Genel

Av. Hasan Saim Öztürk: Çevre felaketi mi, çevre rezaleti mi

Uluslararası pandeminin ülkemizde yavaşladığı iddiasıyla başlatılan kontrollü sosyal yaşam, bugünlerde bir gerçeği daha ortaya çıkardı. Kaz Dağlarındaki çevre ve doğa felaketine şiddetle karşı çıkan bir kısım duyarlı yurttaşlarımızın yanında, sokağa çıkan, deniz kenarında serinleyen ve piknik yapan yurttaşlarımızın yarattığı aşırı kirlilik çıktı ortaya…
***
Plastik bir şisenin doğada kaç yılda yok olmadan kalacağına dair muhtelif görüşler var… Yüz ya da üç yüz yıl gibi… O zaman insanoğlu yaşadığı çevreyi, semti, kenti ve ülkeyi tahrip edercesine nasıl bu kadar kirletebilir. Bu sorunun cevabını vermek gerçekten zor.
***
Dün bu yazımızın yayınlandığı SARIYER SON BASKI’DA bir habere rastladım. Çevre kirliliğinden şikayetçi olan Sarıyer Belediye Başkanı Sayın Şükrü Genç, kibar bir şekilde bu kirliliği yaratanları vicdansızlıkla suçluyor. Bu görüşlerine yürekten katılıyorum. Başkan biraz da nezaket göstermiş, konuyu vicdanlara havale etmiş. İnsan yaşadığı yeri kirletir mi, ya da yattığı yatağı pisletip yeniden o yataga girebilir mi? Kesinlikle hayır…
***
Peki neden bunu yapıyor insanoğlu! Kanımca bunun yanıtı şu olabilir: Çoğu zaman yediği haltın farkında değildir, çünkü bunu herkes yapıyor. Nasıl olsa birileri benim pisliğimi temizler, ya da ben bir daha buralara uğramam. Bunun insanlıkla, vatandaşlıkla, müslümanlıkla dinle alakası olabilir mi sizce? Bence hayır.
***
Sayın Başkanın sonuçta vicdan meselesi olarak kabul ettiği bu konuda şu soru akla geliyor. Bu vicdan nasıl böyle bir sonuca varabiliyor ve bu manzarayı kabul edebiliyor. Bana göre bu vicdani sonucun ortaya çıkmasında Yerel ve Genel yönetimsel bozuklukların, yetersiz toplumsal anlayışının, egonun ve başta eğitim eksikliği olmak üzere pek çok faktörün katkısı var. Örnek ve eğitici olması gereken yönetimler nerede, egitimler nerede, tedbirler, yaptırımlar, cezalar nerede… Halka hoş gözükmek isteyen ve onlara karşı popülist yaklaşımlarda bulunanlar nerede…
***
Okullardaki eğitimlerin  yanında acaba halka açık piknik yerlerinin girişinde, ya da piknik esnasında gönüllüler ve görevliler birer küçük bildiri dağıtıp yanında bir poşet vermeyi düşünseler bunun ne sakıncası olabilir. Çevre kirliliğinden şikayetçi olan insanlar ve yöneticilerle, çevreyi kirletenler birlikte yaşadığımız yurttaşlar.. Bu çelişkiyi gidermek için sanırım biraz kafa yormalı, sabırlı olmalı ve emek harcamalıyız. Yoksa her yer Gezi olmak yerine her yer çöplük olacak…
Etiketler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu
Kapalı