp hem temas edince, beyin onun bir koltuk olduğunu algılar.

Temas etmeseydiniz ve koltuğu görmeseydiniz beyniniz o koltuğu göremezdi.

Yani beynin bir şeyi fark etmesi için ona duyularla bir bilgi notu gitmesi lazım.

Şimdi siz, yirmi yıldır, oturduğunuz koltuğu görmemişsiniz.

Yirmi yıl beyniniz çıktığı ekranı görmemiş.

Yirmi yıl size maaş vereni görmemiş.

Şimdi beyniniz oturduğu mekanı ve ekranı yani ‘FİZİKSEL MEKANI’ yirmi yıl görmemiş ise bu nasıl beyindir, bu beyini taşıyan nasıl bir aydındır?

Her insan gibi aydınların da ‘beyinleri’ vardır. Mesela şu karşıki dağları gözlerinizle görürsünüz ve bu bilgi beyninize iletilir.

Bu nasıl bir beyin fiziksel dünyayla ilişkisi kesilmiş.

Körlüğü otuz uzun yıl sürmüş beyinsizlerin kırk yıl sonra duvara çarpmaları kadar normal ne olabilir.

Şimdi bu insanları şöyle mi savunacağız: ‘Bunlar ‘aydın’ insanlardır, bunların duvara çarpmasını mazur görün!”

Tam tersi bir aydın ‘gizlenmiş çabaları’ ‘gizlenmiş anlamları’ görmekle ve halkı duyurmakla görevlidir..

Mesela, yüzmetre yarışlarında atletler bazen erken çıkış yapıp diskalifiye edilirler, ki, biz ODA TV, Soner Yalçın, Nihat Genç ve nice yazar start sesini saniyenin yüzde biri aralığında duyduğumuz için DİSKALİFİYE edildik.

Ancak şu da var, atletler saniyenin yüzde biri aralığında start sesini duyamazsa yarışı kazanmaları mümkün değildir.

İftira belgeleri ve ajanlıklarla ilgili yüzlerce kitap yazıldı ve siz hala start almadınız, üstüne bütün bu olup bitenleri görmediğiniz için işgal savaşı patlamış, siz hala start almamışsınız.

Kardeşlerim, duyularınız (görme-duyma) engellenirse şakası yok hayatı biter.

Balyoz ODA TV operasyonlarıyla yedi uzun yıl topluma hakim olan ‘mutlak sessizlik’ neydi?

Ele geçirdikleri ekranlarda halkın duyma-görme yerlerini kim kesti?

Parazit yayın yapanlar kimdi?

Ve bugün Şahin Alpay’ı aydın ve özgürlük kahramanı ilan edip savunan kahraman arkadaşlar, Şahin Alpay’ı otuz yıldır yürüdüğü bu yanlış yolda, niçin ikaz etmediniz, niçin uyarmadınız, niçin bu çok sevgili özgürlük kahramanını eleştiremediniz!

Kardeşlerim, hergün yürüdüğünüz yol artık ezberinize alınmıştır, artık o yolda yürürken o yolu göremezsiniz.

Kimse size o yolun yanlış olduğunu söylememiş kimse sizi o yolda yürürken dürtmemiş size‘hey arkadaş’ diye seslenmemiş ise, siz o yolu ezberden otuz yıl mutluluk ve rahatlık içinde gider gelirsiniz gider gelirsiniz.

Biz bu sütunlarda bu sözümona liberallere uçuruma düşmeden önce ‘gerçek dostluk’ yaptık ve ikaz ettik, şimdi kendilerini savunan timsahlar gibi uçurumdan düşmeden yaptık, aydın olmanın gereği de buydu, bizi kovma bizi cezalandırma bizi sansürleme bizi içeri tıkma gibi belaları lanetleri üstlenerek, bu uyarıcı ve ikaz görevlerimizi her gün yaptık. Biz uyarıcı görevimizi yedi uzun yıl yaptık onlar yedi uzun yıl sustular ve soylu komutanların içeri atılmasına ekranlardan alaycı kahkahalarla eşlik ettiler..

Kardeşlerim, bilimsel olarak ispatlanmıştır, bir şeye gözlerinizi dikip bakmak onu görmek anlamı taşımaz (dalgınlık).

Mesela şöför olsanız yüzlerce trafik kazasına sebep olur yargılanırsınız.

Ama şöför değil ‘aydın’ olunca bir ülkenin bir iç savaş işgal felaketini sebep olanları görmezden mi gelelim?

O ekranlara Şahin Alpay gibi insan türü değil bir yarasa bir kene çıksaydı orada olup bitenleri daha iyi görür tepki verirdi. Çünkü her canlı nesnel bir tepki verir.

Bu nasıl bir hipnoz bu nasıl bir beyin yıkanması, ki ‘tepki’ veren yerlerinize yirmi yıl ‘felç’ geliyor!

Yoksa sizin gözlerinizi bağlayan duyularınızı körleştiren Mesih’in kerameti mi?

Kardeşlerim, fiziksel dünyadan uzaklaşması ancak beyne kimyasal şırınga etmekle olur.. Suni kimyasal almış beyin fiziksel dünyayı görmez.

Ve kendi içinde hayali senaryolar üretmeye başlar.

Bu beyler yirmi yıl ekranlarında ‘hayali senaryolar’ üretti, peki, beyinlerine verilen şırınga kimyasal neydi?

Hiç kimse tutuklanmasın kardeşim, sorun Şahin Alpay’ı hapisten kurtarma meselesi değil,sorun, Şahin Alpay gibi beyni olduğunu iddia ettiğiniz adamlara hangi şırıngalar hangi kimyasal verildi, bu topraklarda her aydının sorması gereken, altından kalkması gereken bu sorudur!

Bu şırınga ve kimyasalı sormayan herkes bu ülkenin ve insanlığın ve uygar dünyamızın hainidir!

Şahin Alpay ve nicesi tutuklanmasın yargılanmasın, ancak, bu şırıngayı ve kimyasalı kankalarından hiç kimse hala merak etmiyor mu?

Şahin Alpay ve Eser Karataş ve Mehmet Altan ve Ali Bulaç ve Ahmet Turan Alkan veMümtazer Türköne ve Nazlı Ilıcak, bu insanlar ekranlarda kendi kendilerine konuşan deliler miydi?

Yani bu insanlar ekranda kendi kendilerine konuşan deliler değilseler, bize bir şey söylediler, bu halka yirmi yıl bir şey anlattılar, ne söylediler ne anlattılar, bunları yazıp çizmek söylemek hatırlamak insanlığa ve hayatımıza ve ülkemize ders çıkartmak hepimizin görevi değil mi?

Söylediklerinden hukuk kurumları da etkilendi halk da etkilendi algı da oluştu yalan iftira meşrulaştı ve toplumda mutlak bir korku hükümdarlığı kuruldu.

Mesela söyledikleriyle Türk Ordusu tasfiye edilip bir şeyhin eline verildi ve bu şeyhin gizli ajanları gün geldi Türk halkının silahlarıyla Türk halkını bombalarla öldürdü.

Kardeşlerim, aydın, aksine, görmeyi öğrenen-öğreten insandır.

Bu beyinsizlerin mahkeme edilmeleri tıbben caiz değildir ve önce beyinlerine bir sağlık raporu şarttır..

Mesela, bir masaya su bardağı konulmalı ve o su bardağını ellerine almaları söylenmeli, su bardağını görüyor hareket ettirebiliyor mu diye yani beyinleri fiziki dünyayla irtibat kurabiliyor mu diye tıbbi incelemeden geçirilmeli.

Ve ülkece şüphesiz her türlü haksızlığın hukuksuzluğun bu OHAL günlerinde karşısında durabilmeliyiz, ancak, bu insanların görme-dokunma-anlama frekanslarını kim bozdu diye sorabilmeliyiz?

Bu insanların beyne giden sinyallerini hangi fikir hangi telkin hangi gizli kasıt hangi gaflet hali bozdu diye insanlığın ve ülkenin selameti açısından merak etmeli sorular sorabilmeliyiz.

Ya da bu beyinsizlere kimler prizmatik-cemaatmatik gözlük takıp herşeyi ajan cemaatin gözüyle görmelerini sağladı..

Şimdi özgürlük diye insan hakları diye Şahin Alpay ve arkadaşlarını kurtarmaya çalışan kankalarına sesleniyorum, gerçekten tutuklanmasın, hep birlikte kurtaralım,  gerçek adil bir yargılama olsun, ancak, bu beyinsizleri savunurken ‘aydın’ demeyin…

Bu beyinsizlere ‘aydın’ diyorsanız sizler de aynı kimyasal karışımları otuz yıldır kullanıyorsunuz demektir.

Fiziki mekanlarda ve fiziki bir dünyada bu kadar olup biteni ‘görmeyen’ bu insanlar aydın mı yoksa sanal pokemanlar mı?

15 Temmuz gecesi Türkiye’yi işgal savaşında sekiz saat bombalayanlar sanal pokemanlar mı?

15 Temmuz gecesi ordu dağıldı, meclis bombalandı, 250’ye yakın silahsız insan öldürüldü?

Tamam bu arkadaşlar ya da diğerleri ‘yargılanmasın’, evet, yargılanmasın, peki ‘pokemanları mı?’ mahkeme edelim.

Hayali kumpas senaryolarla Türk ordusu ve medyasının binlerce adamını içeri attınız, Ege Ordusu’nda binlerce casus dediniz, en üst düzey komutanlara hayvan pornosu dediniz ve sonunda Türkiye’yi bir savaş yerine çevirdiniz?

Bütün bunlara sebep olanların beyin yapıları ideolojileri telkinleri hipnozları türk halkı medyası tarafından masaya yatırılmasın mı?

Gözaltına alınan arkadaş olunca ve arkadaşın titri ‘aydın’ olunca, işgal savaşı gibi muhteşem bir fiziksel gerçekliği, görmezlikten mi geleceğiz?

Gözaltına alınan sevgili kankalarınızın beyinlerine bakın, hepsi ‘robot’, hepsi aynı cümleleri kullanmış, hepsi halkı kandırmış, hepsi yalan söylemiş ve hepsi aynı merkezde aynı ‘algı’ içinde kullanılmış..

Şüphesiz ‘robotlar’ yargılanamaz.

Şimdi biz, Anadolu’nun Muş’un Siirt’in yoksul köylerinden 10-12 yaşında cemaatin beynini yıkadığı çocukları yargılayacağız, suçlayacağız, o yoksul sahipsiz kimsesiz cemaat tuzağına düşmüş çocukları vahşilikle suçlayacağız ve hatta o yoksul çocuklara müebbet hapisler vereceğiz, ama, bu çocukları yalan yanlış kumpas ve ajanvari telkinlerle yirmi yıl ekranlarda uyutan kandıran aydınları hiç hesaba çekmeyeceğiz.

Yine suçun büyüğü 12 Eylül’de olduğu gibi Anadolu’nun yoksul köylü çocuklarının üstüne mi yıkıldı?

Fişfişciler kumpascılar ajanlarla polis savcı odalarında gizli görüşmeler gizli direktiflerle çalışanlar yine ‘masum’ yine bu ağbiler ‘aydın mı?’ oldu!

Kankanıza sahip çıkmanız çok normal, çünkü çok yakınınızda her gün gördüğünüz tanıştığınız anılarınız olan bir insan.

O muhteşem ‘aydın’ sorusunu bir daha soralım: peki, bir aydın önce Muş köylerinin yoksul çocuklarına mı sahip çıkmalı, yoksa, birlikte mutlu kahkahalı eğlenceli geceler geçirdiği arkadaşına mı sahip çıkmalı!

Bir kez daha bu ülkenin acılarına yoksulluğuna sosyolojisine tarihine felaketlerine sahip çıkmayıp yangından ilk kurtarılacak şey kankalarını gören bu insanları, bu sütunlarda ömrümüz oldukça teşhir etmek, halkımızın ve boynumuzun her zaman dik ve onurlu durması için, hepimiz için insanlık ve memleket borcudur!

Memleket savaşa girmiş, siz hala hatır gönül yakinim peşindesiniz.

Nihat Genç –  Oda TV

Click to comment

Bir Cevap Yazın

Genel

Mehmet Deniz’den istifa açıklaması

Published

on

blank

Memleket Partisi İstanbul İl Başkan Yardımcısı Mehmet Deniz, partisinden istifa ettiğini açıkladı.

Yaklaşık 7 yıl CHP Sarıyer İlçe Başkanlığı görevini yürüten, daha sonra Muharrem İnce’nin CHP’den ayrılarak kurduğu Memleket Partisi’nde siyasi hayatına devam eden ve İstanbul İl Başkan Yardımcılığı görevini üstlenen Mehmet Deniz, yaptığı yazılı açıklama ile partisinden istifa ettiğini duyurdu.

İşte Mehmet Deniz’in istifa açıklaması:

Değerli arkadaşlarım ;

Bizler genel başkan sayın Muharem İnce önderliğinde Memleket partisini ;
Ülkemizde bir çok alanda uygulanan
bazı antidemokratik şartların burada yaşanmayacağı vaadi, yeni bir anlayış,yeni bir çıkış yol arayışı,yeni bir umut yaratmak amacıyla ve de şevkle heyecanla kurduk. Bende İstanbul İl Başkanlığı kurucu üyesi olarak görev aldım.

Tüzüğümüzde hiç bir partide olmayan, Cumhurbaşkani adayının üyelerle seçilmesi, fermuar sistemi, 1.derece yakınların aynı kurullarda görev almaması,adayların daha az delege ile aday olabilmesi gibi demokratik maddeler koyduk.
“Parti içinde demokrasiyi yaşatamayanlar Ülkeye demokrasi getiremez.”dedik.
Bu konu ile ilgili partiler yasasını değişmesi için TBMM önerge verdik.
Kendimizi tanımlarken ATATÜRÇÜ CUMHURİYETÇİ VE DEMOKRAT Olarak tanımladık.
Eğer burada demokrasi zedelersek ki zedelenmiştir, Atatürkçülük te Cumhuriyetcilikte zedelenir.
Eğer demokrasiyi bugün olağanüstü şartlar vardiye askıya alırsanız, siz bugünkü devletin yönetim şekline Cumhurbaşkanlığının Kanun hükmünde kararnamelerine (,KHK) karşı söyledikleriniz boşa çıkar.
KHK Mantığı ile parti yönetmeye kalkarsanız, partiiçi demokrasiyi askıya alırsınız;
Sadece bununla kalmaz ayrıca;
Bilimi,
Aydınlanmayı,
Özgürlüğü,
Üretimi,
Hakça paylaşımı da kaldırmış olursunuz.

“PARTİDE DEMOKRASİ TÜRKİYE’DE DEMOKRASİ” diyen de biz olduk.

İstifa onurlu ve tek taraflı bir davranıştır, yeterki gerçek nedenlere,haklı sebeplere dayansın, gerekçe belirterek ayrılmak ,ayrılmış olduğunuz kurumu eleştirmek değil, kötülemek değil bilakis anlayana demokratik yolda kuruma katkı sunmaktır.
En azından başkaları farklı düşünsede ben öyle olduğuna inanıyorum.
Yapılan kurultayda hiç bir yere aday olmadım. Çünkü bulunduğum makam benim için yeterli ve önemli bir makam idi. ( koltuk bulamadı da ayrıldı diye klasik eleştiri yapacaklar için yazdım bu cümleyi)

Buraya gelirken hiçbir menfaat beklemediğim gibi, ayrılırken de hiç bir yerden veya hiç bir partiden,kişiden, beklentim olmayarak ayrılıyorum.
Yukarıda birtirtmiş olduğum nedenlerle,
Memleket partisinin İstanbul il başkan vekilliğinden,İl yönetim kurulundan ve parti üyeliğinden ayrılıyorum.

1 yıldan fazla birlikte çalışmış olduğumuz Memleket partili arkadaşlarıma başarılar dilerim .
Saygılarımla

Continue Reading

Genel

Başkan Genç Sarıyer’de farkı açtı! AKP ise iyice eridi

Published

on

blank

AREA Araştırma Şirketi’nin CHP İstanbul İl Başkanlığı adına Sarıyer’de yaptığı performans araştırmasında; Belediye Başkanı Şükrü Genç, Sarıyer’de farkı iyice açtı. İstanbul’daki başarılı ilçe belediye başkanları sıralamasında da zirvede çıkan Şükrü Genç’in Sarıyer’deki tanınırlık oranı ise yüzde 90,5 olarak ölçüldü.

CHP İstanbul İl Başkanlığı, İstanbul’un ilçelerinde CHP’li ilçe belediye başkanlarının ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun performansı ile ilgili anket çalışması yaptırdı. Sarıyer genelinde 22 Ocak – 4 Şubat 2022 tarihleri arasında 18 yaş ve üzeri 1.070 kişi ile görüşülerek, Sarıyer Belediyesi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin performansını ve seçmen eğilimleri ölçüldü. Bu Pazar yerel seçim olsa Sarıyer Belediyesi’nde 2019 Sarıyer Belediye Başkanlığı seçimi resmi sonuçlarına oranla; AK Parti’nin oyunun yüzde 11 oranında düştüğü görülüyor.  Yine bu Pazar seçim olsa Sarıyer’de Şükrü Genç’in 2019’daki farkı daha da arttırdığı görülüyor.

Bu pazar bir yerel seçim olsa mevcut SARIYER Belediye Başkanı Şükrü GENÇ’e oy vereceğini belirtenlerin toplam oranı yüzde 53,2 çıktı. Genel itibariyle Sarıyer Belediyesi’nin hizmetlerinden memnun olanların toplam oranı ise yüzde 51,3 oldu.

ŞÜKRÜ GENÇ İSTANBUL’DA ZİRVEDE

Araştırmada Sarıyerlilere “İstanbul’un 39 ilçe belediye başkanını düşündüğünüzde en başarılı bulduğunuz hangisidir?” sorusu da soruldu. Verilen cevaplara göre Şükrü Genç açık ara zirvede yer aldı.

İstanbul’un 39 ilçe belediye başkanı en başarılı ilk 3;

SARIYER-Şükrü GENÇ %24,8

ESENLER-Mehmet Tevfik GÖKSU %5,9

BEŞİKTAŞ-Rıza AKPOLAT %5,7

Continue Reading

Genel

CHP’li 39 ilçe başkanından Kaftancıoğlu açıklaması

Published

on

blank

CHP’nin İstanbul’daki 39 ilçe başkanı ortak açıklama yaparak, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun parti üyeliğinin Yargıtay tarafından düşürülmesine tepki gösterdi.

İstanbul’daki 39 CHP ilçe başkanı, hakkındaki hapis cezaları onandığı gerekçesiyle CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun parti üyeliğinin düşürülmesine tepki gösterdi.

‘HUKUKSUZLUĞUN SON ÖRNEĞİ’

39 ilçe başkanı ortak açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın İstanbul İl Başkanımız Dr. Canan Kaftancıoğlu’nun üyeliğinin düşürülmesi yönündeki bildirimi, Türkiye’nin içinde bulunduğu haksızlık ve hukuksuzlukların geldiği noktanın son örneğidir.”

‘HUKUKSUZ SÜRECİN SORUMLUSU ERDOĞAN’

Canan Kaftancıoğlu’nun yargı sürecinde evrensel hukuk normlarına uyulmadığı kaydedilen açıklamada, “Tüm vatandaşlarımız bilmektedir ki, bu hukuksuz sürecin temel sorumlusu AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’dır. Siyaseti kendi mağduriyeti üzerinden inşa eden Recep Tayyip Erdoğan bilmeli ve anlamalıdır ki, Cumhuriyet Halk Partililer savaş meydanlarında kurulmuş bir partinin mensubudur. Üyelikleri bir inanç, yürek ve emek işidir; sade bir üyelik kaydına indirgenemez” ifadeleri kullanıldı.

‘HUKUKSUZLUKLARIN ÇÖZÜMÜ İÇİN BİZ VARIZ’

Karara karşın Canan Kaftancıoğlu’nu il başkanı olarak gördüklerini vurgulayan ilçe başkanlarının açıklaması şöyle devam etti: “Canan Kaftancıoğlu, yaratılmış ve tarafımıza iletilmiş sonuç ne olursa olsun, partimizin İstanbul İl Başkanı’dır. İstanbul’un nefes almasına, İstanbulluların geleceğe umutla bakmasına neden olan siyasi performansının, bazılarının korkusu olması normaldir. Ancak korkunun ecele faydası yoktur. İstanbul’da ve Türkiye’nin dört bir yanında iktidarlarını kaybeden, ülkenin soyulmasına, talan edilmesine, haksızlık ve hukuksuzluklarla insanlarımızın umudunun çalınmasına neden olanların korkusu olmaya devam edecektir. Türkiye bu iktidara mahkûm değildir! Ülkenin gerçek sorunları olan yoksulluk, işsizlik, eşitsizlik, haksızlık ve hukuksuzlukların çözümü için biz varız. Ülkenin geleceğinden kaygılı gençlerimiz, her gün yaşam alanı daraltılan kadınlarımız, emeği sömürülerek açlığa mahkûm edilen emekçilerimiz, insanca bir yaşam için çalışacak bir iş bulamayan işsizlerimiz, yoksulluğa mahkûm emeklilerimiz; mutlu, huzurlu, refah içinde bir ülke için bize katılın.”

‘HALKIMIZ İLE BULUŞMAYA DEVAM EDEĞİZ’

Açıklamada son olarak şu ifadelere yer verildi: “İstanbul’un 39 ilçe başkanı olarak buradan söylüyoruz ki; İstanbul İl Başkanımız Canan Kaftancıoğlu’nun önderliğinde, İstanbul’un her sokağında, her köşesinde, her mekânında, halkımız için çalışmaya devam edeceğiz. Hali hazırda başlatmış olduğumuz hane ziyaretleri ile halkımız ile buluşmaya devam edeceğiz. Genel Başkanımızın çağrısı ile bize katılan üyelerimizin sayısını arttırmaya devam edeceğiz. Cumhuriyetin ikinci yüzyılında, ulu önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün gösterdiği hedefe doğru azim ve kararlılıkla yürümeye devam edeceğiz. Geliyor gelmekte olan!”

Continue Reading

Popüler

blank