Connect with us

Genel

Kimya Çiftçi Dumlu: Bebeğimiz Evliliğimizi Nasıl Etkiler?

Published

on

blank

Aslı ve Ahmet üç senelik evli bir çifttir. Evliliklerinin ilk yılından itibaren çocuk sahibi olmayı arzu etmişler ve bir zaman sonra bebeklerine kavuşmuşlardır. Bu bebek her ikisinin de çok istediği ve beklediği bir bebektir. Ancak bebek doğduktan sonra, evliliklerinde yolunda gitmeyen bazı durumlar ortaya çıkmıştır. Her ikisinin de ailesi başka şehirlerde yaşadıkları için Aslı bebeğin bakımında yalnızdır ve tecrübesizdir.

***

Bebeğin doğumu ile çalışma hayatını bırakarak; bir yandan bebek, bir yandan ev işleri derken zaten gergin olan sinirlerini daha da yıpratmaya başlamıştır. Ahmet eve geldiğinde Aslı ona ne kadar yorgun olduğunu anlatmaya çalışarak eşinden sorumluluklar konusunda destek istemektedir. Ahmetise Aslı’nın neden bu kadar şikâyet ettiğini anlamakta zorlanmaktadır. Benim annem 5 kardeşime de bu kadar çok imkan yokken tek başına baktı “Bunlar zaten kadın işi. Ben ne yapabilirim ki?” diye düşünmektedir.

***

Yakınmalarına karşılık bulamayan ve anlaşılamayan Aslı, bir müddet sonra kendisinin ne kadar yorulduğunu ve aslında kocasından çok daha fazla iş yaptığını sürekli vurgular hâle gelmiştir. Bu arada Ahmet hem bu söylenmeleri duymamak hem ev içi sorumlulukları paylaşmamayı direterek de eve daha geç gelmeye başlamış, işte daha fazla vakit geçirir olmuştur. “Artık baba oldum. Daha fazla çalışmam lazım.” diyerek de kendisini avutmaktadır. Ayrıca eve gittiğinde kendisiyle eskisi gibi ilgilenemeyen ve onu güler yüzle karşılayamayan bir eşi olduğunu alt tarafı bir bebek baktığını kendisinin daha fazla dışarda yorulduğunu düşünmeye başlamıştır. Aslı da artık kocasıyla eskisi gibi yakın
olmadıklarını, gittikçe uzaklaştıklarını ve kendisinin evlilik de yalnızlaştığını düşünmektedir. Bunların hepsi de çok isteyerek ve bekleyerek kavuştukları bebeklerinin geldikten sonra başladığını düşünmektedirler.

***

“O geldikten sonra…” Evet tam olarak; o geldikten sonra dersiniz çünkü bazen aile olmaya alışmak sanıldığı kadar kolay olmaz. Bir bebeğin doğumu bir evlilik için yeni ve heyecan verici bir deneyimdir. Bebek evin neşesidir. Ancak,
genelde çiftler, bebekleri doğduktan sonra evlilik ilişkilerinde daha fazla sorun yaşamaya başlarlar. Genellikle bebek doğduktan sonra çiftlerin evlilik doyumlarında azalma görülmektedir. Çiftler karı kocalık rolünden anne babalık rolüne geçerken birbirlerine olan ilgileri biraz azalabilir.Yeni kimliklerine alışmaya çalışırken mevcut kimliklerini geri plana atabilmektedirler. Yeni bebeğin getirdiği sorumluluklar da buna eklenince çiftler zaman zaman yorgun, yetersiz ve hatta tükenmiş olarak hissedebilirler. Her sabah neşeli ve her gün daha fazla öğrenmeye hevesli bir bebek sesiyle uyanmak motivasyonu ile beraber evde eski alışkanlıkların olmadığı tatlı ama bir o kadar koşuşturmacalı bir gün başlamaktadır. Gebelik ister planlı olsun ister sürpriz olsun çiftler bir takım adaptasyon sorunu yaşamaktadır. Çiftler arasında en önemli değişimi anne yaşamaktadır.

***

Mesela; çiftin planları arasında hamilelik yoksa birden bire karşılarına çıkan bu büyük sürprizin heyecan ve gerginlik yaratması doğaldır. Yeni doğacak bebeğin getireceği yaşam değişikliği, sürpriz hamileliğin sıkıntılı bir süreç olarak algılanmasına da yol açabilir. Hamilelikle birlikte kadınların vücutlarında birtakım hormonal değişimler meydana gelir. Bu değişim, anne adayının her zamankinden farklı tepkiler sergilemesine sebep olabilir. Ayrıca bu süreç içerisinde anne adayı özgürlüğünü yitirme duygusu, eşinin ilgisini kaybedebileceğini, kariyerinin erteleneceğini, bebeğine yeterli ilgi ve bakımı verebileceğine dair korkularını, bebeğin sağlığına dair endişeleri, anne olmanın getireceği sorumlulukların kaygısını ve bir yandan da değişmekte olan vücuduna alışmaya çalışmak gibi problemlerle karşı karşıya kalır.

***

Bebeğini hissetmeye başladığı andan itibaren yaşadığı kaygı ve heyecan hep iki kişiliktir. Bütün bunlardan dolayı
bu dönemde anne adaylarının kendilerini kırılgan, alıngan, hassas hissetmeleri; biraz sinirli ve heyecanlı olmaları son derece doğaldır. Bunların geçici ve hemen her anne adayının yaşadığı sıkıntılar olduğunu unutmamak gerekir. Bazı gebelikler de anne babanın planı doğrultusunda isteyerek gelişen bir süreç iken eşler bebek sahibi olma konusunda ne kadar istekli ve planlı olsalar da çocukların doğumu ve bakımlarını üstlenmek stres ve hatta bazen depresyonu da beraberinde getirir. Hikayemizde belirttiğim gibi aile içi sorumluluk ve rollerin güncellenmemesi ile eşler arası soğukluk ve uzaklaşma durumu oluşabilmektedir. Bu durumda eşlerin arasında gerginlik yaratan ve stresi arttıran bazı hususlara dikkat etmek gerekir.

***
Çiftler Nelere Dikkat Etmelidir?

• Her çift bebekleri dünyaya geldikten sonra daha fazla stres, daha duygusal, daha savunmacı ve daha fazla tartışma eğilimi yaşayabiliyor, bu stres ilk üç yıl daha yoğun bir şekilde yaşanmakta ve bu durumun geçici olduğu bilinmelidir.
• Kimin daha çok yorulduğu konusunda çekişme yaşamamalı ve çiftler yeni rollerindeki sorumluluklarını kıyaslama yoluna gitmeyerek hayatın müşterek olduğunu hatırlayarak birbirlerinin destekçisi olmalıdır.
• Kendini sadece bir şeye adamamak gerekir (sadece bebeğe, sadece işe vb.) eşler birbirlerine mola ile dinlendirme süresi ile destek olmalıdır. Çocuk bakımı anne-baba tarafından karşılanmalı, yalnızca anneye bu sorumluluk bırakılmamalıdır.
• Bebeği veya yorgunluğu bahane ederek eşine yeterince zaman ayırmamak durumu olmamalıdır. Çiftler anne baba olmanın dışında karı-koca ilişkilerini de devam ettirmeye özen göstermelidir.
• Bir çift olarak tartışmamanız mümkün ve sağlıklı olmayacaktır. Her ilişkide tartışmalar olmaktadır, önemli olan ortak br noktada buluşmak ve birbirinizi dinlemektir. Daha yumuşak cümlelerle, daha çok ne düşündüğünüzden, ne hissettiğinizden ve neye ihtiyaç duyduğunuzdan yani “BEN DİLİ” ile bahsederek tartışın.
• Birbirinize sohbet etmek için zaman ayırın. Hayatınızda pek çok şey değişti en önemlisi siz değiştiniz, sohbet ederek eşinizle yeniden birbirinizin neler düşündüğünü bundan 5 yıl sonra kendinizi nerde gördüğünüzü, hayatınızı, hayallerinizi yeniden konuşun.
• Babalar ve bebeklerinin arasında yaşanacak olan sıcak ilişki, bir çift olarak da mutlu olmanızı sağlayacaktır. Pek çok çift için bebek dünyaya geldikten sonra yaşanan yalnızlığın nedeni anne-bebek arasındaki yakın bağa yaklaşamayan babalardır. Dolayısıyla anneler de babalar da farkına bile varmadan kendilerini yalnız hissetmeye başlayabilirler. Babanın çocuk gelişimi üstündeki olumlu etkisini düşünerek baba-bebek bağının güçlenmesini ertelemeyin. Unutmayın ki; bebeğiniz sizi anne karnındayken sesinizden tanıyor.
• Bir çift olarak yaşamınızda oluşan bu güzel değişikliğe uygun yeni rutinler geliştirmeye çalışın.
• Evlilik bir takım oyunudur ve eşlerin kendilerini bir takım olarak hissedebilecekleri en iyi zaman, bebeğin aileye katıldığı zamandır. Yapılması gereken, karşılıklı anlayışlı olmak, birbirine destek olmak, ilişkiyi canlı tutacak etkinliklere yer vermek ve birbirine zaman ayırmaktır.

Böyle bir sorunla karşılaşan çiftler, bunun yeni bebeği olan her çiftin yaşadığı normal bir süreç olduğunu unutmamalıdırlar. Tüm bunlara rağmen geleceğe dair karamsarlıklarınız varsa en kısa sürede bir uzmana
başvurmalısınız.

Click to comment

Bir Cevap Yazın

Genel

EÇADEM çocukları engel tanımıyor

Published

on

blank

EÇADEM öğrencileri, Dünya Engelliler Günü’nde Yaşar Kemal Kültür Merkezi’nde muhteşem bir etkinliğe imza attı. Ritimden dramaya, halk oyunlarından piyanoya kadar hazırladıkları sahne şovlarını aileleri için sergileyen çocukların mutlulukları görülmeye değerdi.

Sarıyer Belediyesi ve Koç Üniversitesi iş birliği ve İstanbul Kalkınma Ajansı’nın desteğiyle kurulan Engelli Çocuk ve Ailelerine Destek Merkezi (EÇADEM) öğrencileri, Dünya Engelliler Günü’nde hazırladıkları gösterilerle gönülleri fethetti. Piyano gösterisi ile başlayan etkinlik ritim gösterisiyle devam etti. Yeşilçam filmlerinden kesitlerin yer aldığı oyunda Adile Naşit ve Türkan Şoray gibi usta oyuncuları canlandıran öğrencilerin performansı büyük alkış aldı. Etkinlikte Burak Pasun’un zeybek gösterisi büyük beğeni kazanırken, insan ve hayvan etkileşiminden yararlanarak, fizyolojik ve psikolojik mekanizmaları harekete geçiren, metabolizmada sağlığı olumlu yönde geliştiren değişiklikleri başlatan hayvan destekli terapi gösterisinin ardından sahne alan halk oyunları ekibini izleyenler ayakta alkışladı.

Yaşar Kemal Kültür Merkezi’nde düzenlenen etkinliğe Sarıyer Belediye Başkan Yardımcısı Hüseyin Coşkun, Koç Üniversitesi Rektör Vekili ve Akademik İşlerden Sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Zeynep Gürhan Canlı, EÇADEM Müdürü Arzu İnan, Sarıyer Belediyesi Meclis Üyeleri Hayrettin Dereli ve Nihal Yeşilbaş ile EÇADEM öğrencilerinin aileleri katıldı.

YAŞAMLARINA DOKUNUYORUZ

6 yıl önce engelli çocuklara ve ailelerine destek vermek amacıyla EÇADEM’in kurulduğunu ifade eden Koç Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Zeynep Gürhan Canlı, “Engelli çocukların ve ailelerinin bakım ile danışmanlık hizmetlerinin verilmesi, bu vesile ile aile bütünlüğünün korunması, yaşam kalitesinin yükseltilmesi amacıyla çok önemli bir görevi yerine getiren EÇADEM projesine büyük katkı sağlayan Sarıyer Belediyesi’nden onur duyduğumuzu belirtmek isterim. EÇADEM olarak engelli bireylerin ve ailelerinin yaşamlarına dokunmak, ailelerin bakım ve yüklerine nefes olabilmek, gençlerimizin öz bakım becerilerini ve öz güvenlerini artıracak çalışmalar yaparak onlara katkı sağlamak için çok çalışıyoruz” dedi.

SINIRLAMANIN KİMSEYE FAYDASI YOK

Yaşamın her alanında engelli bireylerin hayat kalitelerini arttıran projelere imza atmaya büyük özen gösterdiklerinin altını çizen Sarıyer Başkan Yardımcısı Hüseyin Coşkun, “Yaşam bize sızlanmanın hiç kimseye faydası olmadığını öğretti. EÇADEM, oluşturacağınız küçük yaşam alanının koca yüreklere, milyonlara nasıl ulaşabildiğinin en somut örneğidir. Bireyi, sadece kendisine yapılacak eğitimle değil, ailesinin ruhsal olarak, psikolojik olarak duruma hazırlanması ile ilgili yapacağımız çok şey var. Küçük küçük fedakarlıklarla kocaman yüreklere dokunabiliriz” dedi.

Continue Reading

Genel

Reşitpaşa’da amcasıyla bekçiyi yaralayan şahıs intihar etti!

Published

on

blank

Reşitpaşa’da yolda yürüyen bekçi Kerem C. ile amcası Sadık C.’yi silahla ağır yaralayan Hüseyin Arslan(20) aynı silahla intihar etti.

Olay, saat 22.00 sıralarında, Sarıyer Reşitpaşa Mahallesi Kıbrıs Caddesi’nde meydana geldi. İddiaya göre, istirahatte olan bekçi Kerem C. ile amcası Sadık C. caddede yürüdükleri sırada silahlı saldırıya uğradı. Ağır yaralanan amca ile yeğen ihbar üzerine sevk edilen sağlık ekiplerince hastaneye kaldırıldı. Olaya ilişkin çalışma başlatan polis ekipleri, saldırıyı gerçekleştiren Hüseyin Arslan’ın motosikletle kaçtıktan sonra Cengiz Topel Caddesi’nde aynı silahla kendisini başından vurarak intihar ettiği ve hayatını kaybettiği belirlendi.

Ekiplerin olaya ilişkin çalışmaları sürüyor.

Continue Reading

Genel

Kılıçdaroğlu’ndan İstinye’ye ziyaret

Published

on

blank

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Sarıyer İstinye’deki İspirliler Derneği’nde vatandaşlarla buluştu.

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Sarıyer İstinye’de bulunan Erzurum İspirliler Derneği’nde mahallelilerle bir araya geldi. Kılıçdaroğlu’na CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç, CHP Sarıyer İlçe Başkanı Sevim Yalınkılıç ve CHP İstanbul Milletvekili Gökan Zeybek de eşlik etti. Mahallede yoğun ilgiyle karşılanan Kılıçdaroğlu, yaptığı konuşmada ekonomiden, yaşam koşullarına dair ülkemizin içinde bulunduğu sıkıntılı süreçle ilgili önemli konulara değindi. Dernek yöneticilerinin sorularına da cevap veren Kılıçdaroğlu, onlara CHP’nin tüm bu sorunları nasıl çözeceğini de birçok çözüm yolu sunarak anlattı.

 

Continue Reading

Popüler

blank