Connect with us

Siyaset

ÖZDİL’DEN SES GETİREN “YENİKAPI” YAZISI

Published

on

blank

Sözcü gazetesi yazarı Yılmaz Özdil bugünkü köşe yazısında, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önderliğinde Yenikapı’daki miting alanında bir araya gelen liderleri mizahi bir anlatımla eleştirdi.

Sözcü gazetesi yazarı Yılmaz Özdil bugünkü köşe yazısında, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önderliğinde Yenikapı’daki miting alanında bir araya gelen liderleri mizahi bir anlatımla eleştirdi.

İşte Özdil’in bugünkü ses getiren “Yenikapı” başlıklı köşe yazısı:

– Hoşgeldiniz, buyrun.
– Hoşbulduk.
– Geç otur şöyle yanıma lütfen… Sana yüzkarası, seviyesiz, kirli dudaklı, pensilvanya maşası, katil esed’in en yakın arkadaşı, dhkp-c avukatı, molotofçu, terörist dediğim için kusura bakma artık.
– Rica ederim, sen de n’olur zekat soyguncusu, hırsızların hamisi, başçalan, omurgasız, utanmaz, oynak, cahil, yalancıların şahı, zalim, gözü dönmüş, küstah, insanda biraz utanma olur dediğime bakma lütfen, gönül koyma.
– Yok canım, siyasette küslük olmaz… Sen bana kukla, emir kulu, ışid kafalı, müslüman celladı, din tüccarı, gerikafalı, ormanda mı yetiştin deyince, ben de mecburen sana cibiliyetsiz, dik duramayan, tükürdüğünü yalayan, bonzai muhalefet, çapsız, sığ, iftiracı, ahlak yoksunu, siyasi sapık demek zorunda kalmıştım.
– Haklısın, söz konusu vatansa gerisi teferruattır, sen bana paralel çete mensubu, kitap okuma özürlü, Kandil ortağı, amatör şeyhülislam, fırıldak, kıvırma, oy kullanmayı bile beceremedin, yeteneksiz tip deyince, bana da haliyle, pkk tutsağı, bilgisiz, çapsızlığıyla tanınıyor, dünya buna kıçıyla gülüyor, cinsel sapık demekten başka çare kalmamıştı.
– Bi ara sana eli kanlı darbeci, cani ruhlu, soysuz, terör örgütüne üye olduğunu görürseniz şaşırmayın, etrafa zehir saçıyor, hastalıklı ruh hali demiştim, kurban olayım hakaret olarak şey etme yani.
– Canın sağolsun, senin için ahlak yoksunu, onursuz, kul hakkı yiyenin alnı temiz olmaz, bunun elleri de temiz değil, yatacak yeri yok, kıvırma olur da 180 derecelik kıvırmayı bunda gördüm, hayatımda bu kadar yalan söyleyen birini görmedim, bir hükümetin devleti nasıl soyduğuna tanık olduk, tipik vaka, ülkeyi yangın yerine çevirdi, maskeni indireceğim, birilerinin önüne yatmış, Hitler’e özenen diktatör bozuntusu, şeref ve namus kavramını sana hatırlatacağım dememe cevap vermeyip, mevzuyu uzatmadığın için asıl ben sana teşekkür ederim.
– Sen de gel bu yanıma otur lütfen, uzak kalma… Sana da vampir, kan emici, ırkçı, kafatasçı, çakma milliyetçi, şehit sömürücüsü, ağzından salyalar akıyor, köksüz, müfteri, alçak, adi, cahil, çirkin, bilinçsiz, pensilvanya ortağı, tahrikçi, eşkıya, bostan korkuluğu, zihniyle dili arasındaki kayış koptu dediğim için darılma lütfen.
– Darılmam tabii… Sen de lütfen, çeyrek adam, İsrail bekçisi, siyonist nöbetçisi, kalpsiz, ahlaksız, onursuz, Türk hasmı, kaçak ve karanlık sarayında diktatörlük hesapları yapan 17/25 rumuzlu şahıs, musibet, haçlı müttefiki, vatana yabancı, akli melekeleri yavaşlamış, bilinçsiz, korkak, İmralı canisinin önünde diz çöktü, Kandil’in oyuncağı, bölücülerin maşası, diasporacı, ekmek hırsızı, hayasız, ikiyüzlü, tatminsiz iktidar hastası, saraydaki itlerine kuduz aşısı yaptırsın dememe aldırma.
– Aldırmam ben öyle ufak tefek şeylere, merak etme… Sen bana miting meydanlarında, fahiş hata, yakın tarihimizin en yanlış şahsiyeti, arızalı mizaç, kirli surat, demokrasinin önündeki kasis, fitne saçan, bu nasıl müslüman, bu nasıl insan, milli serveti zimmetine geçiren, açgözlü, israfçı, zıvanadan çıkmış, hezeyana batmış, milliyetçilik postuna bürünmüş, aklıyla arasını açmış, klinik vaka, pişkin, hayasız, sanki duvara konuşuyorum, ahlaksız, Allah korkusu yok, günaha girme kaygısı kalmamış, gıybete bel bağlamış, şerefi işportaya düşmüş, şerefsizliğin kara bulutu başının üzerinden ayrılmıyor, Türkiye’yi satıyor, böyle birinin cumhurbaşkanı olması milli manevi depremdir, senin yaptıklarına ancak iblis teşebbüs eder dediğin için… Ben de sana cevaben, bozkurtlarla dolaşıyormuş, insanları hayvanlarla tehdit ediyor, ben eşref-i mahluk olan insanlarla dolaşıyorum demiştim, evladı yok bunun, aile nedir bilmez, çoluk çocuk nedir bilmez demiştim, incitmedim umarım.
– Amaaan, ne incineceğim Allah aşkına, lafı bile olmaz… Sen bana, marjinal sol örgütlerin maymunu, harcırahlarımı sadaka olarak sana vereyim, yavru muhalefet deyince, ben de sana mecburen, alçak, zehirli dil, rezil, çakal, senin etrafındakiler insan suretindeki ahlaksız, senin etrafındakiler esfel-i safilindir demiştim, üzmemişimdir umarım.
– Üzülmek ne kelime, helal olsun, böyle ufak tefek dokundurmalar olmasa, tadı olmaz… Hadi hep beraber kürsüye çıkıp el sallayalım.
– Çıkalım çıkmasına da, bunca kepazelikten sonra, ahali bunu yer mi yahu?
– Yok be, ne ahalisi… Bırak bunu yemeyi, dün akşam ne yediklerini hatırlıyorlarsa, aha buraya yazıyorum, bavulları toplar sarayı boşaltırım, o derece yani.
– Peki ya medya?
– Medyayı düşünmeyin siz, bu konuda çok şanslıyız, dünyada böyle omurgasız bi medya görülmemiştir, özlenen tablo filan diye çoktan goygoya başlamışlardır. Ama şu seninkileri uyar biraz lütfen, kantarın topuzunu kaçırıyorlar, yalakalıkta bizimkileri geçtiler.
– Cin gibisin valla, boşuna şark kurnazı demiyorum ben sana.
– Parti genel başkanı olmasam, direkt sana oy vericem, o kadar takdir ettim yani.
– Anlaştığımıza göre, tamamız galiba, ufak ufak kürsüye çıkalım şiir okuyalım.
– Buyrun çıkalım.
– Siz önden buyrun lütfen.
– Rica ederim, önce siz.
– İstirham ederim.
– Israr ediyorum.
– Ant verdim.
– Ölümü öp.
– E, peki hadi önce ben çıkayım bari, binali ver koçum müziği… hulusi sen de şurdan üç demli çay kap, dönüşte içelim.

 

Yılmaz Özdil – Sözcü

 

Click to comment

Bir Cevap Yazın

Genel

CHP Sarıyer Kadın Kolları’ndan basın açıklaması

Published

on

blank

CHP Sarıyer Kadın Kolları, 81 ilde eş zamanlı olarak “Kadınlara seçme ve seçilme hakkı”nın tanınmasının 88. yılına ilişkin bir basın açıklaması gerçekleştirdi.

İşte CHP Sarıyer Kadın Kolları’nın basın açıklaması:

Bugün biz kadınlar için hayati öneme sahip olan en onurlu günlerden birisidir. Ülkemizin kurucusu ve kurtarıcısı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde, 5 Aralık 1934 tarihinde seçme ve seçilme hakkını kazandık. Dönemin Başbakanı İsmet İnönü’nün ifadesiyle Atatürk’ün “en ileri devrimlerinden” biri gerçekleşti.

Birçok gelişmiş ülkeden önce kazandığımız bu hak ile eşit yurttaş olma statüsüne kavuştuk. 1935 yılında gerçekleşen seçimlerde, kadınlar büyük bir hevesle haklarına sahip çıktı ve oylarını kullandı. Özellikle büyük şehirlerde, kadınların oy kullanma oranı erkeklere yakındı. Seçim sonucunda 17 kadın milletvekili Meclis’e girdi. 1936 yılında yapılan ara seçimle birlikte, kadın milletvekili sayımız 18’e çıktı. Böylece Meclis’teki kadın milletvekili oranımız yüzde 4,6 oldu. Bu oranla parlamentoda kadın temsilinde dünyada ikinci sırada yer aldık.

Aradan geçen 88 yıla rağmen; ilerlemek bir yana 129’uncu sıraya geriledik. Örneğin bu oran, 2011 yılında kadınların seçme ve seçilme hakkını kazandığı Suudi Arabistan’da yüzde 20, 2006’da aynı hakkın tanındığı Birleşik Arap Emirlikleri’nde ise yüzde 22,5’tur.

Dünya Ekonomik Forumu tarafından hazırlanan 2021 Küresel Cinsiyet Eşitsizliği Raporu’nda yer alan endekste ise Türkiye 156 ülke arasında 133. sıradadır.

Seçmen nüfusunun yarısını kadınlar oluşturmasına rağmen, kadınların karar alma süreçlerinde yeterince yer almamaları ve siyasette ‘eksik temsil’ edilmeleri bir demokrasi sorunudur.

Bu sorun öylesine büyük ki; araştırmalara göreTürkiye’nin tam cinsiyet eşitliğine ulaşma için 152 yıla ihtiya var. Oysaki biz kadınların 152 yıl beklemeye tahammülü yok!

Değerli Basın Mensupları,

Kadın kimliğinin, ulusal meclislerde ve yerel yönetimlerde temsili için belirlenmiş olan kritik eşik yüzde 33’dür. Peki, ülkemizde durum ne?

1934 yılından bu yana 23 Genel Seçim yapıldı. Toplam 11 bin 385 milletvekili Meclis’te görev yaptı. Bu vekillerin sadece yüzde 5’i, yani 598’i kadın. Bugün Meclis’teki 580 milletvekilinin ise yüzde 17,4’ü, yani 101’i kadın.

Ülkemizdeki 17 bakandan sadece biri, yani yüzde 5,8’i kadın.

1930-2019 yılları arasında yapılan 19 yerel seçimde, toplamda sadece 156 kadın belediye başkanı seçildi. Erkeklerde ise bu sayı 32 bin. 31 Mart yerel seçimlerine göre 1389 belediye başkanının sadece 37’si, yani yüzde 3’ü kadın.

2019 sonuçlarına göre, Türkiye’de toplam 50.217 muhtardan sadece 1.119’u kadın. Yani sadece yüzde 2’si. Kadın belediye meclis üyesi oranı en fazla yüzde 11, kadın il genel meclis üyesi oranı ise en fazla yüzde 3 olabildi.

Gördüğünüz gibi bu oranlar, dünyaca kabul edilen kritik eşiğin oldukça altında! Kısacası; Türkiye’de kadınlar siyasette yeterince temsil edilmiyor.

Değerli Basın Mensupları,

Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak tüzüğümüzde de kritik eşik olan yüzde 33 cinsiyet kotasını hayata geçirdik. Elbette asıl hedefimiz tam eşitliktir. Ayrıca partimiz geçen yıl devrim niteliğinde bir adım attı. Kadınların siyasette eşit temsilini sağlayabilmek amacıyla, Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun ilk imzacısı olduğu yasa teklifimizi Türkiye Büyük Millet Meclisine sundu. Siyasi Partiler Yasası’nda değişiklik öngören bu teklifimizle, milletvekilli seçimlerinde, siyasi partilerin aday listelerinde, kadınerkek eşit temsilini sağlamayı hedefledik. Kadınların seçilebilecekleri sıralarda olmasıgaranti altına almak için, listelerin bir kadın bir erkek şeklinde “fermuar yöntemiile yapılmasını istedik. Bu teklifimiz AKP ve MHP oylarıyla reddedilmiş olsa da bizler eşitlik mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz! Eşit bir Türkiye’yi kadın-erkek bir arada yeniden inşa edeceğiz. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılını demokrasi ile taçlandıracağız!

 Değerli Basın Mensupları,

Eşitsizlik sorunumuzun tek nedeni var: ZİHNİYET!

“Ben kadın erkek eşitliğine inanmıyorum”,anneliği reddeden kadın eksiktir, yarımdır“, kadının kariyeri çocuk doğurmak” ifadelerini kullanan zihniyetten eşitlik beklenilemez.

Kadınların en temel hakkı olan yaşam hakkına sahip çıkamayan, koruma altında öldürülmelerine seyirci kalanlardan samimiyet umulamaz. Bu zihniyet; biz kadınların yaşam hakkını savunan İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmemizin tek nedenidir. Bukarar alındığından bu yana, yüzlerce kadın katledildi. Katiller, cinayeti işlemeden önce nasıl ceza indirimi alacaklarına dair internet araması yapıyorlar. Yargılanırken bahanelerin arkasına sığınıyorlar.Önceki yargı kararlarından cesaret alıyorlar

Biz yaşam hakkımızı gasp eden bu hukuksuz kararı asla tanımadık ve tanımayacağız!

İstanbul Sözleşmesi’nin hükümleri artık iç hukukumuzun bir parçasıdır. İktidardan tek talebimiz var: YASALARA DOKUNMA, UYGULA!

Zaten en geç 6 ay sonra iktidara gelip, ilk 24 saat içerisinde İstanbul Sözleşmesi’ni yeniden yürürlüğe koyacağız. 

Değerli Basın Mensupları,

Toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamanın yolu; kadını güçlendirecek eşitlikçi politikalardan geçiyor. Bu amaçla partimiz, kadını güçlendirecek üç önemli projeye imza attı.

 İlki; iki yıl önce bugün İstanbul Sözleşmesi’nin bir maddesini hayata geçiren YAŞAMHAK projemizdir. Bilindiği gibi; 444 82 85 numaralı alo şiddet hattımız üzerinden, şiddet mağduru kadın ve çocuklara 7/24 ücretsiz hukuki ve psikolojik destek hizmeti sunuyoruz. Psikolojik, ekonomik, dijital, cinsel ve fiziksel şiddet mağduru kadınlara mahkemelerde, karakollarda, savcılıklarda, hastanelerde eşlik ediyoruz. Barolar, Sivil Toplum Kuruluşları ve Meslek Odaları ile protokoller imzalıyoruz. Cep telefonu uygulamamız sayesinde, şiddet mağduru kadınların bize tek tuşla ulaşmasını sağlıyoruz. Kendini güvende hissetmeyen kadınlara, yürürken ya da yolculuk ederken gideceği yere varıncaya kadar telefonun diğer ucunda eşlik ediyoruz.

İkincisiyoksulluğu bitirecek olan AİLE DESTEKLERİ SİGORTASI projemizdir. Aile Destekleri Sigortası ile asgari ücret ve altında geliri olan ya da hiç geliri olmayan tüm hanelerin hayatına dokunacağız. Maddi desteğin yanı sıra yaşam koşullarını iyileştireceğiz. Yoksulluğu yöneten AKP zihniyetine inat, bizler yoksulluğu bitiren olacağız! Sosyal devlet olmanın gereğini yerine getireceğiz. Yapılacak maddi katkıları kadının banka hesabına yatırarak, kadını güçlendireceğiz.

ÜçüncüsüKADIN İSTİHDAMI projemizdir. Aile içi bakım hizmetlerini kadınların omzuna yükleyen ve kadını istihdam dışına iten bu düzeni değiştirmek için adım attık. İktidarımızda, 5 yılda 6 milyon kişiye istihdam yaratacağız ve bunun 4 milyonu kadınlardan oluşacak. Bu istihdamı güven veren ve istikrar yaratan dört ayaklı bir stratejiyle hayata geçireceğiz. Birincisi; ülkemize yeniden hukukun üstünlüğünü ve demokrasiyi getireceğiz. İkincisi; üreten bir Türkiye tesis edeceğiz. Üçüncüsü; ürettiklerimizi hakça paylaşacağız. Masanın dördüncü ayağını da kalkınmanın ve sürdürülebilirliğin sağlandığı bir ekonomi oluşturuyor. Hiçbir çocuğun yatağa aç girmediği bir Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz.

 Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması için bütüncül politikaları hızla uygulamaya koyacağız!

Biz Cumhuriyet Halk Partili kadınlar, bugün 81 ilde,973 ilçede tek ses olduk ve haykırıyoruz:

EŞİT TEMSİL HAKTIR!

HAKKIMIZI ALANA KADAR MÜCADELEMİZ SÜRECEK!

Geliyor Gelmekte Olan!

Continue Reading

Genel

Sarıyer’in AKP’li Meclis Üyesi’nin ağabey acısı

Published

on

blank

Sarıyer Belediyesi’nin AKP’li Meclis Üyesi Engin Durdu’nun ağabeyi Adnan Durdu, geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.

Sarıyer Belediyesi’nin AKP’li Meclis Üyesi Engin Durdu’nun ağabeyi Adnan Durdu, geçirdiği kalp krizi sonucu 57 yaşında yaşamını yitirdi. Hayatını kaybeden Adnan Durdu’nun cenazesinin bugün (5 Aralık 2022 Pazartesi) ikindi namazına müteakip Ayazağa Merkez Camii’nden kaldırılacağı ve Ayazağa Mezarlığı’na defnedileceği öğrenildi.

Continue Reading

Genel

Erhan Vergili’den Sarıyer Belediyesi’ne çağrı: “İhtiyaç sahibi öğrencilere 1 öğün ücretsiz yemek verilmeli”

Published

on

blank

Sarıyer Belediyesi’nin İBB Plan ve Bütçe Komisyonu’ndan geçen 2023 bütçesinin ardından Gelecek Partisi Sarıyer eski İlçe Başkanı Erhan Vergili’den belediye yönetimine dikkat çeken bir öneri geldi.

Sarıyer’in 2023 bütçesi 1 milyar 692 milyon lira olarak öngörülürken, 2024 yılı bütçesi 2 milyar 115 milyon lira, 2025 yılı bütçesi ise 2 milyar 538 milyon lira olarak belirlendi.

“Yavrularımızın bu sesine kulak verin”

Sarıyer Belediyesi’nin gelecek 3 yılda yaklaşık 7 milyar TL olması beklenen bütçesinden ihtiyaç sahibi ilk ve ortaokul öğrencilerine 1 öğün ücretsiz yemek verilmesi gerektiğini belirten Erhan Vergili, “Özellikle öğle arasında yemek için evlerine gidemeyen, evi uzak olan ve maddi gücü olmayan ilk ve ortaokul öğrencilerine Sarıyer Belediyesi’nin bütçesinden 1 öğün ücretsiz yemek verilmeli. Bir kamu kurumu olan ve vatandaşın refahı için çalışmakla mükellef olan Sarıyer Belediyesi, bu kadar yüksek bir bütçe ile öğrencilerimizin yüzünü güldürebilir. Maddi gücü olmayan yüzlerce ilk ve orta okul öğrencisi öğle arasını yemek yemeden geçiriyor. Sarıyer Belediye Başkanı Sn. Şükrü Genç’e çağrıda bulunuyorum. Yavrularımızın bu sesine kulak verin” ifadelerini kullandı.

Continue Reading

Popüler

blank